KÜRESELLEŞME VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK – 5
-Kuvvayı Milliyeciler bir avuçtur. Koskoca Almanya’yı dize getiren İngiltere, bu Ankara-Yunan mücadelesini neden durduramıyor” Vahdettin
TÜRK KİME DERLER
"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür." Anayasanın 66. maddesi

Anasayfa

DOĞUNUN FATİHİ YAVUZ SULTAN SELİM

 

Geçilmez çölü nasıl geçti? İlk Osmanlı halifesi!

Ali Alper ÇETİN

“Cesaretiyle yaşamayan esaretiyle ölür.”

 Yavuz Sultan Selim

 

  1. Orta Asya ile Anadolu arasındaki yolun kapanması
  2. Hilafetin İstanbul’a getirilmesiyle devletin, Türk tebaa üzerinde dinî bir baskı unsuruna dönüştürülmesi
  3. Osmanlı Sultanların aynı zamanda “Halife” sayılmaları ile vicdani baskı altına girmeleri.
    Devamını oku...

     

    İRAN’IN KİMLİĞİ ÜZERİNE

    Rahim CAVADBEYLİ

    Maalesef 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki Türkçülerin temel itibarı ile İran’ı Türklüğün dışına itmek isteyen Avrupa Tarih tezini ön plana almaları ve Firdevsi’nin İran-Turan efsanesi üzerinden yürümeleri sonucunda İran’ın Türk dünyasının dışında bırakılmasına getirip çıkarmıştır. İran etnik ve arazisi bakımından hem de devlet yapısı bakımından bir Türk Devleti olmuş ve Türk bayraktarlığını yapmıştır. Nasıl olur da 1925 yılına kadar Türk bayraktarlığını yapan nüfusuyla, etnik yapısıyla bir Türk Devleti ve yurdu olan İran, bir anda Pers oluveriyor?

    Devamını oku...

     

    ATEŞİ YENİDEN YAKMAK    M. Hayati Özkaya 
     
    Batuhan ERGEC
     
    Adından da anlaşılacağı üzere, kaybolmamış ve sonsuza dek kaybolmayacak Türklüğün ülküsünü bir nefeste okunup bitirilecek derece de güzel ve sade bir dille anlatan yazar, bizlere ders çıkarmamız gereken bir eser hazırlamış. Ömer Seyfettin gibi yakın tarihimize, benim düşüncemle adını altın harflerle yazdıran bu eşsiz yazarın, eserlerinin olması gerektiği gibi anlaşılamaması bizler için büyük bir üzüntü ve utançtır. 
    Devamını oku...

    YENİ AÇILIM(LAR)IN AYAK SESLERİ

     

    Hakan PAKSOY

     

    Kumpas olduğu bugün bütün açıklığı ile ortaya çıkan Ergenekon Davası’nın, Kasım 2007’de Beyaz Saray’da yapılan görüşmelerde kararlaştırıldığını kamuoyuna ilk yazan Fehmi Koru, önemli bir soru daha sorar: “Yeni bir açılım süreci mi?

    Devamını oku...

    SURİYE ÜZERİNDEN RESMİN BÜTÜNÜ

    Sadi SOMUNCUOĞLU

    Resmin Suriye karesindeki "Güvenli Bölge "  kurma tartışmaları gündemin başına oturdu. Geçen yazımızda BOP gereğince ABD ile gerçekleştirdiğimiz iki "Ortak  Merkez" den bahsetmiştik. Bu merkezlerin egemenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü nasıl tehlikeye düşürdüğünü görüldü. Buna rağmen, "Arap Baharı"  ile Afrika'nın kuzeyinden dolaşıp, Suriye'ye geldik. Irak'a benzer bir "fedaral rejim" ile ülkeyi bölecek siyasete takıldık.  ABD'nin,  PKK/PYD'ye "devletçik" kurmasının yolu "Güvenli Bölge"den geçiyor. Nitekim Ankara'ya gelen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ında katıldığı ortak basın toplantısında özetle, "Menbiç'le ilgili kararlarımız var. YPG ve Suriye kuvvetleri nehrin öbür tarafına geçmemelidir... Türk sınırları Türkler tarafından, Türklerin kontrolünde olmalıdır. Sınırlar işgal edilmemelidir. Suriye'nin toprak bütünlüğü olmalıdır" demişti. (24.8.2016)

    Devamını oku...

    Büyük Türk Milliyetçisi Nihat Çetinkaya’yı Sonsuzluğa Uğurlarken -(5/6)

    ŞEHİTLER YURDU- EDİRNEKAPI ÖĞRENCİ YURDU -5-

    Edirnekapı Öğrenci Yurdu aynı zamanda bir şehitler yurdudur. Bu yurtta kalan bazı ülküdaşlarımız dev-gençli militanların kanlı pusularıyla şehit edilmişlerdir. Bunlardan İsmail Tığlı 23 yaşındaydı. İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisiydi. Kastamonu’da Genç Ülkücüler Teşkilatı kurucularındandı. 

    21 Kasım 1975 tarihinde İstanbul Beyazıt Meydanı'nda, Marmara Kıraathanesi'nin önünde, üstünde "Türkiye Bölünmez Bir Bütündür." yazılı bir afişi asarken, komünist militanlar tarafından binlerce kişinin gözleri önünde kurşunlanarak şehit edildi. 

    Devamını oku...

    TÜRKİYE'DE DOĞRU SİYASET OLSAYDI

    Ahmet B. ERCİLASUN

    Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün ülkemizdeki Suriyelileri konuşmazdık; Suriye'deki Türkleri, Türkmenleri konuşurduk. Kültürel haklarının verildiğini, Türkçeyle eğitim yapan okullara gitmeye başladıklarını konuşurduk. Suriye'de çıkardıkları Türkçe yayınları incelerdik.

    Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Suriye'deki PKK / YPG yapılanmasını konuşmazdık; Azez'deki, Halep'teki, Lazkiye'deki Türkleri, Türkmenleri konuşurduk. Oralarda açılan Yunus Emre enstitülerinden söz ederdik.

    Türkiye'de doğru siyaset olsaydı bugün Kandil'i, Sincar'ı, Irak'ın kuzeyinde bağımsızlık referandumu yapan yönetimleri konuşmazdık; Kerkük'te, Erbil'de, Tuzhurmatı'da açılan Türk okullarını konuşurduk. Kerküklü şairlerin şiirlerini, yazarların romanlarını okuyor olurduk. Irak'taki Türk yurtlarına Arzu Kamber masalı derlemeye giden araştırmacılarımızı konuşurduk.

    Devamını oku...


    "2017 yılında hayata geçirilen ve 100 binlerce Uygur Türkü çocuğun tutulduğu, Çocuk Kampları Sistemi ile dilinden, dininden ve Türk kökenlerinden uzaklaştırılmış yeni bir nesil yaratılmak isteniyor. Elde edilen tüm deliller, yapılanları, kültürel bir soykırım olarak adlandırmamızı gerektiriyor” 

    Yukarıda tırnak içinde yazmış olduğum paragraf Dr. Adrian ZENZ adlı Alman bir araştırmacının 5 temmuz 2019 tarihinde BBC ye vermiş olduğu mülakatta geçen ifadelerdir.. 

    Devamını oku...

    OSMANLI VE İKİLİ DÜZEN

    Halil ALTIPARMAK

    Tarih disiplini, geçmişte yaşananların sıralanarak(kronolojik olarak) anlatılması değildir. Bu sıralanarak anlatılanlar, tarih bilgisidir, doğrudur. Ama, esas olan, Tarih Felsefesi yapabilmektir. Yani, soru sorarak, sorgulayarak, bağlantılar kurarak Tarihi aktarmak ve anlatmaktır. Elbette, geçmişte yaşananların bilgisi, Tarih Felsefesi yapmanın malzemesidir. Yani, Tarih Felsefesi yapmak için bu malzeme şarttır ve bilinmelidir.

    Konuya neden böyle girdiğimi izah edeceğim, tabii ki.

    Genel kabul gören anlayışla, 623 yıl süren Osmanlı Devleti, kuruluşundan yıkılışına kadar aynı surette mi yönetildi? Aynı düzenle mi yürüdü? Çeşitli kırılma dönemleri olmadı mı?

    Devamını oku...

    LOZAN KİMİN "ERGENEKONU?" (II)

    Sadi SOMUNCUOĞLU

    Lozan Antlaşması'nda gayrimüslimlerin dışında bir azınlık kabul edilmediği için başka bir azınlık söz konusu olmamıştır. Sevr'de ise ırk, dil ve din azınlığı vardır. Irk azınlığı olarak "Kürdistan" başlığı altında Md. 62, 63, 64'de özetle; "Türkiye, Fırat'ın doğusunda, Ermenistan'ın güneyinde, Suriye, Irak ve Türkiye sınırında Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgelerin "özerkliğini" kabul eder. Kürtler Türkiye'den bağımsız olmak isterlerse Türkiye bu bölgeler üzerindeki bütün haklarından vazgeçmeyi şimdiden yükümlenir" deniliyor. Günümüzün söylemlerine ne kadar da benziyor değil mi? Tarif edilen coğrafya ve ülkeler aynı; "özerklik", "bağımsızlık", "Fırat'ın doğusu", "Kürdistan", "Suriye,  Irak ve Türkiye sınırı"  gibi kavram ve ifadeler aynı. Bölgede yaşananlar, Libya, Sudan, Irak ve Suriye'deki kanlı çatışmalar; sıranın İran ve Türkiye'ye geleceği beklentileri aynı. Adı BOP veya başka bir şey olmuş fark etmiyor. Demek ki 100 yıllık haçlı hedefleri değişmemiş ve bugün gereği terör örgütleri kullanılıyor.

    Devamını oku...

    Ateşi Yeniden Yakmak Üzerine

    Ceren EMELİ

    Merhaba Değerli Hoca’m 

    Geçtiğimiz sene bu zamanlardı, elime kalemimi almış size P.K 546 için bir mektup yazıyordum. Gün oldu devran döndü. Koca bir senenin ardından bu kez bizler için yeni bir soluk niteliği taşıyan “Ateşi Yeniden Yakmak” adlı kitabınız hakkında bir şeyler yazmaktayım.

     Siz ki sayın hocam,  geçen onca zamanın serptiği su damlaları yüzünden çoktan sönmüş bir ateşi yeniden yaktınız o halde bundan sonra bu ateş sönmesin, büyüsün diye yeniden yaktığınız ateşi harlamak da bizlere düşüyor.

    Devamını oku...

    Bak Postacı Geliyor- XV

    Mevsim yaz, aylardan ağustos, okullar tatil. İnsanlar sahillerden yaylalara, yaylalardan sahillere koşarken büyük - küçük bütün şehirler, bağrında taşıdıkları kocaman binalarıyla,  bulvarları ve sokaklarıyla baş başa kalmakta ve her yaz söyledikleri şarkıyı, yalnızlık şarkısını yeniden mırıldanmakta. Bu işten kim kârlı, kim zararlı çıkmakta Allah bilir… Ancak şu bir gerçek ki aylardır taşıdıkları insan denen yükün ağırlığından kurtuldukları için şehrin parkları, bahçeleri, kaldırımları bir iki aydır biraz daha rahat nefes almakta, gönüllerince yaşamaktalar…

    Devamını oku...

    Mehmet Ali Kalkan'dan Bir Şiir

                Git

    Gurur,kibir bağında,
    Filizlenme, kuru git.
    Dilin söz yatağında,
    Kir taşıma,duru git.

    Devamını oku...

    “Yazarlarımızı ve şairlerimizi çok iyi tanımak ve anlamak, başımıza gelebilecek bir takım felâketlere karşı sağlam tedbirler almaktır”

    - Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?  M.Hayati Özkaya kimdir?

    - Mehmet Hayati ÖZKAYA, 1959'da Van'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Adana'da, yükseköğrenimini Eskişehir'de tamamladı.1982 yılından itibaren çeşitli liselerde  edebiyat öğretmeni ve idareci olarak çalıştı. 1993-1995 yıllarında İtalya'nın Trieste  şehrinde Yabancı Diller Enstitüsü'nde Türkçe okutmanlığı yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Özkaya'nın Kıssa-i Aşk ve P.K. 546 İdealist Bir Neslin Hikâyesi adlı kitapları vardır.

    Devamını oku...

    Oğuznameler ne zamandan beri biliniyor?  

    Oğuznamelerle ilgili yazılarımdan dolayı bazı sorularla karşılaşmaktayım. Sorulardan bir bölümü, Oğuznamelerin ne zamandan beri bilindiği hakkında. Câmiü't-Tevârîh, Şecere-i Terâkime, Dede Korkut Kitabı gibi iyi bilinen ve haklarında rahatça bilgi edinilebilecek olan eserlerden çok, az bilinenler hakkında bir merak var. Onlardan birkaçı üzerinde duracağım.

    Devamını oku...

    P.K. 546 İdealist Bir Neslin Hikâyesi

    Gülcan Havva ERASLAN

    Kitap yayınevinden çıkıp bir yayın olarak piyasaya dağıtıldığı andan itibaren tek kitap olmaktan çıkar, ulaştığı okur sayısı kadar farklı kitap olur. Okurun geçmişi, kültürü, geleneği, inancı, ideolojisi ve bilgisine göre şekillenir. Âdeta okurun okuyarak yeniden yazdığı bir hâl alır. P.K. 546 kitabı bu bağlamda, Mehmet Hayati Özkaya’nın kaleminden benim dünyama yansıdığı şekliyle sizlere anlatacağım bir eser.

    Anadolu’nun köklü şehirlerinden olan Van’dan Adana’ya başlayan bir yolculuk, o şehirler ve o yolcularla bir bağınız yoksa ne kadar sizin hikâyeniz olabilir?

    Devamını oku...

Bir Kitap Bir Yazı

Editörün Tavsiye Ettiği Kitaplar

 Mehmet Hayati ÖZKAYA  Oğuzhan SAYGILI
Hasip SAYGILI  Hasip SAYGILI
 

Bir Dergi

Sevgili okuyucularımız, merhaba.

Bu sayımızda sizleri edebiyatımızın yaşayan çınarlarından Sabahat Emir’e dair hazırlamış olduğumuz dosya ile selamlıyoruz. Kültür ve sanat dünyamıza gerek kurgusal gerekse kuramsal pek çok eser kazandırmış bulunan Sabahat Emir’i bu vesileyle yeniden gündemimize almış olacağız.

Devamını oku...

Editörün Seçtikleri

 

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR- XV
Cuma, 02 Ağustos 2019
...
TÜRK KİME DERLER
Salı, 20 Ağustos 2019
...
OSMANLI VE İKİLİ DÜZEN
Pazar, 04 Ağustos 2019
...
KANIT
Pazar, 04 Ağustos 2019
...
İRAN’IN KİMLİĞİ ÜZERİNE
Çarşamba, 21 Ağustos 2019
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

125 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi