- Yayınlanma: Pazartesi, 31 Mayıs 2021 20:42
- Gösterim: 547

Millettce siyasi kutuplaşmalardan çok çektik ve büyük bedeller ödedik..
-1950-60 yıllları arasında DP ile CHP arasındaki siyasi kutuplaşma, camileri, kahvehaneleri ikiye bölmüştü..O devirde İnsanlar kız alıp verirken bile siyasi görüş sorarlarmış..
-1970-80 arasındaki sağ sol çatışmaları ise, her iki taraftan binlerce gencin hayatına ve istikbaline mal oldu. Nice canlar gitti. Ne ocaklar söndü. Koca bir nesli mahvetti ki yarası henüz kurumadı..
-Dün dürüst devlet adamı Gün Sazak beyin şehadetinin yıl dönümü idi..Mekanı cennet olsun..Siyasi görüşü ne olursa olsun katledilen tüm insanlarımıza Allahtan rahmet diliyorum.
-1950-60 dönemini, çok partili sisteme geçiş dönemi idi..Her iki parti etrafında guruplaşan halkımız, iktidarı paylaşamama sebebiyle birbirleriyle kavgalı olmuşlardı.
-1970-80 dönemideki sağ sol kavgasının altında yatan gerekçe ise, bana göre;1961 anayasasının getirmiş olduğu özgürlük ve ileri demokrasi ortamına, halkımızın o anki demokrasi anlayışının henüz hazır olmadığı idi..Bir takım merkezlerin istismarı ve tahriki de etkili olmuştur mutlaka.
-Tam da sanayileşmeyle birlikte büyük şehirlere göçün yaşandığı bir ortamda, henüz şehir ortamına intibak edememiş gençlik; birbirinin zıddı ideolojiler etrafında örgütlenme gereği duymuşlardır.
Birbirlerinin varlığına tahammül edemeyen guruplar, önce; birbirlerinin varlığını ortadan kaldırmaya çalışmışlar; bunun mümkün olmadığını anlayınca da, birbirlerinin varlığına tahammül eder hale gelmişlerdir..Ancak 12 Eylül 1980 darbesi ile bedel ödeyerek, barış içinde birlikte yaşama gereğini içlerine sindirmişlerdir..
-Aynı kutuplaşma ve kavgaların daha beterini Avrupa insanı da yaşamıştır..Kavuşacakları demokratik haklarını bedelini peşin ödeyerek..
-17 ve 18.nci yüzyılda sanayileşme ve şehirleşmeyle birlikte Avrupa'da oluşan çeşitli sosyal guruplar da, önce birbirlerinin varlığını ortadan kaldırmaya çalışmışlardır.
-Mezhepler arası kavgalar,
-Düşüncelerini özgürce ifade etmek isteyen aydınların Kiliseyle kavgası,
- Mülkiyeti elinde bulunduran derebeyle, topraksız köylü (serf) nün kavgası,
-Fabrika sahibi patronla, sosyal güvenliği olmayan proletarya (işçi) nın kavgası,
-Kralla, yönetime ortak olmak isteyen halk arasındaki kavgalar..vs.100 yıl süren bu kavgalar grupların daha sonra birbirleriyle anlaşıp uzlaşmaları ile son bulmuştur..Topraksız köylü toprağa, İşci sosyal güvenliğe, Aydınlar düşünce hürriyetine, Halk demokrasiye kavuşmuştur..
-Avrupa insanının peşinen bedel ödeyerek sahip olduğu demokratik haklara biz, çok sonraları bedelsiz olarak hemde ikram edilir gibi sahip olmuştuk.
-Kulluktan Vatandaşlığa, Monarşiden Cumhuriyete Atatürk sayesinde geçmiştik.
-Tek partiden çok partiye de, İsmet Paşa sayesinde geçebildik.
-1961 anayasası ile de, şu anki sosyal haklarımızın sahibi olmuştuk.
-Tüm bu haklar için, milletçe bir talebimiz de olmamıştı zaten..Ama aldık ve 60 ve 80 darbeleri ile de bedelini ödedik..Yeni bir bedel ödemek için hiç kimseye borcumuz da yoktur, ödeyecek gücümüzde!. Allaha şükür, inanç ve düşünce yapımızdaki farklılıkları bir zenginlik olarak kabul eden hoş görü ortamına da kavuştuk diye sevinirken, AKP iktidarında yeni bir kutuplaşma içerisinde bulduk kendimizi.
-Son 18 yıldır AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, kendi tabanını konsolide etmek için siyaset stratejisini gerginlik ve kutuplaşma üzerine inşa etmektedir..Rakiplerini en acımasız bir şekilde; hemde soyut iddialarla suçamakta..Google de bu konuda çok malzemeler vardır..
-12 Ocak 2017 de, Türk lirasının değer kaybettiği günlerde, "Elinde dolar bulunduranlar terörist" demiştir.
-16 Nisan 2017 de, Yeni hükümet sisteminin oylanacağı referandum öncesi, 12 Şubattaki konuşmasında,"Yeni sisteme Hayır diyecek olanlar, 15 Temmuzun yanında olacaktır" diye suçlamış, 8 Nisan'daki mitingde ise, "Kim hayır diyecekse Fetö'nün, İmralı'nın, Kandil'in yarında yer alır" diye suçlamaya devam etmiştir.
-2019 daki yerel seçimlerde Millet İttifakını "Zillet İttifakı" olarak suçlamıştır. "Zillet İttifakının amacının terör örgütü uzantılarını belediye meclislerine taşımak" olduğunu iddia etmiştir.
-22 Kasım 2019 da, "Bay Kemal terör örgütleriyle iş tutuyor!" diye suçlamıştır.
-En son Rize'de saldırıya uğrayan Meral Akşener için, Geçmiş olsun diyeceği yerde,
BU DAHA BİR. DAHA NELER OLACAK NELER?
BUNLAR İYİ GÜNLER.!.diyebiliyor..
-Koskoca bir Cumhurbaşkanı yapıyor bu tehditi. Görevi mağdurun hakkını korumak olan devletin en yetkilisi, hem suçu övmekle TCK mad. 215 kapsamına giriyor, hemde ilerde olabilecek olayların azmettiricisi suçunu da peşinen itiraf etmiş oluyor. Çok yazık..TÜRKİYEDE HİÇ KİMSENİN SÖZ, FİKİR, HAK, HUKUK, SİYASET VE CAN GÜVENLİĞİ YOK ARTIK..







