Anasayfa

Türkiye Cumhuriyeti’nin sinir uçlarıyla oynanmaya devam ediliyor. Hiç de vazgeçilmiyor. Bunu sadece yönetenler değil, devletin memurları da yapıyor.

 

A.Yağmur TUNALI - Onlar Arap biz Müslüman 

Din ve medeniyet değiştirmekle geçmiş silinmez. İnsan yine o insan, toplum yine o toplumdur. Sihirli bir değnekle başka bir şekle dönüşme ancak masallarda olur. Ayrıca, yüzyılların, bin yılların getirdikleri, var oluş ve devam kanunları değişmez. Tabii olan budur.  Yatağı değişen su yine o sudur. Aktığı yer ve ona göre akış şekli değişmiş görünür.

Bununla beraber din ve medeniyet değiştirenlerin kendileri kalabilmeleri zordur. Hayat yeni baştan kurulur. Sancılı bir süreçtir. Toplumun neye dönüşeceği de sürprizlidir. Kültür güçlülüğü-zayıflığı burada devreye girer. Din ve medeniyet derken neyi nasıl aldıkları ve nasıl işledikleri önemlidir. Bu da, dini temsil ve temessül eden(özümseyen) milletin ve dilinin kudretiyle ilgilidir.

Gönlümden...

"Yoksa şu yaprakta Yavuz,

Yoksa şu sayfada Oğuz,

Biz de yoğuz, biz de yoğuz."

Arif Nihat Asya

Necdet Özkaya, Yavuz Özkaya, Oğuz Özkaya.

T. Nisa DİZDEMİR - ÖMER SEYFETTİN'İ YAŞAMAK

 

 

Birisini yaşamak ne demektir? Birisini yaşamak mümkün müdür? Hepsini geçtim ölmüş birisini mesela –Ömer Seyfettin’i- yaşayabilir miyiz? Bu sorular yazının başlığını okur okumaz kafamızda beliren sorulardır. İlk sorudan başlamamız gerekirse birisini, bir kişiyi yaşamak bence onun fikirlerine, düşüncelerine, hayallerine hâkim olmaktır. Buradan yola çıkarsak birisini yaşamak da mümkündür. Tabi bir kişinin fikirlerine, düşüncelerine ve hayallerine ne kadar hâkimseniz o kadar yaşamaktan bahsedebilirsiniz. Peki, Ömer Seyfettin’i yaşamak? İşte onu da Mehmet Hayati Özkaya’nın Ateşi Yeniden Yakmak romanı ile yapmak mümkündür.

 

Kaptan’a Selamlar…

Şair bu, an gelir dertlenir, kederlenir, sevinir, çılgına döner; neler neler düşünür bilinmez. Bazen kendini anlatır yorgun-argın, kırık dökük kelimelerle; bazen aşka gelir dizi dizi sıralar mısraları: kâh birilerini anlatır kâh bizi. Ve bir gün gelir ki bir yarışmada ödüle layık görülür şiiri.  

İşte o günlerden biridir.  Sene 1946, Cumhuriyet Halk Partisinin düzenlediği şiir yarışması sonuçları açıklanır:

“Yaş otuz beş yolun yarısı eder” diyerek birinciliği kazanan Cahit Sıtkı Tarancı’nın ardından, Gâvur Dağlarından Rivayet, Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikinciliğe layık görülür Attilâ İlhan. Yarışmanın üçüncüsü ise Çakır’ın Destanı’ndan şiiriyle Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır.

UFUKLAR ARDI BİZİM

Geçen ay, kitabevlerinin raflarında kendine has kokusuyla, rengiyle, sesiyle arzı endam eden bir şiir kitabı;  baharın kelebekleri, portakal çiçekleri, Arap bülbülleri gibi Çukurova’ya inip bizim fakirhânenin de kapısını çalıverdi.

Ufuklar Ardı Bizim” diyerek gelen Ötüken menşeli bu kitabın kapağında, art arda sıralanmış dağların ufuklarında, aydınlık bir yarın gibi renkleri sarıdan turuncuya, turuncudan kahverengiye çizgi çizgi harmanlamış bir güneş durmaktaydı. Sıcak ve yumuşak…

Önce büyük bir merakla, içindekileri bir çırpıda okuyacakmışçasına sayfaları baştan sona doğru bir bir çevirdim, sonra tekrar başa döndüm ve adıma imzalanmış sayfada durdum.

 6 Nisan 2022- Eskişehir /  Mehmet Ali Kalkan

Ve şairce bir sesleniş:

“Bu şiirler çok Hayati değil, ama Özkayalar önemli. Mehmet adaşıma sevgiyle…”

Gönlümden...

M. Halistin Kukul

Halistin Kukul Ağabey, Trabzon Beşikdüzü doğumlu. Kara Harp Okuluna giderken 21 Mayıs 1963 hadiseleri sebebiyle oradan ayrılıyor ve Atatürk Üniversitesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatından mezun oluyor. Sonra liselerde Diyarbakır ve Samsun Eğitim Enstitülerinde, 19 Mayıs Üniversitesinde öğretim üyeliği yapıyor ve 1997 yılında da emekli oluyor.

Liseden bu yana okuduğum kitaplarda, edebiyat dergilerinde bir çok isim vardı aklımda. Yazarlar, şairler, desen yapanlar... Şiirle iştigal etmeye başlayınca bu isimlerin, kendilerini hayranlıkla takip ettiğim büyüklerimin çoğuyla tanışma fırsatı buldum çok şükür.

Bu güzel insanlardan birisi Halistin Ağabey. Şair, yazar, hikayeci... Binin üzerinde makalesi var.

M.Hayati ÖZKAYA - BAKPOSTACI GELİYOR XXXVIII

Serdar bakıp at üstünden, dedi: İleri! …

Bir ağızdan uğuldadı cenk türküleri…

Geçtik Tuna kıyısından üç yüz akıncı,

Süngülerde yanıyordu ordunun hıncı!

 

Uçlarından kan damlayan kılıçlar kınsız,

Tanrı böyle emretmiş: Türk durmaz akınsız!

Diyordu, “Akından Akına” şiir kitabında Yusuf Ziya Ortaç.

VEFATININ KIRKINCI GÜNÜNDE “ÜLKÜCÜ DÜNYA GÖRÜŞÜ’NÜN” YAZARI MAHMUT METİN KAPLAN’IN AZİZ HATIRASINA…

 

Efendi BARUTÇU​​​​​​

“Metin Kaplanlar bu milletin ruh, iman gelenek köklerine bağlı taşkın zekâlı çocuklarıdır.

Yolsuzluklara, kötülüklere, dinsizliklere, saçma sapan yeniliklere, her türlü bölücülük ve mezhepçiliğe, nursuzluk ve dönekliklere karşı içlerinde mukaddes bir isyanla İstanbul’a, Ankara’ya, Bursa’ya büyük şehirlere çoğunlukla “taşra” dan, bir kasabadan veya köyden gelirler. Gönüllerinde memleketi ve dünyayı bir anda düzeltecek ateşler yanar.

MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ’ye Açık Mektup

--6--

Sayın Genel Başkan Lütfen Bu Akacak Kanı Durdurun!

Efendi Barutçu

 

Sayın Genel Başkan;

Bugün yayınlayacağım mektubum 30.03.2022 tarihli mektubumun devamı niteliğinde olacaktı, hatta hazırlamıştım fakat bugün duyduğum ve kendi adıma değil ülkücü üniversiteli gençlerimiz adına, dehşete kapıldığım bir haberi sizinle paylaşmak ve ilk mektubumda olduğu gibi “LÜTFEN BU AKACAK KANI DURDURUN” çağrımı yeniden yaparak zatıalinizin meseleye el koymanızı ve müdahale etmenizi istirham etmek maksadıyla yeni bir konuya geçtim.  Bu sebeple de bir önceki mektubumun devamını yayınlamayı ertelediğim için sizden ve değerli okurlarımdan özür diliyorum.

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


ATİLLA İLHAN
Salı, 31 Mayıs 2022
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

103 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi