- Yayınlanma: Pazartesi, 28 Aralık 2020 21:24
- Gösterim: 516
MEHMET AKİF'İ ANMAK VE ANLAMAK
Abdullah TOPAÇ
Mehmet Akif Ersoy aramızdan ayrılalı 84 yıl olmuş. Allah rahmet eylesin.
Büyük insanlar büyük dağlar gibidir, kendilerinden uzaklaştıkça haşmetleri ortaya çıkar. Merhum Akif de yıllar geçtikçe büyüklüğü gönlümüzü daha fazla dolduran Millî bir değerimizdir..
Akif konusunda bir şeyler yazmak için kendimi borçlu gördüm..
Yazarken de; Akif'in yaygın olarak bilinen mümtaz özelliklerinin tekrarı olmayan bir şeyler yazmayı arzu ediyorum..
Bunlardan birisi öğrencilik yıllarına aittir.. Millî Şuur ve sorumluluğun zirvesi bir davranıştır.
Akif, Baytar Mektebinde öğrenci iken hergün 17 km. Yolu yayan yürümektedir..
Okulu'nda gayri müslim öğrenciler de vardır ve gayri müslim öğrencilerden birisi okul birincisi konumundadır.
Milli Şuuru ayağa kalkan Merhum Akif, Okul Yönetimine giderek; kendisine okulda bir yer vermelerini; bir gayri müslimin birinciliğini hazmedemediğini belirtir.. Akife yatılı öğrencilerin konumunda bir yer ayarlanır..Akif de sorumluluk kabul ettiği görevi yerine getirerek, Okulu Birincilikle bitirir ve hayatına sessizce devam eder..
İkinci olay Kurtuluş Savaşı yıllarına aittir..
Akif Ankara'ya 24 Nisan 1923 (Büyük Millet Meclisinin açılışının ertesi) günü gelmiştir..
Kız kardeşi de Ankara'ya taşınmıştı. Akif'in bir ziyaretinde Kızkardeşi, Akif'e şekerli çay ikram etti. Akif sinirlendi.. Rahatsız oldu..
" Cephede askerimiz savaşırken, sizler burada hem de şekerli çay içiyorsunuz ha..." diyerek çayı içmeden gitti ve Kurtuluş Savaşı sonuna kadar da kardeşinin evine bir daha uğramadı..
Üçüncü bilgi paylaşımım, Çanakkale Şehitleri Şiiri ile ilgilidir..
Savaş esnasında birçok edip, şair, ressam ve diger sanatçılarımız Çanakkale'ye götürülmüşlerdir...
Akif bu dönemde Ülkenin değişik yerlerinde görev halindedir, Çanakkale Savaş alanını hiç görmemiştir.
Ama bütün bombalar Akifin yüreğinde infilâk etmektedir..
Çanakkale Şehitlerine Şiirini bu duygularla yazmıştır.
Çanakkale Şehitlerine Şiirinin Edebiyarımızdaki yeri, kıymeti ve üstünlüğü erbabınca malûmdur..
Akif bu şiiri:
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber..
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber...
Mısralarıyla bitirir..
Benim eklemem burada olacaktır..
Bu mısraların Akifteki anlamını, maalesef ki yeteri kadar bilmiyoruz.
Bu mısraların anlamı şudur: Uhud Savaşı'nda Sahabe'den Ziyad yaralanır. Peygamber Efendimiz onun başını dizine koyar ve Ziyad öylece şehit olur.
Sahabe, derler ki:
-Ya Resulullah, Ziyat ne güzel bir insan, hem şehit oldu, hem de Sizin kucağınızda şehit oldu..
Allah Resulü buyurur ki:
"Dünyada hiçbir şehit yoktur ki ben başucuna varmadan ruhunu teslim etmiş olsun..
Büyük mütefekkir, büyük alim, Akif bunları bizden iyi biliyordu.
Ve biliyordu ki, Çanakkale'de şehit olan her Türk askerini Hazreti Muhammed Mustafa, "ehlinin izahınca" tebşir ederek Cennnete uğurluyordu..
Haddim ve vazifem değil Kimseyi suçlamıyorum..
Ancak, Akif'i sevenler, Akif'i savunanlardan;
İslamcı diyenler, Müslümanlığı Akif gibi algılayıp yaşayabilse,
Türk Milliyetçisi diyenler, O'nun gibi şuurlu davranıp yaşayabilse;
Arnavut diyenler, O'un gibi Türk Devleti'ne ve Miilletine bağlı olabilse;
Mütefekkir diyenler, onun gibi düşünebilse;
İyi insan diyenler, O'nun gibi iyi insan olabilseydi;
Geride bıraktığımız 84 yıl, Türkiye'nin yeniden Cihan Devleti olmasına yeterdi de artardı da..
Galiba bizim problemimiz çok konuşmak, az düşünmek.. İnandığı gibi yaşayamamak ya da yaşadığı gibi inanmamak ..
OYSA BİR AĞACIN BÜTÜN HÜNERLERİ ÇEKİRDEĞİNİN İÇİNDE GİZLİDİR..
Allah rahmet eylesin mekanı Cennet olsun..







