- Yayınlanma: Pazar, 03 Mart 2019 19:31
- Gösterim: 1158

Hayatımızın yarısından fazlasını sevmediğimiz işlere girmek için kendimizi bitirirken buluruz. Girdiğimizde ise mesleğimizin diğer kalan yaşantımız boyunca bize zarar verdiğine tanıklık ederiz. Ne biz hayattan zevk alırız ne de yaşayacak bir nedenimiz olur. İşte bu durumdan hayal gücünü kullanarak kurtulan ve yaşamının neredeyse hepsini sevdiği işi yaparak geçirmiş bir adamı anlatacağım: Stan Lee.
Bizim kendimize ilham aldığımız kişiler çoğunlukla önemli keşiflere imza atmış veya kazançları fazla olan kişilerdir. Belki Stan Lee’in elde ettiği fazla bir kazancı yok ya da dünyayı etkileyecek büyük buluşlar yapmadı ama bir nesli hikayeleri etkisine aldı. Hikayeleri o kadar başarılıydı ki tüm dünya hayran kaldı. Yozgatlı bir çocuk ve New York’un Queens bölgesinde yaşayan bir çocukta onun karakterlerinden ilham aldı. Çizgi roman dünyası yetmedi, yelkenlerini sinema ve dizi sektörüne çevirdi. İlk denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Sebebini ise kendisinin sinema sektörü hakkında yeterli bilgi olmadığını söyledi. Ardından bu işi bilen insanları öne çıkmasıyla yaratığı karakterlerle koskocaman bir sinematik evren yaratıldı adı da MCU. Bu evrenin sahibi olan Marvel Stüdyoları günümüzde film gişelerin ve rekorların sahibi konumunda. Tabi ki de Stan Lee’nin yaratığı karakterler bu evrenin ilerlemesinde kritik rollere sahiptir. Bir insan düşünün yazdığı karakterlerle insanların zaten gönlünde taht kurmuş, yetmemiş, farklı bir alanda tekrar aynı başarıyı yakalamış. Bunun ismi efsane olmaktır.
Kahramanımız 28 Aralık 1922 ‘de Manathan’da dünyaya geldi. Fakir bir ailede doğmuştu. Ailenin geçimini sağlamak için hemen işe atılmalıydı. Çok ilginç bulduğum bir yanı ise çizgi roman sektörüne para kazanmak için girmiş olmasıydı. 17 yaşında,Jack Kirby ve Joe Simons’ın çırağı olarak Times Comics’te işe başladı. İlk başta getir götür işleri yapıyordu ama sonra kafasındaki roman yazma fikrini hayata geçirmek için adımlarını atmıştı. Çocukluğundan beri kitap okumaya meraklı olan Stan, Amerika’nın klasik romanlarından bir tanesinde adının geçmesini istemişti. Ancak bu hayalinin çok ötesinde bir şey yarattı. Jack Kirby işten ayrılınca yazarlık kısmı ona geçti. Artık bir çizgi roman yazarıydı. Hayal gücünün sınırları olmadığının ilk sinyallerini ilk yaratığı karakterlerden belliydi.
O zamanlar herkes birbirinden özeniyordu. Çoğu çizgi roman karakterlerinin kişilik ve görünüşleri benzerdi. Çizgi romanların çocuklar için yapılmış karikatürler olduğuna dair genel bir kanı vardı. Çizgi roman sektörü bu genel kanıdan neredeyse bitecekti. Ama son sözü bir adam söyledi ve çizgi roman sektörünün neslini kurtardı. Çıkardığı Fantastik Dörtlü çizgi romanıyla hem Dc Comics’e rakip oldu hem de artık yetişkinlerinde okumaya başladığı bir seri yarattı.
Stan Lee’nin çizgi roman sektörünü baştan aşağı değiştirdiği seri Fantastik Dörtlü değildi. O karakter bir böcekti. Örümcek güçlerine sahip bir gençti: Örümcek Adam. O yıllarda genç karakterler bir çizgi romanın ana kahramanı olarak görünmezdi. Daha çok yardımcı karakterler olarak yer alırlardı. Robin ve Batman bunun en bariz örneklerinden biridir. Halbuki Stan Lee, örümcek adamı yaratırken kafasında çok farklı planları vardı. Marvel ‘in yayıncısı Martin Goodman’a yeni serisinde okul işleriyle uğraşan, kahraman olmanın yanı sıra ev işlerini halleden, yengesi ve amcası ile yaşayan ve bin bir çeşit hata yapan bir süper kahraman fikrinden bahsetti. Goodman’ın verdiği Stan’e cevap tıpkı beklenildiği gibiydi : “ Stan, bir süper kahraman ne olduğunun farkında mısın? “. Fikir ne kadar orijinal olsa dahi insanların önyargılarına kurban olacaktı. Bir şans eseri örümcek adamın ilk sayısı masanın üstünde unutuluyor ve şirketti herkes tarafından takdir toplanıyordu. Bunun üzerine Stan’e bir telefon geldi. “ Stan, hani şu senin Örümcek fikrin vardı ya… İşte onu yapıyoruz.” Ondan sonra örümcek adam artık Marvel’ın sembolik kahramanlarından biri haline geliyor. Çizgi roman evrenin başrollünü de eline alıyor. Marvel Dünya 616 Dünyası’ndaki ( Marvel çizgi romanlarının ana hikayenin geçtiği evren) her türlü sükse getirecek olayda tanıklık ediyor. Stan Lee’nin ise yaratığı en sıra dışı ve sevilen karakterleri haline geliyor. Örümcek Adamla birlikte çizgi roman yazarları bakış açılarını değiştirmek zorunda kalıyor.
Örümcek adamı özel kılan şey onunda bizim gibi kusurları olmasıydı. Bu durum sadece örümcek adama özgü değildi. Stan’nin yaratığı her karakterin kendine has kusurları, hataları ve yanlışları vardı. Bizi tam olarak buradan vurdu Stan. Hepimiz hatalar yaparız, kahramanlarda aynı yanlışları ve hataları görünce hepimiz kendimizi kahraman olarak gördük. Stan Lee, insanların kahraman olduğuna inanıyordu. Yani, hepimiz onun için kahramandık. Dahası Stan her yaratığı karaktere kendinden ve yaşantısından bir parça eklemişti. Örneğin, her yaratığı kadın karakteri karısı Nora’yı hatırlayarak yazmış. O yüzden bu evrenin asıl kahramanı Stan Lee’dir. Demir Adam, Korkusuz, Gümüş Sörfçü, Hulk; Thor ve daha diğer kahramanların hepsinde bir Stan Lee var.
Bu son kısım en çok zorlanacağım kısım olacak. Bu olağanüstü insan geçen ay aramızdan ayırıldı. Bize ise tek bir kusuru bile olmayan bir evren bıraktı. Benim için bu evren olmasa Orhun Kılıç adında biri de olmazdı. Çocukluğumdan beri onun yaratığı bu evreni hayranlıkla izliyorum. Şimdi ise onun yaratığı karakterlerden esinlenerek bir karakter yaratmaya çalışıyorum. Onun karakterlerinin davranışları, sözleri ve duruşları benim mottom oldu. Bu kadar çirkin bir dünyadan bu kadar mükemmel bir dünya yaratmak başarı olsa gerek. Yanlış anlamayın, gerçek hayatımızda da kahramanlarımız var, ama sorun şu ki: Marvel evreninde bir Thanos ve onu alt etmeye çalışan binlerce kahraman var; dünyamızda ise binlerce Thanosa karşı bir kişi bile ayakta duramıyor. Stan Lee, ben dahil tüm eğlendirdiğin, yaşam dersi verdiğin ve onlara yol gösterdiğin insanlara adına sana teşekkür ediyorum. Sözlerimi çok klasik bir sözle bitirmek istiyorum. Umarım kullandığım için tepki almam EXCELSIOR.







