- Yayınlanma: Cuma, 02 Mayıs 2014 20:16
- Kategori: Oğuz Özkaya
- Gösterim: 7838
3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
Oğuz ÖZKAYA
Hey koca ATSIZ!
Siz kalbinize yazdığınız o milli kini yumruklarınızla, kalemlerinizle hayata geçirdiniz. Ve 3 Mayıslar oluştu…
Oysa biz “Türk Milliyetçiliğini ayaklarımın altına aldım” diyenlere karşı sessiz ve sedasız kaldık. Türk Milletini sevmenin ve yükselmesini istemenin suç sayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Ve ne yazık ki sizlerin gösterdiği basireti, cesareti, fedakârlığı gösteremedik. Sıkıntılı günlerin arifesindeyiz.
Yeni nesil Ziya Gökalp’in, Mehmet Emin’in şiirlerini çoktan unuttu. Hatta Ruh Adam’ı göremiyorlar. Bozkurtlar bir türlü dirilmiyor. Yolların Sonuna geldik, dayandık. Bir adım sonrasında nelerin olacağını tahmin etmemiz oldukça güç.
Ancak umutsuz değiliz. Osmanlı Devletinin küllerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni oluşturan Kuva-yi Milliyeruhu, elbette devreye girecektir. Mustafa Kemaller, Nihal Atsızlar Alparslan Türkeşler muhakkak çıkacaktır. Ve Türkiye’nin önü açılacaktır. Sizlerin haritalara bakarak tutsaklıktan kurtulmasını dilediğiniz o topraklar ve üzerinde yaşayan kandaşlarımız, bu gün ayrı ayrı devletler halinde istiklallerini kazandılar. Ömrünüzce uğraşıp, hasretiyle yanıp tutuştuğunuz o yerlere biz kavuştuk.
Şimdi ise, sizin de hayal ettiğiniz BÜYÜK TÜRK BİRLİĞİ’NİN kurulacağı o günleri bekliyoruz. Buna çok ihtiyacımız var. Zira başka coğrafyalarda hala tam bağımsızlığını kazanamamış soydaşlarımız ıstırap içindeler. Bizden medet umuyorlar. El uzatamıyor, yardım edemiyoruz.
Çünkü iktidar gücünü eline geçirenler bu gün için önümüzdeki en büyük engeli oluşturuyorlar.
Millet idealleri yok bunların. Osmanlı Devleti’nin çöküşüne mani olamayan İttihad-ı İslâm’a sarılmışlar. Oysa İslâm Birliği o günde çare olmamıştı. Bu günde değildir. Ve olmayacaktır da. Millet gerçeğini kabul etmeden mesafe alınamaz. Sovyetlerin bile uzun süre ayakta kalışının arkasındaki sır Rus Milliyetçiliği idi, ki o bile yıkıldı.
Mevcut yönetimin engellerinden en önemlisi bizi çok meşgul eden Lozan Anlaşması ile belirlenen sınırlarımız içinde tek vücut halinde yaşadığımız vatandaşlarımızı Kürt, Laz, Çerkez gibi etnik kökenlere ayırma politikasıdır. Bir diğeri küreselleşme ve yerelleşme gibi dışarıdan empoze edilen politikalardır.
Küreselleşme ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ürettiği bütün maddi ve manevi değerler özelleştirilmiş. Yerli veya yabancı şirketlere satılmıştır. Yerli şirketlerin ellerindeki hisseler kısa sürede el değiştirerek yabancılaşmıştır.
Yerelleşmeyle, hizmetlerin yerinde yapılması anlayışından çok merkezin zayıflaması ve üniter yapının zedelenmesi amaçlanmaktadır.. Yeni uygulamaya konulan Büyük Şehir Yasası’nın nelere mal olacağını çok yakında göreceğiz.
BÜYÜK TÜRK BİRLİĞİ’NİN karşısında ki engeller sadece yönetim değil elbette. Sizin de acısını çokça çektiğiniz ve aslında hepimizi derinden yaralayan ve tarihimiz boyunca çözüm bulamadığımız fikir ve ülkü birliği şemsiyesini oluşturamamak. Aynı amaca yönelenlerin bile kelime ve kavramlara farklı manalar yükleyerek ayrılık ateşleri yakıyor olmaları Türk Milleti’nin öteden beri zaaflarından biridir. Birlik olmayan yerde dirlikte olmuyor.







