Mehmet Ali Kalkan
TOROS DAĞLARI
- Yayınlanma: Cumartesi, 24 Haziran 2017 15:55
- Kategori: M.Ali Kalkan
- Gösterim: 1848

TOROS DAĞLARI
Mehmet Ali KALKAN
Gönlümden...
Geçen Pazar günü yolumuz Toroslar'a düştü. Üniversitede talebe iken bize ağabeylik yapan Oğuz Özkaya Ağabey yaylada imiş. Oğuz Ağabey'i beş dakika da olsa görmeden geçmek olmaz. Yönümüzü yaylaya çevirdik.
Üniversite okurken Adana Kültür Derneği'nde kaldım üç sene. Adres olarak bir posta kutumuz vardı, mektuplarımız, dergilerimiz oraya gelirdi, numarası da 546 idi. Yıllar sonra Oğuz Ağabey'in kardeşi Mehmet Hayati Özkaya bizim o yıllarımızı, derneği Ötüken Neşriyattan yayımlanan "P.K. 546" kitabında anlattı. O posta kutusunu Abdi Savaş şöyle anlatmış;
"Ey! PTT'nin en haysiyetli, en şahsiyetli, en karakterli ve en şerefli posta kutusu! Görev yaptığın sürede, içine konan mektup, telgraf, davetiye, kutlama mesajları vs. gibi iletişim türlerinin hiçbirinde; ihanet, irtikâp, yolsuzluk, art niyet ve ikiyüzlülük bulunmayan zarfları sahiplerine ulaştırmanın haklı gururunu bizzat yaşadın. Ne mutlu sana! Hiçbir Posta Kutusu senin kadar şanslı olamaz. Bu yüzden sen, Adana Kültür Derneği'ne ait bir posta kutusu olmanın elbette sevincini ve mutluluğunu duymalısın, çünkü öyle bir yerdi ki senin mensubu olduğun yer; burada ayrılık gayrılık nedir bilinmezdi. Müdavimlerinin tamamı kardeş gibiydi. Gündüz gözüyle eline gemici fenerini alıp ‘Adam arıyorum, adam' demene gerek yoktu. Çünkü o çatı altına gelenlerin tamamı ‘gibisi yok adam'dı."
Oğuz Ağabey'in yanında kimse sigara içmezdi, ayak ayak üstüne atmazdı. Kitap okurduk, okuduklarımız tartışırdık. Çayımız hep vardı zaten.
Oğuz Ağabey devlet memuru idi. Bazen bizim cebimizde Oğuz Ağabey'den fazla paramız olurdu. Üç aylık aldığımız kredi -ki 1455 lira idi- bir de evden para gelmişse . Ama Oğuz Ağabey'in olduğu yerde biz hiç para vermedik, Oğuz Ağabey verdirmezdi daha doğrusu. Bu lokanta olurdu, dürümcü olurdu, çay ocağı olurdu vs. Bir gün şöyle dedi "Ben ağabeyinizim, benim olduğum yerde para falan vermeyin, ancak sizden şunu isterim. Yarın okul biter de paranız olursa siz de sizden sonrakilere bunu yapın."
Geçen yıl Eskişehir'de okuyup mezun olan bir arkadaşımız çok uzaklardan telefon etti. "Ağabey, biz burada bir kaç arkadaş toplanıp bir büyükbaş aldık, biraz da para topladık, burada okuyan ihtiyacı olan talebelere dağıttık." Gelenek devam ediyor çok şükür.
Nereden nereye geldik.
Oğuz Ağabey'in yayladaki evine giderken fotoğrafını çektiğim dağı gördüm. Abdurrahim Karakoç Ağabey askerlik yaparken Eskişehir yakınlarındaki Bozüyük'ten geçmiş ve bir şiirine koymuştu.
"Bozhöyük'e vardım Güllü kadına
Fal açtırdım Ülker'imin adına
Gelin olmuş bak şu işin tadına
Bizim kısmet ele düştü bu gece "
Demek ki bu dağı da görmüş Abdurrahim Ağabey şöyle demişti;
"Toros Dağı gibi dik durur başı.."
Bu mısrayı içimden okuyup durdum ama o mısra öyle değilmiş, şiirin tamamı şöyle;
Karlı dağlar gibi dik durur başı
Bahar bulutuna benzer saçları.
Ayrı bir konudur kipriği, kaşı
Yaralar, bağrımı ezer saçları.
Kaç gönül takılı kalmış telinde
Dalgalanır omuzunda, belinde...
Bazen ak gerdanda, bazen alında
Yayladan yaylaya gezer saçları.
Yanakları çiçek açmış nar gibi
Gözleri çağşaklı bir pınar gibi
Göğsü mor sırtlara yağan kar gibi...
İlla hepisinden güzel saçları.
Bağlar ki esen yel atmasın diye
Görenler itiraz etmesin diye
Kimsenin gözüne batmasın diye
Akşamdan akşama çözer saçları.
Vur Emri(sh.56)
Abdurrahim Karakoç
Bizde dağların yeri başka. Dağ dediğin dik durur efendim.
Allah Oğuz Ağabey'den, Oğuz Ağabeylerden razı olsun, sayılarını artırsın.
Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza, geçmişlerimize rahmetlerle...
Cuma'mız mübarek olsun... 23.06.2017
https://www.otuken.com.tr/mehmet-hayati-ozkaya-pk-546








