Anasayfa

İSMET ATLI'NIN ARDINDAN
Mehmet Ali Kalkan
 
İsmet Atlı Ağabey vefat etti, duydunuz mu?
Benimki de lâf mı yani, elbette duymuşsunuzdur.
Günlerce başta TRT olmak üzere bütün televizyon kanalları verdi, İsmet Atlı ile ilgili özel programlar yaptılar, tanıyanlar konuştu, hayatını anlattılar.
İsmet Atlı aynı zamanda gazeteci idi, bu yüzden hemen hemen bütün gazeteler haber yaptılar, köşe yazarları köşelerinden yazdılar.
Sporcu olduğu için ilgili bakandan spor camiasına kadar spor otoriteleri konuştu.
Meselâ dediler ki;
"Çok büyük bir güreşçiydi, defalarca dünya ve olimpiyat şampiyonu olmuştu, ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırdı, şeref kürsülerinden inmedi, Türk Milleti'nin göğsünü kabarttı."
 
Şah zamanında İran'lıların efsanevî, sırtı yere gelmeyen, sağlığında heykeli dikilen, dünyaca ünlü pehlivanları Tahti'yi yendi. Bunun üzerine İran'da heykelin üzeri örtüldü ve üç günlük yas ilân edildi."
"TRT tarihinde ilk defa bozlağı İsmet Atlı okudu."
"İyi bir yazardı, iyi bir şairdi, iyi bir insandı, ömrünü güreşe vermişti."
"Yaşar Doğu'nun antrenörlüğünü yaptığı Güreş Millî Takımı'nın kaptanı idi."
"Atları çok sever ve çok iyi bilirdi."
Günlerdir gazeteler, televizyonlar İsmet Atlı'yı anlatıp duruyorlar.
Vefa bu işte...
Liseli yıllarda şiir yazmaya çalışırdım, Eskişehir'den Adana'ya üniversite okumaya gidince hele 1975-1980 yılları arasında talebelik yapınca şiire vakit kalmadı. Daha sonra da iş, güç, dünya telaşesi...Ta 1998 yılına kadar.
Bir gazetede Adana'da Güreş Şiiri Yarışması yapılacağını okudum.Adana'yı da özlemiştim.Belki dereceye girersek Adana'ya gideriz diye düşündüm bir şiir yazmaya çalıştım.
 
GÜREŞE DAİR 
 
Kimimiz yün kazağız, kimimiz merserize,
İçimden geçenleri söyleyeceğim size,
Kimi bulgur kaynata, kimi ipe un dize.
 
Şimdi minderde değil piyanodadır tuşlar,
Eşek desen adama eşip ekmeye başlar.
 
Öyle kafalar var ki zemheride yaz arar,
El değmemiş ne desek? Genelevde kız arar,
Kaz kanadını sorsak, kümes arar, kaz arar.
 
Düşünmek yok, fikir yok, ne imiş adam olmak?
Aklından geçirdiği yolunacak kaz bulmak.
 
Çift dalmak moda oldu, gaye kurtarmak günü,
Eski böyleydi desen, zaten bilmiyor dünü,
Çivi yukarı desen, aklındaki İnönü.
 
Gencecik fidanlarda bırakmadılar dalı,
Adalı'yı bilmez ki tam Hayırsızadalı.
 
Suyu aramak için çöl bulup da eştiler,
Gölge yapıyor diye çayırları biçtiler,
Doğruya sünger çekip eğrilip su içtiler.
 
Denizaltı olanlar balıklamada dalar,
Her kamışı ney sanan zurnayla peşrev çalar.
 
Her yer kral sofrası, ama lâkin doyan yok,
Çil çil altın versen de üşenirler, sayan yok,
Son Hamza’yı saymazsak Hamza ismi koyan yok.
 
Sığınacak yer arar babasız kalan öksüz,
Yalnız kavak yetişir, yere sokarsan köksüz.
 
Şimdi her şey normal, ne kalpak var, ne fes var,
Paris var, Washington var, Uzakdoğu, Cannes var,
Nemrut, Perge, Sümele, Kapadokya, Efes var.
 
Onun için pehlivan doğurmuyor analar,
Pehlivanlar yok diye delileşti danalar.
 
Eşkıya masalarda kesmek ister yolumu,
İş yaptırmak istemez, bırakmaz sağ kolumu,
Sade vücutlar değil, beyin de yağ tulumu.
 
Yağlanmak yağ çekmektir, deste, para onlara,
Konuşurlar her şeye bakarak neonlara.
 
Neonlar galip geldi, ışıklar şimdi nursuz,
Kaleler ağ bağladı, hem direkli, hem sursuz,
Ayılar bağ arıyor, girmek için destursuz.
 
Taşları bağlamışlar, salmışlar köpekleri,
Sevinçten dört köşeler, çan çalar etekleri.
 
Biz Everest peşinde, onlar zaten düzdüler,
Kini elek yaptılar, kötülüğü süzdüler,
Ellerinde giyotin derimizi yüzdüler.
 
Bize meze yap diye et de gitti kasaba,
Akıllar Kaf dağında, gelmiyor hiç hesaba.
 
Bunlar biraz gerçek de, biraz şaka elbette,
Ama elimde değil, suç bendeki hasrette,
Güreşin aşıkları biliyorum nöbette.
 
Nöbetten kaçanların var git yüzüne tükür,
Sarhoşluk uzundu ya, Ayık’ıyoruz şükür.
 
Müsabakada rakip karşımızda erirdi,
Sonunda da göndere bayrağım çekilirdi,
Bayram Doğu’dan Akar, Atlı’larla gelirdi.
 
Eskiden bayram çoktu, düştüler zürriyetten,
Şimdi yılda iki kez, o da mecburiyetten.
 
Yiyip içtiklerimiz kola, pizza, pastaydı,
Salgın kafalardaydı, doktorlar da hastaydı,
Epeyce bir süredir tarlalar nadastaydı.
 
Üstte gök çökmedi bak, altta yer delinmedi,
Titreyip kendimize dönme zamanı şimdi.
 
Bir müddet sonra İsmet Atlı Ağabey telefon etti.Bir dünya şampiyonu ile konuşmak ne kadar zor ve hoş idi.Güzel sözler söyledikten sonra şiir jürisinde devlet memurları olduğundan bahisle bu şiiri önlerine koymayalım dedi. "Ama sizin orada Rasim Köroğlu var, onunla tanış" diye de ekledi.(Rasim Köroğlu bu yarışmada birinci oldu, bir başka vesile ile bizde Adana'ya gittik.Rasim ödül alırken fotoğrafını çekmemi istemişti. Rasim hariç, tavan dahil her yerin fotoğrafını çekmişim, oh olsun)
Benim şiire yeniden başlamam da İsmet Ağabey sayesinde oldu...
Muhtelif zamanlarda konuşmak, bir araya gelmek nasip oldu. Gençlerle yaptığımız toplantılarda telefonla da olsa hatıralarını dinlerdik, bize şiir okurdu, "atı Türkiye'de en iyi bilen üç kişi varsa biri benim" demişti, at ile yaptığı güreşi anlatırdı.
İsmet Ağabey geçen Cuma günü defnedildi, tam bir hafta oldu, Allah rahmet eylesin.
İsmet Abi sen gani gönüllüsün, kusurumuza bakma..
Bu toprağı vatan yapanlara, geçmişimize rahmetlerle...
Cuma'mız mübarek olsun efendim...
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
ZAFER SARAÇ YAZDI
Her romanın mekânını ve karakterlerini sarmalayan bir arka planı olduğu düşünülürse hiç şüphesiz ki,
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

EMİNE IŞINSU ABLA VEFAT ETTİ

1970'li yıllarda Mazlum Ümit Ağabey'in Töre , Türk Edebiyatı, Hisar Dergilerinde desenleri çıkardı. Mazlum Ağabey o dönemde üzerimizde hakkı olan, ismen, desenleriyle bildiğimiz güzel insanlardan biriydi.

Devamını oku...

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


EKONOMİ VE ANAYASA
Pazartesi, 10 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

104 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi