18 Nisan 2026
Adana Kültür Derneği -9 -
- Yayınlanma: Çarşamba, 18 Şubat 2015 12:30
- Kategori: Adana Kültür Derneği
- Gösterim: 6510
Çukurova'da Yanan Bir Ateş
Adana Kültür Derneği
-8-
Necati ÖZKAYA
Genel seçim çalışmaları devam ederken, bazı önemli ve sevindirici gelişmeler oldu. Üniversite sınav neticeleri açıklandı Yavuz ÖZKAYA, Eğitim Enstitüsü’ nün Fen bölümünü, Mustafa KAŞGÖZ Mühendisliğin İnşaat Bölümünü Kemallettin ÖZIŞIK’ da Akademiyi kazandı. Böylece hepimiz üniversiteli olduk. Anacağımda hayatından çok memnundu. Çünkü hepimiz yanında okuyacaktık. Ona göre yanında olursak, her beladan, her kazadan uzak olurduk. Oysa yanında iken en büyük acıları yaşadık.
1973 Yılı seçimleri, hatırladığım kadar Ramazan ayında yapılacaktı. Bu yüzden, iftardan sonra dernek binasında toplanırdık. Birkaç demli çay içtikten sonra, rahmetli Yaşar İnanç ağa beyin minibüsüne, dernekten gideceklerin sayısı kadar tahta sandalye yerleştirirdik. Çünkü, minibüs binek aracı olarak değil, malzeme taşımak için kullanmaktaydı. Birde Mehmet Turgut beyin Murat tipi binek arabası seçim çalışmasının araçlarıydı.
Mehmet Turgut, Darendeli bir iş adamı olup, çok heyecanlı bir Türk Milliyetçisiydi. Özellikle biz gençler arasında onun “alev saçacağız” sözü çok tutulmuştu. Halende heyecanı tatlı bir buruklukla devam ediyor.
Necdet ağabeyin Milet vekili adayı olduğu Mersin’in Adana’ya yakın yerleşim birimlerine doğru, yolculuğumuz başlardı. Yolculuk boyunca, o günün popüler marşları, kahramanlık türküleri şiirler okunurdu.
Mersin Milet vekili adayı Necdet Özkaya, gittiğimiz her beldede, köyde çeşitli konuşmalar yaparak, ülkenin nasıl bir tehlikede olduğunu anlatıyor, hem de MHP’ ye verilecek her oyun ne kadar kıymetli olduğunu belirtiyordu. Akşam ezanı sonrası vardığımız köylerde, köy kahvesinde toplanan kalabalık, bizi bazen şaşkınlıkla, bazen hayranlıkla dinliyor. Kalabalıktan en çok, bu çocuklara mı, Oyumuzu verelim mi ? deniliyordu. Özellikle rahmetli TÜRKEŞ’in Menderes ve arkadaşlarını astırdığı ve sarı zarfı aldığı sorularına muhatap oluyorduk. Hemen hemen seçim kampanyası boyunca en çok bu sorulara muhatap oluyorduk. Kara politika ile ilk defa orada karşılaştık. Hiçbir olumsuzluk bizi, hak bildiğimiz yoldan ayıramadı. Hala o yolun yolcularıyız. Seçim süresince Necdet Hoca ile yola çıkanlar, Hoca’yı farklı özelliklerini de gördüler. Çok güzel sohbet ettiğini, sert görünümü arkasında yufka yüreğini ve her olayı bir fıkra veya espirili sözlerle dinleyenlerini bıktırmayan muhabbetine de şahit oldular.
Günlerce süren seçim turlarında hiç unutamadığımız anlarımızda oldu. Zannedersem bir Cuma günü çıktığımız seçim gezisinde, Cuma namazı için durduğumuz bir köyde, abdestlerimizi alıp camiye girdiğimizde, vaiz birden coşarak, kürsüden bizleri öven bir konuşma yapmaya başlayınca, kalabalık şaşkın bakışlar altında bize bakmaya başladı. Namaz bittince, vaiz hürmetli bir şekilde gelip, Hoca’nın ellerini öptü. Ve sonra cemaate dönerek, Hoca’nın kim olduğunu söyledi. Belki de şimdi adını bile unuttuğumuz o dağ köyü ilk defa MHP ‘ ye oy vermişti. O adsız kahramanlar şimdi nerede, bir bilen var mı?
O Yıllar İmam-Hatip liseleri, bir partinin arka bahçesi değildi. O yıllar, yurdun dört bir bucağında öğretmenler, imamlar, azda olsa devlet memurları , Allah rızası için , inandıkları davaya karşılıksız bağlıydılar. Tabi ki, burada asıl yükü çeken ocaklarda, derneklerde yetişen gençleri de unutmamamız gerekir.
Bir güzel hatıramda, Mersin’ de kahve toplantıları bittikten sonra , henüz Atatürk Parkı yeni yapılıyordu. Orada verdiğimiz molada, dolunay altında içtiğimiz birkaç demli çay, o günkü, yorgunluğumuzu almıştı.
Mersin 1. Sıra adayımız Özer Revan oğlu idi. Kendisini iyi yetiştirmiş, bir Türk Milliyetçisi ve iyi bir partiliydi. Aynı zamanda genel idare kurul üyesiydi.
Özer ağabey, iyi bir hatipti. Toplantılarda hitabeti fark edilecek kadar güçlüydü. Hem 1973, hem de 1977 yıllarında yapılan seçimlerde çok az bir oy farkı ile millet vekili seçilemedi.
Gerek Adana’ da, gerekse Mersin’ de seçim çalışmaları çok hummalı geçiyordu. Adana’ da 1. Sıra adayımız ,genel başkan merhum Türkeş’tı. İki şehir ortak bir karşılama töreni yapmaya karar verdi. Bey değirmen’i mevkiinde 1500 arabayla yapılan karşılama, bu bölgede şimdiye kadar yapılan en büyük kortejdi. Konvoy, ilk önce Tarsus’un içinde bir tur attıktan sonra, Adana’ya doğru yöneldi. Gerçekten görkemli olan geçiş, Adana’da büyük bir ilgi ile karşılandı. Adana’da o günkü il başkanı olan Hülagu BAĞCILAR çok başarılı bir çalışmaya imza atmıştı. Ve toplantıyı Adana’da MHP’ nin en zayıf ilçesi olan Karataş’ ta yaparak ta, partinin farklı bölgelerden oy almasını sağlamıştı. Bende , araçların birinde kol başı olarak görev yaptım. O gün kolumun biri güneş ışığından kıpkırmızı olmuştu.
Dernek mensuplarımızdan bir diğer adayımızda, Hatay 1. Sıra dan seçime giren Mustafa Yılmazer Hoca idi. Hoca’da iyi bir hatipti. Gerçekten öğretmen olarak gittiği, Antakya’da iyi bir siyasetçi olarak ortaya çıktı. Önce il başkanı, sonrada millet vekili adayı olarak, Hatay’da bir milliyetçilik ateşi yaktı. O da Özer Revan oğlu gibi iki dönem aday olduğu Milet vekilliğini kıl payı kaybetti. Allah mekanını cennet eylesin.
Bir diğer adayımızda İstanbul 1. Sıra adayımız olan Faruk AKKÜLAH idi. Hoca gerek radyo konuşmasında, gerekse İstanbul’da yaptığı şova dönük propagandaları ile büyük ilgi toplamasına rağmen, o da seçimi çok az bir oyla son anda kaybetti. Daha öncede dinlediğim, Hoca ile ilgili bir anıyı, Hülagü Balcılar’ ın yayınlamış olduğu kitabında bir kez daha okuyunca, bu hatırayı sizlerle de paylaşmadan geçemeyeceğim. “ İstanbul’da seçim neticeleri ikinci güne kalmıştı. Belli olmayan bir millet vekilliği için CHP, MHP ve Refah Partisi arasında geçiyor. Herkes gibi Hoca’ da merakla seçim neticesini bekliyormuş. Hoca ikindi namazına durmuş, radyoyu da kısık bırakmış, söylerse duymak için, radyodan son Milet vekilliğini de CHP nin kazandığını duyunca, Hoca namazlığı topladığı gibi, “al namazında senin olsun, niyazında, sanki onlar çok mu ibadet ediyorlar.” Diyerek öfkeyle yerinden kalkmış.”
İşte, bir seçimde böyle geçmişti.
Büyük ümitlerle girmiş olduğumuz seçimler de , ne yazık ki sadece üç Milet vekili çıkarabilmiştik. Seçimlerde en fazla millet vekilliğini 185 kişi ile Karaoğlanlı CHP çıkarmıştı. Diğer partiler ise;
AP 147, DP 45, MSP 48, Birlik Partisi 1, Bağımsızlar 6 Millet vekili çıkartmışlardı.
O zamanlar iletişim araçları bugün ki, kadar yaygın olmadığı için seçim neticelerini radyodan veya partideki telefonlardan takip edebiliyorduk. Seçim haberleri başlayınca abartılı bilgilerle iktidar ortağı milletvekili çıkardığımız neticeleri ile başlanan seçim sonuçları bizim için tam bir hüsran olmuştu. Ümitler başka bahara kalmıştı. Tek tesellimiz Başbuğ, Adana’dan tekrar milletvekili seçilmişti.
DEVAMA EDECEK