ATATÜRK İÇİN NE DEDİLER?

ATATÜRK İÇİN NE DEDİLER?

 

 

Ali Alper ÇETİN

 

Dünya Liderlerinden:

“Mustafa Kemal Atatürk, kuşkusuz yirminci yüzyılda dünya savaşından önce yetişen en büyük devlet adamların­dan biri, her ulusa nasip olmayan cesur ve büyük bir devrim­cidir.” Ben Gurion (İsrail Eski Başbakanı)

“Büyük Atatürk’ün ölümünün 25. yıldönümü nedeniyle Fransız ulusunun, Türk ulusuna karşı duymakta olduğu sa­dık dostluk duygularını dile getirmek isterim. Türkiye tarihi, bugün, her zamandan çok Batı ve Avrupa tarihinden ayrıl­maz bir durumdadır. Ve Atatürk’ün bu yöndeki gayretleri sonuçsuz kalmamıştır. Memleketlerimiz arasındaki yüzyılları aşan dostluk, bu gelişmenin temelini oluşturur.” Charles De Gaulle (Fransa Eski Devlet Başkanı)

“Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimi­ze bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip ol­du.” D. Lloyd George (ingiltere Eski Başbakanı)

“Kemal Atatürk için daimi bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye’ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum. Onun gös­terdiği yolda yürüyen büyük ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir. Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Ata­türk’ün hatırasını anmak için yapılan bu tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş bir kişiye çok yerinde bir saygıdır.” Dwight D. Eisenhower (ABD Eski Başkanı)

“Mustafa Kemal hakkında bilgiyi onu çok iyi tanıyan bi­risinden edindim. SSCB’nin Dışişleri Bakanı Litvinof’la görü­şürken, onun fikrince bütün Avrupa’nın en değerli ve ilgi çe­kici devlet adamının bugün Avrupa’da yaşamadığını, Anka­ra’da yaşadığını, bunun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşka­nı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi.” Franklin D. Roosvelt (ABD Eski Başkanı)

“O, güçleri birleştirmeyi, kırılmış cesaretleri yükseltmeyi bilmiş ve talihi zorlayarak, ülkenin milli bütünlüğünü tekrar kurmuş ve memleketinin bağımsızlık ve egemenliğini kazan­masını başarmıştır. Atatürk böylece, ölümü esirliğe tercih eden bir ulusun neler yapabileceğini hayretler içinde bulunan dünyaya göstermiştir. Bu örnek unutulmayacaktır.” Habib Burgiba (Tunus Eski Cumhurbaşbakanı)

“Mustafa Kemal sosyalist değildi. Fakat görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önderdir.” Lenin (Rus İhtilal Lideri)

“O, Türkiye’yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslü­manların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti. Kemal Atatürk’ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir. Atatürk gibi bir önder Önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hind Müslümanları bugünkü durumlarına hâlâ hazır olacaklar mı?” Muhammed Ali Cinnah (Pakistan’ın kurucusu)

“Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kök­ten değişiklik pek seyrek gerçekleşir. Bu olağanüstü işleri ya­panlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.” Venizelos (Yunanistan Eski Başbakanı)

“Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk ulusunu yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın onun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahra­mana ve modern Türkiye’nin Ata’sına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.” Winston Churchill (İngiltere Eski Başbakanı)

Dünya Atatürk için ne dedi?

 

Vatanın istiklali milletlerarası hakikat olduğu gün, Allah’a şükür­den sonra ilk hatırladığım isim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk oldu. Ümit kapılarının kapandığı buhran anlarında, destan, hayat ve mücade­lelerinden ilham aldığım insan, oydu.” Habib Burgiba (Tunus Devlet Başkanı)

Mustafa Kemal, bir halk kahramanı, eşsiz bir önder ve uygarlık tutkunudur. Ama yapısında, Asyalı bir güç birikimi de vardır. O, hem Cengiz Han, hem muhteşem Süleyman’dır, ama daha çok ka­ranlık dünü silkelemek ve daha aydınlık bir yannı, güvenceye almak is­teyen Türk ruhunun ta kendisidir. Thomas A. Vaidis (Yunanlı Tarihçi, 1936)

Mustafa Kemal’in, açık ve çelişkisiz bir dünya görüşü vardı. Parlak zekâsı, tarih olaylarını en iyi biçimde değerlendiriyor, bütün dev­rimlerinde, tehlikeli olabilecek her şeyi tartıyor, düşünmeden ileriye doğru hiç adım atmadığı için, gerilemesine de neden kalmıyordu. İlhamlarını gözü pek, özverili Türk halkının vicdanından alıyordu. Bu vicdanının şaşmayan değerleri, olayların akışı, savaşın iniş ve çıkışla­rı içinde de hiç değişmeven ve tükenmeyen büyük güç kaynaklan ola­rak çağlıyordu. Herbert Melzig (Alman Tarihçi)

Bugün Türk, yeniden muzaffer bir eda ile ayakta durmakta, ingil­tere ve Avrupa, elverişli barış koşulları sağlamak için, sanki ona yalvar­maktadır. Bu arada tüm islam dünyası, Yunanistan’ın yenilgisini, İngil­tere’nin yenilgisi olarak görmekte ve bayram etmektedir. Ve İngiltere, kendi yaratmış olduğu felaketin daha da büyümesini engellemek amacı ile İstanbul ve Doğu Trakya’nın Türklerin eline geçmesine razı oldu. Charles F. G. Masterinan (İngiliz Kabinesi Üyesi, Ocak 1923)

Despot Lloyd George’un yıkılmasına sebep olan zaferi, Asya ve Af­rika milletlerinin haysiyet kaynağı oldu. Türkiye, karşısında; bütün bir galip dünya blokunu bulmuştu. Zerrece duraksamadan vaziyet aldı ve kazandı. Bu bir hesapsızlığın değil, tam aksine, cesaretle örtülü bir hassaslığın sonucudur. Çünkü Mustafa Kemal’e göre, karşı konulmaz kuvvet Hak’tı. Ona sahip olan, bu değere gerçekten sahipse, aşılmaz sa­nılan engeller geçilebilir ve kudret, bizzat Hakk’m öz varlığından ta­mamlanırdı. O, zulmün ve istibdadın ebediyen payidar olamayacağının öylesine ispatını yapmıştır ki, cihan tarihi böylesine girişimlerin sürmüş olacağını bir daha kaydetmeyecektir. Sir Molla Abdûrrahim (Hindistan Meclisi Reisi)

1853’te St. Petersburgda Çar I. Nikola, İngiliz Büyükelçi’sine: “Eli­mizde bir hasta adam var, çok hasta bir adam!. Her an ellerimizde ölebilir…” demişti. O günden beri Hasta Adam’ın ölmesi, komşula­rı ve herkes tarafından, kurtuluş umudu kalmadığı düşüncesi ile bek­lenmiştir. Ve Türkler, sağlık ve güçlerinin yerinde olduğunu “muzaffer müttefiklere” Lozan Barış Antlaşması’nı imzalatarak ispatlamışlardır.

Bu kitabı yazarken, Çar Nikola’nın Türkler için “Hasta Adam” sıfa­tını kullanması üzerinden 73 yıl geçmiştir. Bugün Çarlık, yalnız St. Petersburg’tan değil, Rusya’dan da çıkarılmıştır.

Ama “Hasta Adam” yatağını yorganını İstanbul’dan toplayıp Anka­ra’ya gitmiştir. Ve görüldüğü gibi bu hava değişimi, ona pek yara­maktadır. Böylece Türk! Türk’ün ne olacağı konusunda Batının kendi düşüncesinde yarattığı görüntüye bir türlü uymayarak, Batılıyı hep şaşırtmıştır. AmoldJosephToynbee (İngiliz Tarihçi, 1926)

Onun, bilime karşı duyduğu ilgi ve gelişme yolundaki azmi ile genç Türkiye, Avrupa’ya katılmıştır. Onda, bugünkü uygarlığın en coşkun merkezlerinden birini selamlamaklığımız için, artık hiçbir şey eksik değildir. Eduard Herriot (Fransız Başbakanı, 1933)

Derin zekâsı, çevresindekilere verdiği örnekler sayesinde bir ulus yarattı.

Mustafa Kemal, hem yeni Türkiye’yi tasarlayan beyin, hem onu yoğurup meydana getiren bilek olmuştur. Bu ülkenin yaratıcısı da, kurta­rıcısı da, yenileyicisi de odur! Charles de Chamrun (Fransız Büyükelçisi)

Asker Atatürk, Avrupalı güçlerin düzenlerine, o zaman hiç kim­senin göze alamadığı bir ataklıkla karşı koydu, böylece ülkesinin tarihi­ni değiştirdi.

Devlet adamı Atatürk, Avrupa ülkelerinin sonradan Türkiye’yi eşit haklarla tanımalarını, giderek, Türkiye’nin, eski düşmanı Rusya’ya karşı bir siper, Orta Doğu dünyasında bir denge öğesi olarak Atlantik Antlaşması’na katılmasını sağladı.

O, Türkiye’yi yalnız sürekli kurumlar değil, kökü yurtseverlikte, yeni bir kendine güvenle beslenen, yeni çabaları büyük armağanlarla değerlendirecek, ulusal bir ülkü kazandırdı. Onlara, içten inandıkları, yalnız, ayrı bir yolda gerçekleştirmeye çalıştıkları Batı demokrasisinin değerlerine inancı aşıladı.

Verdiği o şey, bugün Türkiye’nin yaşama gücü olarak sürmektedir. Lord Kinross (İngiliz Tarihçi)

Mustafa Kemal, sosyalist değildi. Fakat görülüyor ki, iyi bir teş­kilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önder.

O, soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı yapıyor. Emperyalistle­rin gururunu kıracağına ve Sultanı da (yarını ile birlikte) alt edeceği­ne inanıyorum. W.İ.Lenin

Memleketinizi ziyaret ederken, İtalya’da gördüğüm bir tabloyu ha­tırladım. Ünlü ressam tarafından yapılan bu tablonun üzerine, diğer bir resim yapılmıştır. Fakat yeni ve ünlü bir ressam, bu sonradan yapı­lan resmi kazımış ve altından asıl tabloyu ortaya çıkarmıştır.

Türk ordusunun üstünlüklerini, uygarlığa karşı olan yeteneklerini temsil eden tablo, sultanlar devrinde, aldatıcı diğer bir resimle ör­tülmüştü. Fakat büyük bir adam gelmiş, bu sonradan yapılan resmi, insanı şaşırtan ustalıkla kazımış, böylece Türk ulusunun gerçek üs­tünlük ve yüceliklerini ortaya çıkarmıştır. Emil Ludvig (Alman Tarihçi)

Türkiye’ce bilindiği gibi, bir gün bütün dünyaca da anlaşılacaktır ki, yüzyılımızın gerçek önderi Atatürk’tür! Herbert Melzig (Alman Tarihçi)

Büyük güçlüklerden sonra yaratılan Mustafa Kemal Türkiyesi ve Mustafa Kemal uygarlığı, sayısız yarınlar boyunca yaşamaya devam edecektir. Mustafa Kemal, düşlerinde kurduğu bir büyük uygarlığı gerçekleştirerek huzur içinde öldü. Charles Edelson (Amerikalı Tarihçi)

Kudüs’te toplanan on binlerce Arap, minarelere ve kulelere yer­leştirilen mitralyözler, zırhlı otomobillerdeki İngiliz askerleri karşısın­da, semayı dalgalandıran bir kükreyişle; coşkun ve korkusuz haykı­rıyordu: “Yaşasın Mustafa Kemal Paşa!.” Pierre Benoit

Bizim aslımız, rengi uçmuş bir kıvılcım iken, onun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş hâline geldi. M.İkbal (Pakistan Milli Şairi)

Türk devriminin bütün Doğu dünyasının, ilerleme ve gelişme­sindeki rolü, Batı dünyasını kültür ve uygarlık yoluna yönelten Fransız devrimi kadar önemli ve etkilidir. General Ho-Yao-Su (Çin Büyükelçisi)

ataturk-22

Atatürk, bir ulus bütün vasıtalanndan yoksun bırakılsa bile, kendi­ni kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini öğreten liderdir. Onun ilk öğ­rencisi Mussolini, ikinci öğrencisi benim. AdolfHitler

Bizim fikir hayatımızda yaşamanın değeri kadar, değersizliği üze­rinde durmuş; düşüncesi, çevresinde kalabalıklar toplamış, felsefesi­ni adlandırmış şahsiyetler vardır.

Bunlar, eğer Mustafa Kemal ile tanışmış olsalardı, hayatın mana­sını daha ulvi, yüce, özlenir öcülerle kavrayacaklardı, diye düşünüyo­rum. Eğer, o olaylara anlam veren yüce idealler uğruna bu hayatı şerefli merdiven yapan insanlar, her yüzyılda bir tane gelebilse -samimiyetle söylüyorum- pesimist denen çaresizlik, dünyamızdan elini çekerdi.

Bu dâhi adamın hayatı, tarihin ilim olmadığı devreye rastlasaydı, destanlara, destanlara, mitolojinin geniş hayaline engin konu olurdu.

Ama bu nitelik, yerine akıl, mantık, bilim terkibi olarak daha çok zaman söylenecektir. Ulustrierte Zeitung (7 Ocak 1939)

Ben bugün beş yıldızlı Amerikan Generali; ülkesinin en yüksek as­kerî mevkilerine çıkmış, Güneşin Oğlu Japon Mikadosuna Zaferin kararını tebliğ ve icra ettirmiş Douglas Mac Arthur’a: “Hayatımın en bü­yük nasibi, nedir?” diye sorsanız vereceğim cevap, kesinlikle şudur: Mustafa Kemal Atatürk isminde bir insanı tanımış olmak!

Bu bakımdan O’nun dünyadan ayrılışının benim üzerimdeki etki­sini, bu ayrıcalıktan yoksun hiç kimseye anlatabilmem mümkün de­ğildir.

Tarih 27 Eylül 1932’ydi. Amerika Birleşik Devletleri Genel Kur­may Başkanı idim. Ben, 1880 doğumluyum. O, benden bir yaş küçük­tü.

Diyeceğim ki; karşısında kendisinde elli yaş büyük insan olsun; yi­ne saygı uyandıran bir olgunluğu, realist ölçülerin ışığında zirveleşmiş şahsiyet görüntüsü vardı.

Kendisinin o günlerde, asıl hizmet saydığı: TÜRK DİLİNİN YA­BANCI KELİMELERDEN KURTARILMASI’nı bilimsel kararlara bağla­yacak KURULTAYı takip ettik. Kırk yıllık dost gibiydik! Bir süre önce Ankara Büyükelçimiz olan General Sherrifin teşhisi doğru idi: Karşı ko­nulmaz bir mıknatıs kuvveti ile karşısındakini samimiyetine, içtenliği­ne, doğruyu ve güzeli izah eden mantığına bağlıyordu.

Tenkitten asla çekinmiyordu. Bir süre önce kabul ettiği Atlantik’i ilk geçen havacılarımızdan söz etti. Kendileri ile konuştuğumu, üzerlerinde hayranlık izleri bıraktığını dinlediğimi söyledim. Güldü: “Ben, kahramanlığa, cesarete, hele tabiat güçlerini istediği yola sevk etmesini bilen kişilere hayranımdır” dedi.

Tenkitlerinde açık, net, sarih olduğunu söylemiştim. Bana: -bizim­kiler dâhil- dünya siyasetçileri için şunları söylemişti: “Avrupa Devlet adamları, başlıca anlaşmazlık konusu olan önemli siyasi sorunları, her türlü millî Egoizmlerden uzak ve yalnız kamu yararına olarak, son bir gayret ve tam bir iyi niyetle, ele almazlarsa, korkarım, felaketin önü alınamayacaktır.”

Bu kanaati Başkan Hoover’e ilettiğim zaman, içini çekmiş: “Ben de bunu düşünüyorum ama, O’nun kadar net ve açık ifade edemiyo­rum” demişti.

Dünyamıza bir daha böyle bir insan geleceğini tahmin etmiyorum.

Bakınız, “Lider”, demiyorum, şahsiyet demiyorum, İNSAN diyo­rum, İnsan!..

Engin hatırası önünde saygı ile eğiliyorum!

Dünya, Kore’de, O’nun yetiştirdiği Türk ordusunun kahraman­lığına şahit oldu. Milletin özyapısını, onun kadar derinden kavramış ki­şiler, yüzyılda bir değil, kapanmış devirlerin yenisini açmasının şart ol­duğu cihan buhranları çağında gelir.

Millet de kendisine, kendisi de milletine yaraşmıştır. Gen. Duglas Mac Aıthur

Kemal Atatürk, artık insanların arasında bulunmuyor. Fakat var­lıkları için uğraşan bütün küçük ve zayıf Devletlere, açık bir bildiri bıraktı: Eğer başarıya erişebilmek istenirse, uzun bir uğraşıya dayanabil­mek. O zaman umutsuzluğa düşmez, kurtuluruz.

Küçük ve kuvvetsiz Devletler!.

Gelin, gelin!.

Baskı ve kölelik zincirini koparın! Dizing Cin (Çinli Yazar)

Eski Osmanlı İmparatorluğu, bir hayal gibi ortadan silinir­ken, Ulusal bir Türk Devleti’nin kuruluşu, bu çağın en şaşırtıcı ba­şarılarından biridir. Mustafa Kemal, yüce bir eser ortaya koymuş­tur. Türk milliyetçiliğinin zaferi, bütün Asya’da meyvesini vermiş ve Kemalizm’in parlak başarıları, bütün sömürgeler için bir örnek ol­muştur. Maurice Baumant (Fransız Profesör)

Atatürk’ün isteklendirdiği ve Önderlik ettiği Türk Ulusal Diren­ci, en iyimserTürk yurttaşlarının umduğundan daha üstün bir zafer kazandı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntılarından, gerçekten ba­ğımsız, ulusal bir Türk Devleti doğdu.

Pek az Ulus, bu tür güç bir sınavla yüz yüze gelmeyi göze ala­bildi. Türk Halkı, tarihinin en yiğitlik dolu yaprağı ile kıvanç duya­bilir. Arnold Toynbee (Tarihçi)

Politik Demokrasi, ancak, ekonomik alanda belli bir gelişme düzeyinden sonra gerçekten işlemeye başlar. Üçüncü Dünya Millet­leri, Kapitalizmin çizdiği yollardan gidip bu düzeye hızla ulaşamaz­lar. Komünistlik, doğrudan doğruya benimsenir; Rejimin çekiciliği de budur zaten!. Ama, ileri sürdüğü hâl çareleri, göründüğü kadar kolay değildir.

“Geçiş Dönemi” denen aşamada politik özgürlüklerin tümünü endüstrileşmeye feda etmek, bütün milletlerin ulaşmak istedikle!, tüm demokrasiye erişmek için, en kestirme yol olamaz. Çünkü, diktatörlük ile beraberinde getirdiği alışkanlıklar, bir kere yerleşti mi, bunları söküp atmak, Batı’nın kapitalist düzenini söküp atmak kadar güçtür.

Az gelişmiş, ya da yarı gelişmiş milletlerin hemen hepsi, az-çok, açık biçimde bunun bilincindedirler. Bunun için de Kemalizm’in, modernleşmek amacı ile ilk örneğini verdiği karma bir politika ile karma bir ekonomi düzenine yönelirler. (Tarafımdan çizilmiş­tir)

Bu nedenle komünizm, 1945’den bu yana bir örnek değeri ka­zandı. Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp, politik bir siste­me örneklik etmeye başladı. Henüz iyice tanımlanmadığı için bu sistemin, komünistlik veya Batı Demokrasisi kadar kesin bir şema­sını vermek mümkün değil. Bununla beraber, önemli bir sistem olduğu da kesin; Çünkü henüz Moskova ya da Pekin tımarına gir­memiş Üçüncü Dünya Devletlerine de yol göstermektedir bu sis­tem; Azgelişmiş Uluslar için, Marksizm’in karşısına dikilen seçenek­tir, bu sistem!.Maurice Duverger (Fransız Hukukçusu)

Atatürk’ün tahrik ettiği ve önderlik ettiği Milli Mukavemeti, en iyimser Türk vatandaşlarının umduğundan daha üstün bir zafer ka­zandı.

Osmanlı imparatorluğunun yıkıntılarından, gerçekten ba­ğımsız, millî bir Türk Devleti doğdu.

Pek az millet, bu tür güç bir sınavla yüz yüze gelmeyi göze ala­bildi.

Türk halkı, tarihin bu yiğitlik dolu yaprağı ile iftihar edebilir.Arnold Toynbee (İngiliz Tarihçi)

Tarihte bu insan gibi vatanını kurtaran, daha doğrusu, dirilten Büyük Adamlar vardır. Böyle korkunç bir serüvene atılmak bile ço­ğu zaman kişinin ölümsüzlüğe ulaşması için yeter!. Vercingetori, bunun en güzel örneğidir.

Galyalı Kahraman gibi, Türk Kahramanı da -tam her şeyin bitti sanıldığı anda- ortaya çıktı. Böylece bütün sorunlar, yeniden masanın üzerine konuldu. Ben bile, Sevr’den sonra, Türkiye’nin öl­düğünü sanmıştım. Ama Türkiye yaşıyor; hem de başına Mustafa Kemal geceli beri öylesine canlı yaşıyor ki, Lloyd Georg’un bütün çabaları, bütün imkânları; bu sağduyuya meydan okuyan bu şiddetli yaşama isteğinin karşısında erimekten başka bir şey yapa­mıyor.

Kişi, bir ölümün -tıpkı Lazare gibi- tabutunun kapağını açıp yürü­düğünü görseydi, bundan daha çok şaşmazdı herhalde. Claude Ferrere (Fransız Yazar)

Gazi’den, neden Ankara’yı Devlet merkezi yaptığını dinlediğim za­man, bizim Önderimiz George Washington’la olan fikir yakınlığından ötürü, derin bir heyecan duydum.

Fakat Mustafa Kemal, Washington’dan da daha büyük ve daha ağır bir yükün altında idi. O, yalnız bir Devlet değil, önceleri yüzyıllar­ca dünyaya hükmetmiş bir İmparatorluğun yıkıntıları arasında Ulu­sunu buldu, çıkardı. Charles H. Sherrill (Amerikan Büyükelçisi)

Dünya, hiçbir zaman, Türkiye’nin Batı görüş ve inanışı içinde yeni­den kurulması gibi heyecanlı bir olaya asla şahit olmamıştır! Sosial Demokraten (İsveç Gazetesi)

Atatürk, modern bir Devrim’e gereken aşamalardan geçmeksi­zin eski bir Ulus’u, bir kaç yılda modernleştirmek mucizesini yaratmış­tır. Le Tempe (Fransız Gazetesi)

Öyle bir insan düşünün ki; Batı dünyamızda Rönesans, reform, 12. yüzyıl sonunun bilimsel ve kültürel ihtilali, Fransız İhtilali ve endüstri­yel ihtilallerin hepsi, bir insan hayatının içine yığılmış ve bunlar kanun ile zorunlu kılınmış olsun.

İşte Atatürk, 1920 ile 1930 arasında, bu kadar kısa bir süre içinde ve hiçbir ülkede uygulanmamış ihtilâlci bir programı gerçekleştirdi. Amold J. Tonynbee (İngiliz Tarihçi)

(Türk Orduları 1922’de düşmanı Akdeniz’e dökünce, İngiliz İşçi Partisi lideri Mac Donald, Parlamento’da Devrin Başbakanı için:

“Hazineden bu kadar para harcandı. Hani Anadolu taksim edile­cek, hani Boğazlar bizim olacaktı?.. Gelsin hesap versin!.” demesi üzerine; Güneş Batmayan İmparatorluğun Türk düşmanı Başbakanı Lloyd George, espriye başvurdu:

“Yüzyıllar, çok seyrek dehâ yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, O büyük dâhi, çağımızda Türk Milleti içinden çıktı.

Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelebilirdi?..” lloyd George İngiltere Başbakanı

Avrupa’da hükümetler bir an, yeni bir Cengiz Han doğmuş olma­sından korktular. Fakat kendi yurdunda ve yalnız kendi yurdu için tam ve net bir devrim yaratmış olan bu Devlet adamı, ne zaferden sar­hoş oluyor, ne de çizdiği yoldan ayrılıyordu. O’nun gücü ve büyüklüğü buradadır. Marcel Sauvege (Fransız Yazar)

Bizim Nibelungen Destanımızı okuyan nesillerimiz, böylesine bir kahramanın dünyaya gelmeyeceğine kuşkusunu, Mustafa Kemal Ata­türk’ün hayatını öğrendikleri zaman, yüreklerinden sileceklerdir. Alman Germania Gazetesi (23 Kasım 1938)

“Mustafa Kemal’in ülkesinde daha çok kalmak, O’nunla daha sık buluşmak isterdim. Her dinlediğimin bir ders tarafı vardı. Dileğim: çağ­daşı vatandaşlarının, O’nu bu emsalsiz yapısı ile kavramaları, düşünce­leri ve teşhislerini gelecek kuşaklara aktarmalarıdır.

Bu Adam, bunlar bilindikçe ve öğrenildikçe, çapı, gerçek anlamıyla, gözler önünde devleşen ayrıcalıklı kişidir; sadece ülkesinde değil, dünya­da bir daha benzerinin gelip gelmeyeceği bilinmeyen bir insandır. Charles H. Serrill Amerikan Büyükelçisi

Beyazevdeki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın en dikkate değer kişisini ülkesinde ziyaret etmekti. Kader, buna müsaade etmedi; Mustafa Kemal Atatürk öldü. Ama hissediyor, görüyor, inanıyorum ki, ayrıcalıklı kişiliği ile memleketinde ve dünyada uzun zaman yaşayacaktır. Çünkü, bu çapta insanlar, dünyaya sık gel­mezler. Franklin Roosvelt Amerikan Devlet Başkam

Tarihte iz bırakmış insanların birbirlerine gıpta etmesi, doğal gö­rülmesi gerçekten insancıl bir oluşumdur. Atatürk’ün de sahip olduğu ayrıcalıklara özenen çok oldu ve olacaktır. Benim, bu konu üzerinde söyleyeceğim gerçek şudur: Tarih, bir kalbe sahip olsaydı, Mustafa Ke­mal muhakkak kazanırdı.Tataresko Romanya Başbakanı

Yeryüzü ile gökyüzü arasındaki mesafeye başka dünyaların da sı­ğabileceği yolundaki tezlerin doğruluğuna hak kazandıran son misal, Mustafa Kemal Atatürk adlı Fanî’nin zamanımızda yaşamış olmasıdır. Kuşkusuz ki, O, bir İnsan’dı! Fakat sahip olduğu ayrıcalıkları ile başlı başına bir Dünya idi. Pesti Hırlap Macar Gazetesi 

 

 

ataturkun-arzuladigi-cagdas-ve-ozgur-kadinlar

Atatürk, bütün Asya kıtasının gururu idi!.

Dünyanın en eski, en bilinen kıtasına, cihanın yönünü değiştire­cek çapta insanların artık yetişmeyeceği kanaatinin yaygınlaştığı gü­nümüzde O, büyük bir milletin bağrından çıktı ve bu nazariyeyi iflas ettirdi. O, bütün Asya kıtasının ATA’sıdır. Tcang YangYe Pan (Çin Gazetesi)

Beni hayran eden ayrıcalıkların başında barışseverliği gelir.

Kısa bir süre önce savaştığı devletlerin sorumlu kişileri karşısında hiçbir şey olmamış, sanki onları perişan etmemiş gibi, el uzatışı ve gö­nül açışı vardı ki, içtenlik doluydu. Bunu gözlemledim ve utandım. Hâlimden ve yüzümden bunu fark etmiş olmalı ki, O harikulade ma­nalı, bulutsuz gökyüzü gibi gözlerinin insancıl ışıltıları ile baktı ve:

“Kan ve kin’i hatırlatan olaylar, belleğimizden uçup gitmeli. Bu, hem milletimize, hem insanlığa karşı görevimizdir” dedi.

Bu dediklerini, düşman içinde ispatlamış adamdır. Böylesine rastladım diyene bugüne dek rastlamadım. Nuri Es-Sait Irak Başvekili

Dünyayı, kişilikleri ile fakirleştiren ya da zenginleştiren seyrek in­sanlara rastlanmıştır. Bunlar, yaşanılan koşulların içinden çıkmış olabilirler. Mustafa Kemal Atatürk’ün bunlardan farkı, çok büyük bir Milletin Şan ve Kudret devirlerini kovalayan üzüntü devrelerin­den, şuurlar, gaye ile, bilinçle çıkmış olmasıdır. Hayatının hiçbir dö­neminde rastlantı olmadığı gibi; O’nun, milletinin kaderini ele al­masında, âdeta ilahî bir tecelli oluşmaktadır.

Biz Macarlar, Dünya Savaşını beraber yaptık ve beraber yenildik. Beraber, ağır koşullu anlaşmalar imzaladık. Osmanlı Devleti’nin te­mel soyu olan Türkler, bağımsız devlete imkân vermeyen bu şartlara, Çanakkale savaşlarının yıldızı Mustafa Kemal’in önderliğinde “Ha­yır” dediler ve düşman bir dünyanın karşısına O’nun önderliğinde çıktılar. Askerliğin, ilim ve ustalık olduğunu O ispatladı. Yokluktan var ettiği ordusu ile, Cihanın desteklediği düşmanını, vatanın bağrın­da yok etti, Milletinin hakkını, zalim ve insafsız düşmanından söke söke aldı. Şimdi diyorum ki: Kendisini tanımakla şeref duyduğum, yüzyılların bu eşsiz insanının aramızdan gitmesi ile dünya fakir düş­müştür. Kont Aponyi Macar Başvekili

Ben, Türk-Alman dostluğunu yakından tanıyan bir neslin çocuğu­yum.

O küçük yaşta, bir adamın kahramanlıklarını, yaptığı hizmetle­ri, ülkesi için giriştiği özverileri gördüm: Bu adam Mustafa Kemal’di!

Bugün, daha iyi kavrıyorum ki, o insan, büyük bir Devlet Ada­mı idi.

Büyüktü: Çünkü Ulusunun, Ülkesinin bir talihsiz anında yurdunu kurtarmak için bütün cesaretini kullandı.

Büyüktü: Çünkü, ölçüyü her zaman korumasını bildi; eserini tehli­keye sokacak sınırlan aşmadı. Yüceliğin ve yürekliliğin sınırlarını da çi­zebilecek kadar anlayışlı idi. Kurt G. Kiesinger (Alman Başbakanı)

Atatürk’ün en büyük yeteneklerinden biri, çelişen çıkarları uz-laştırabilmesidir. Türkiye’nin bağımsızlık savaşını, Ulusal Kurtuluş olarak gören radikalleri; Mussolini’nın Korporatıf Devlet biçimini be­nimseyenleri ve özel girişimi destekleyenleri, bir koalisyonda birleş­tirmeyi başarabiliyordu. Financial Times (İngiliz Gazetesi)

“Ankara Antlaşması” üzerine Fransız Meclisinde ileri-geri konuşan­lar oldu. Fransız Başbakanı Aristid Biriant, bu çıkışlara söyle karşılık verdi:

“Dağbaşmda Haydutlar” diye adlandırdığınız Mustafa Kemal ve O’-nun bütün askerleri, Burada olsalardı; teker, teker her birinin heykelle­rini dikerdik!. Böylesine kahraman bir Ulusla antlaşma imzalamaktan gurur duyarım. Aristid Biriant (1921)

Bugün Türk, yeniden muzaffer, yeniden ayakta.. İngiltere ve Av­rupa, elverişli barış koşulları sağlamak için, sanki O’na yalvarmakta-lar. Bu arada tüm İslam dünyası, Yunanistan’ın yenilgisini İngiliz yenil­gisi olarak görmekte ve bayram etmekte.. İngiltere, kendi yaratmış ol­duğu felaketin daha da büyümesini engellemek için, İstanbul ve Do­ğu Trakya’nm.Türklerin eline geçmesine razı oldu.Charles F. G. Masterinan İngiliz Kabinesinden

Yugoslav Kralı Aleksandır, 4 Ekim 1933’de Atatürk’ü ziyarete gel­mişti.

Balkanlarda, eski münasebetlerden doğan anlaşmazlıkları tasfiye etmek isteyen Atatürk, Konuğunu dikkatle ağırlıyordu. BALKAN PAK­TI üzerindeki fikirlerini açıklayınca, Kral heyecanlandı: Tarihî bir sır açıklamak için konuştu:

– Sizin, Mondros Mütarekesini imzalamanızdan sonra, idi; İngiliz­ler, Yunanlılardan önce bana topraklarınızı işgal etmek teklifini yap­tılar. Uygun karşılık verseydim, Yunanlılara yaptıkları yardımı Bana yapacaklardı. Fakat, reddettim.

Mustafa Kemal Paşa, Kral’m bu açıklaması üzerine, ayağa kalktı ve elini Yugoslav Kralına uzatarak:

– Geçmiş olsun Majeste!, dedi.

Bilinen bir gerçektir: Yunan Kralı Konstantin, Yunan Ordusu Ana­dolu’da yok edildikten sonra, Taç ve Tahtından olmuştu!.

Ankara’nın sıcak bir yaz akşamı, bazı elçilerin de bulunduğu bir yemekte, Mısır Büyükelçisi başında kırmızı fesi ile ter içinde kalmış, yi­ne de ortalıkta dolaşıyordu. Atatürk’ün çevresine girdiği bir anda, elinde tepsi ile hizmet verenlerden birine işaret etti ve Mısır Elçisinin başın­daki fesi alıp, tepsiye koydu. Eli ile işaret edince, garson uzaklaştı ve Büyükelçi ile Atatürk karşı karşıya kaldılar.

Atatürk gülümsedi:

– Bir fes için bu kadar kan ter içinde kalmaya değer mi?..

Elçi, çırılçıplak kalmış gibi mahcup, kalabalıklann arasında süzü­lüp uzaklaştı. Bu sırada Kılıç Ali ile göz göze geldiler:

– Adamı ter banyosundan kurtardık ama, yarın buna siyasi skandal demeye kalkarlar!

– Kalkarlarsa ne olur?..

-Onu da ben düşünecek değilim ya; Tevfik Rüştü bir kulp bulur; gel şimdi seninle Çankaya’ya gidelim de, ağaçların esintisinde bir ka­deh bir şey içelim.

(Kılıç Ali Bey’den dinledim)

Atatürk için çağdaşları ne dediler?

 

Mustafa Kemal, olsa olsa, bin bir cepheli bir menşure benzer. Her cephe, başlı başına bir cihan manzarası verebilir.

Yunus Nadi (Altın Kitap, s. 18)

Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Dâhi demek kâfi değildir. Tarihte “büyük” namı verilenlerden daha büyük oldu. Zaferimizin ancak mucizeye kaldığını söylemişlerdi. Zaferi kazanan Hazreti Gazi, bir mucize-i rabbanidir.

Fatma Aliye

Bizde sevda-i vatan yoktu desem doğru olur. Yaktı dillerde o bir ateş-i sevdayı vatan.

Halil Nihat

Denilebilir ki, Cihan tarihinde hiçbir millî ve askerî Serdar, Gazi Mustafa Kemal gibi medeni ve siyasi bir halaskar olamamıştır.

Raif Necdet

İki bin yıllık “Millî Tarihimizin bu “Şaheseri” karşısında Ben de her Türk gibi, şükran ve minnetle müterafık bir gurur duyarım. Mustafa Kemal’i yetiştiren milletin her ferdi, kendisi için bundan bir gurur payı çıkarmakta haklıdır.

Köprülü Zade Fuat

Bir yabancı: “Hiçbir milletin tarihi, Türk İnkılabı kadar hızlı bir inkılabı kaydetmemiştir” diyor. Hiçbir insanın yaradılışı da, Mustafa Kemal Paşa’nm yaradılışı kadar, inkılapçılığının şartlarını bir araya getirmemişti.

İsmail Hakkı

Mustafa Kemal, zaferlerinin ve muvaffakiyetlerinin sırrını hal­kın ruhundan almış, zaferleri ve muvaffakiyetleri ile yine halkı me­sut ve müreffeh etmeye çalışmıştır.

Ahmet Refik

Diyorum ki: “Türk Milleti Gazi’dir; Gazi, Türk Milletidir.”

Hasan Ali Yücel

İçimizden yetişecek dehâ sahibi bir şair, bütün bir milletin his­siyatını ateşin ve huruşan bir Destan -hamaset şeklinde terennüm edinceye kadar, bu hususta ne yazsak, büyük Müncimin yüce şanına nispetle pek sönük kalacaktır.

Hasan Tahsin

Gazi Paşa, Türkiye’nin bütün tarihinde mütalaa edilir. Onun b yük şahsiyetini -arzu buyurduğunuz gibi- mahdut bir kaç satu mütalaa etmeyi, gayrimümkün addederim.

Recep Peker

Hızını İngiliz’den alan bir kavme karşı kılıcının şimşeği panld tarak arşı, Bir millet kabil midir böyle öcünü alsın, sen, zafer gök rinde kanat vuran kartalsın.

Recaizade Ekrem

Ben, Mustafa Kemal’i herkesin anladığı gibi anlamam. Herkes i dinde Mustafa Kemal, Türkiye’yi ölümden çekip alan yüceltilmesi geı ken bir kahraman ve kurtarıcıdır.

Bence Mustafa Kemal, bundan bin defa büyüktür. Bu büyü lük, şimdiye kadar hiçbir ferde nasip olmamıştır. O büyüklüğü an mak için esir memleketlerde yaşamak lâzımdır. (…) Yaptığı inkılap bir milyar halka bir “Oh” çektiren Mustafa Kemal, geçmiş ve şimd: zamanın en büyük adamıdır.

Avram Gala

Mustafa Kemal Paşa’nm büyüklüğü, mazi ile uzlaşmak sureti ile idare-i maslahat etmeye vaktimiz kalmadığını, açıkça görebilmesinde ve mazinin zincirlerini, şayanı hayret bir azim ve sınırsız bir cüretle, birer birer kırmasındadır.

Ahmet Emin Yalman

Reval’in “Hasta Adamımı, meşrutiyet şırıngaları ile halet-i ne-zi’den kurtarmıştı. Türkün, inkişaf kudretini baltalayan hurafeleri di­mağımızdan çıkardı. Bugün yeni Türk, yeni hayatına taze bir duygu, kuvvetli fikir ve sağlam irade ile dâhil oluyor. Milletin müfekkiresine (düşünme yetisi) ruh ve iman aşılayan Büyük Gaziye binlerce min­net ve selam.

Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay

Fıtratın (yaradılış) birçok bedayi (güzellikler) vardır. Şüphe yok ki, en mükemmel insan, bütün o bedayiin fevkinde (üst) bir şaheserdir. Bu hükme, tam bir kanaat ile iştirak etmek için, Büyük Gazi’mizin mü-beccel (yüce) huzurunda bulunmak kâfidir.

îbrahim Alaeddin (Gövsa)

Mustafa Kemal, büyük bir şairdir; fakat şiir yazan değil, şiir yapan bir şairdir.

Abdullah Cevdet

Büyük Gazi, “iman mütefekkiri” Niçe’nin dediği “insanlığın Kemali”dir. Onun azamet ve icraatını, gerçek boyudan ile ihata edebilmek için, inkılâp tarihimize, hiç olmazsa, elli sene ilerden bak­mak lazım gelir.

Cenap Sahabettin

Gazi Paşa, yalnız Washington değildir. O, Türkiye’nin yabancıla­ra karşı istiklal ve hâkimiyetini müdafaa etmekle kalmadı, aynı za­manda, Büyük Fransız İnkılabının temin ettiği hürriyeti de tesis etti.

Resıılzade Mehmet Emin

Artıkyabancı kahramanlara tenezzül etmiyorum. Kendi kanımın ve kendi ırkımın yetiştirdiği, onların hepsinden ulvi, kendi vücuduma kavuştum. O herkesten çok benim kahramanımdır.

Mehmet Rauf

10 KASIM 1938: SAAT 9.05 KIYAMET SAATİ

Demek öldün!. Matemin indi artık Bayrağa!. Demek, o mavi gökler sığabildi toprağa… Demek artık seninle başlayan bütün ha­yat, Çöküyor, ölüm denilen kara sularda… Fakat sen öldün de bu dünya, neden parçalanmıyor? Hayır, neden yıldızlar güneş gibi yanmıyor!. Hayır, neden sönmüyor, güneş de yıldızlar da!. Hâlâ türkü söylüyor, kalpsiz rüzgâr sularda; Hâlâ gökler, -müstebit bir hüküm­dar- hâli ile, şenlikler yaratıyor bütün ihtişamı ile, hâlâ sönmedi mehtap, hâlâ donmadı sular!…

Şu dakika ruhumda çıldırıyor gayyalar,

Şu dakika dünyayı ateşe versem de az!
Şu dakika duyduğum, hiçbir boşluğa sığmaz!.
İçimde isyan, ümit, tevekkül, teselliden bir mahşer…
Milyonların ağzı ile ağlıyor sana beşer,
Milyonların hayatı sende başladı çünkü.
O kadar enginsin sen, o kadar büyüksün ki;
Alnından öpmek için yıldızlar eğilecek!
Dünya senin türbene diz çökmeye gelecek!
Matemini tutacak, değil Ben, değil Vatan
Hatta adını duymuş yakından ve uzaktan,
Hatta cennet yaptığın bakımsız toprak bile,
Sana matem tutacak, gülü ile, çiçeği ile..
Alkış tutacak sana yıldızlar dolu sema.
Hayat bu vatan için ATATÜRK‘ tür daima!

İsmet Bozdağ

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ATİLLA İLHAN
Salı, 31 Mayıs 2022
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

59 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi