Anasayfa

Mehmet ÖZCAN - TARİKATLARIN TİCARİ ÖRGÜTLENMELERI VE DEVLETTE KADROLAŞMASI

 

 

1970-80 yılları arasında Devrimci ve Ülkücüler sokak çatışmaları ile enerjilerini birbirlerine boşaltırlarken, Siyasal islamcılar ticaret ve sanayi hayatına el attılar..Milli Nizam Partisi vasıtasıyla koalisyon hükümetlerinde yer alıp, yatırımcı bakanlıklarda sessizce kadrolaştılar.

 

-Kadrolaşmanın en yoğun olduğu yer, Devlet Planlama Teşkilatı, Sanayi Bakanlığı ve Devlet Sanayi İşci Yatırım Bankası(DESİYAB) idi..

 

-O tarihlerde Cemaat ve Tarikatlar büyesinde yüzlerce "Çok Ortaklı Anonim Şirketler"kuruldu. Resmini koyduğum DPT tarafından hazırlanan yatırım projeleri ile Sanayi Bakanlığından "Teşvik Belgesi" alan işbu şirketler, gene aynı bakanlığa bağlı olan Devlet Sanayi İşci Yatırım Bankasından (DESİYAB) aldıkları faizsiz krediler ile fabrikalar kurup, sanayici oldular..1988 yılında Turizm Bankası ile birleşerek T.Kalkınma Bankası adını alan DESİYAP adlı banka 1975 de zaten bu amaçla kurulmuştu..Elinde iyi bir yatırım projesi olupta, finansman sıkıntısı çeken Çok Ortaklı Anonim Şirketler'e finansman desteği vermek bu bankanın görevi idi..DESİYAB'ın mevzuatına göre bunun da tarifi yapılmıştı..AŞ.deki her bir ortağın sermaye payı %10 geçmeyecek ve en az 200 ortaklı olacak. Her tarikat de zaten mürit sayısı olarak bu tarife fazlasıyla uyuyordu..DPT nin hazırladığı örnek projeler de kağıt üzerinde çok rantabldı. Sözkonusu banka, nakit para vermek yerine, tesisin kurulumunu yapıp üzerine de ipotek koyduktan sonra şirkete teslim ediyordu. Bankacılık dilinde buna ayni (mal-makina) kredi deniliyor.

İşin başında kurulum maliyeti kadar borçlanan ancak, sıfır hisse ile tesise hissedar olan proje sahibi firma, dönem sonu işletme kâr'ından her bir işletme yılı için ödeyeceği %20 lik taksitlerle, 1.nci yılın sonunda %20, İkinci yılın sonunda %40 ve nihayet 5.nci yılın sonunda tesisin yüzde yüz sahibi oluyordu..Ortada bir yolsuzluk yoktu. Her şey mevzuata uygundu. Sadece derenin taşıyla derenin kuşu vuruluyor, Tarikat mensupları devlet eliyle sanayici oluyordu.

 

 

 

-Tarikatler aynı örgütlenmeyi Yurt dışındaki işcilerimiz arasında da yaptılar..KOMBASSAN, YİBİTAŞ..vs.gibi çok ortaklı şirketler vasıtasıyla  fabrikalar kurup, daha sonra onlara kâr'dan pay vermeyerek işcilerimizi mağdur ettiler..Ortaklara dağıtılmayan kâr'larla hisseler  satın alınıp, o fabrikaların da sahibi oldular..

 

-1980 lere gelindiğinde Cemaat ve Tarikatler bu tür faizsiz devlet destekleri ve kendi aralarındaki dayanışma ile ve yurt dışındaki işçilerimizi istismar ederek parayla tanışıp, ticaret erbabı ve sanayici oldular.

 

-1980 lerden sonra T.Özal döneminde kurulan Faisal Finans, Al Baraka gibi bankalar da, tıpkı yukarıda örneğini verdiğim 70 li yıllardaki DESİYAB uygulaması gibi, faizsiz kredilerle tarikat şirketlerinin güçlenmesine katkı vermişlerdir..Gene Özal döneminde İhracatta Vergi İadesi ile yatırımlarda Kaynak Kullanımı Destekleme Pirimi uygulamalarından da her yatırımcı olduğu gibi bu şirketler çok yararlanmışlardır..Kendi özkaynak harcamaları ile yatırım yapan şirketlere, yaptığı sabit yatırım harcamasının %50 sine varan hibeler, DPT nin uygun görmesi ile ve T.Kalkınma Bankasınca devlet desteği olarak verilmiştir.

 

-Yatırım, ihracat yada herhangi bir ticari faaliyette bir finansman kaynağı olarak sermayenin faiz maliyeti, elbette çok yüksek ve temini de çok güçtür..Normal şirketler bu maliyet altında ezilirken, Cemaat ve Tarikatlar hem devletçe kendilerine sunulan bu faizsiz kredilerden, hem de kendi aralarındaki dayanışmadan dolayı herhangi bir finansman sıkıntısı çekmemişlerdir..

 

-2000 li Yıllara gelindiğinde Cemaat ve Tarikat şirketleri çoktaan devasa holdingler haline gelmişler, ticaret ve sanayinin her sektöründe binlerce tesis sahibi olmuşlardır..Bir zamanlar Türkiye'nin tek işveren kuruluşu olan TÜSİAD'ın artık esamesi okunmazken, Cemaat şirketlerinin üye olduğu MÜSİAD, şu an 11.000 üyesi ve 60.000 civarındaki işletmesi ile  Türkiye'nin en büyük işveren kuruluşu olmuştur. İşte AKP böylesine güçlü bir sermaye alt yapısı üzerine kurulup iktidar olmuştur..

 

-AKP İktidarı Cemaat ve tarikatlerin iktidarıdır..AKP nin en büyük iktidar ortağı da önceleri FETÖ idi..

 

-FETÖ' ye ait şirketlerin faizsiz kredi ihtiyacı için ASYA BANK Kurduruldu..Asyabank'tan alınan faizsiz kredilerle binlerce Fetö müridi sanayici oldu..Gemiler, gemicikler bile bu kredilerle alındı. Fetö'nün kurduğu iş adamları Derneğinin adı,TUSKON idi ve bünyesindeki şirket sayısı 50 bini aşmıştı.

 

-FETÖ için ayrıca 87 Ana okulu, 274 İlkokul, 306 Ortaokul, 402 adet lise ve 18 adet de Üniversite kurduruldu..Yüzlerce dershane ve "Işık Evleri" adı altında özel yurtlar açtırıldı. Bunlar için bedava arsalar ile nakdi teşvik ve hibeler verildi..Devletçe yeni okul ve yurtlar yapılmayarak fakir fukara çocukları FETÖ nün kucağına atılmıştı..Fetö ile ortaklık bozulunca bu okul ve yurtlar diğer cemaatlere devredildi..

 

-Bir zamanlar FETÖ ile birlikte aynı gaye için yürünen yol şimdi diğer tarikatlerle yürünmektedir..Fetö ye verilen devlet destekleri şimdi tam gaz diğer Tarikat vakıf ve şirketlerine verilmektedir..

 

-Halen Özel Okul ve Özel Yurt Yatırımları Sanayi Bakanlığınca teşvik edilmekte ve aşağıdaki devlet desteklerinden yararlanmaktadır.

 

-Bedava Arsa Desteği, 

 

-Faiz desteği: %7 puan

 

-KDV istisnası

 

-10 yıl boyunca SGK İşveren Hissesi Desteği,

 

-Gelir Vergisi Muafiyeti..Ayrıca MEB tarafından okullara öğrenci başına 2500-3000 lira arasında Eğitim desteği de verilmektedir.

 

-AKP İktidarında devlet, 19 yıldır okul ve yurt yapmazken Özel okul ve Yurt yatırımlarını teşvik bahanesi ile Tarikat vakıf ve şirketlerine kaynak aktarmaktadır..Dün Fetö'ye teslim ettiği fakir fukara çocuklarını bugün diğer cemaatlerin kucağına atmaktadır..

 

-Eğitim Politikaları Uzmanı Prof.Esengül Balcının 2018 yılında hazırlamış olduğu bir rapora göre, Türkiye'de şu an; 

 

-10.053 Özel Eğitim Kurumunun üçte biri, yani;  3000'i, 

 

-4000 Özel Öğrenci yurdunun ise, 2480'ı Cemaat ve Tarikatlerle bağlantılı..  

 

-FETO den sonra, devletin rutin işlerini yürüten bakanlık ile kamu kuruluşları da muhtelif cemaat ve tarikatler arasında pay edildi:

 

-Iç işleri ve Sağlık Bakanlığı; Menzil tarikatine,

 

-Yargı ve Adalet Bakanlığı; Iskender Paşa cemaatine,

 

-Milli Eğitim ve Üniversiteler; Imam Hatip ve Ilahiyat Mezunları Derneği'ne,  

 

-Kuran Kursları, Yatılı Okullar; Süleymancılara,

 

-Arapca Medreseler ve Sübyan Okulları; Ismail ağa cemaatine,

 

-Savunma Sanayii ise Nakşibendi tarikatına verilmiştir.   

 

 -Tarikatlar kurdukları muhtelif dernek ve vakıflar adı altında kamu'da faaliyet göstermektedirler. Nurcu'ların Vakfı da, "Hayra Davet Vakfı'dır.

 

-HAYRA DAVET VAKFI; Tekirdağ M.Vekili Ilhami Özcan Aygün'ün, açıklamasına göre, Temmuz 2015 tarihinde kurulmuş, Kuruluş senedi,10 Eylul 2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır..

 

-Vakfın manevi başkanı, Saidi Nursi'nin öğrencilerinden Molla Muhammet Emin'dir.

 

Milletvekili Ilhami Aygün'ün açıklaması ve Gazeteci Müyesser Yıldızın Oda TV.deki makalesine göre, Vakfın diğer kurucuları aşağıdadır;

 

-Prof.Haluk GÖRGÜN, Şu an, ASELSAN Yönetim Kurulu başkanıdır.

 

-Prof.Ismail DEMIR; Savunma Sanayi başkanı.

 

-Dr.Celal Sami TÜFEKCI, Başkan yardımcısıdır.

 

-Dr.Selman NAS; TAI Uzay Sistemleri başkanı

 

-Serdar DEMIR : TAI Pazarlama ve Iletişim başkanı.

 

-Vakfın bir başka kurucu üyesi de, Prof.Recep ŞENTÜRK; Ibni Haldun Üniversitesi rektörüdür.

Son iki yılda atanan 11 rektörün tamamı da Ilahiyat kökenli olduğunu,18 rektörün de AKP eski m.vekili olduğunu Adana M.Vekili  Burhanettin Bulut'tan öğreniyoruz.  

 

-Vah zavallı ülkem vah..Türkiye, bilim, ahlak, adalet ve liyakkate göre değil, cemaat ve tarikatler eliyle yönetilir olmuş.Bilmin yerini safsata almış.Ilim, irfan kaynağı olması gereken yerlerden rezaletler fışkırıyor.

 

-Artuklu Univ.Rektörü Prof.Ahmet Ağırakça, "Demokrasi isteyen kâfirdir, tövbe etmezse öldürülmelidir" diye biliyor ve medya'ya sarıkla poz veriyor. 

 

-Bir başka tarikatçı Prof.Bedri Gencer,  "Elazığdaki depreme, sübyan evliliğin yasaklanmasının sebep olduğunu söylüyor.

 

-Bir diğer tarikatci prof.Yavuz Örnek, "Nuh Aleyhiselam'ın tufan esnasında oğluyla cep telefonu ile konuştuğunu" iddia ediyor. -Maalesef rezaletlerin biri bitmeden diğeri başlıyor..Cahillik, yobazlik, sahtekarlık, sapıklık, ihanet, iltimas..vs almış başını gidiyor..

 

-Antalya'da Tarikat yurdunda kalan bilgisayar öğrencisi bir genç, yurdun meczup aşcısı tarafından Deccal diye baltayla katlediliyor..

 

-Babasının zoruyla bir başka Tarikat yurdunda kalan Tıp öğrencisi Enes ise baskılara dayanamayarak ntihar ediyor.

 

-Tarikat yurtlarından çocuk çığlıkları hiç bitmiyor!..

 

-Güzel ülkem, şeyhler, şıhlar, derviş ve meczuplar ülkesi olmuş, iktidar ortağı MHP halâ beka, bekaa deyip olup bitenleri görmezden geliyor!..

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


ATİLLA İLHAN
Salı, 31 Mayıs 2022
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

571 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi