Anasayfa

(Bu yazım, yakasına hem Üç Hilal, hem Ampul takıp, Bir eliyle Bozkurt, Ötekiyle Rabia yapan "Çakma Ülkücü'ler" içindir!)

-Ülkücü'lük Türk'lüğe ve Türk Milletine olan kararlı ve samimi bir adanmışlıktır.

-Son zamanlarda ona dini figürler ilave edip, Ümmetçilik'le anılır hale getirme çalışmaları yapılsa da, yönü Orta Doğudaki İhvanı Müslümin coğrafyası değil, Altay'lardan Tuna'ya, Turan coğrafyasıdır.

Tarihi İyi Bilmek İyi Okumak ve Ders Almak-19

BİSMARC sonrası, BERLİN ‘in genel olarak, uluslararası okumaları, değerlendirmelerinde her kesin anlayacağı bir şekilde radikal değişiklikler olmaya başlamış, yeni İmparator bu politik değişiklerini de açıkça beyan etmekten de geri durmayacaktı.

İlk olarak LONDRA karşısında pasif hatta zaman zaman EDİLGEN tutum ve davranışlara son verilmiş. Özellikle de PARİS artık önemsenecek bir devlet olmaktan çıkarılmış, mesela AGADİR olayında açıkça tehdit edilir, baskı altına alınır devlet statüsünde değerlendirilmişti. Bu “meydan okuma” türü politik değişiklikler PARİS’ i, aradaki anlaşmazlıkları tez elden çözüp LONDRA’ya doğru itecekti.

Gün olur geceyi basıp bağrıma

Kayan yıldızları tutsam kim anlar

Aks-i seda olmaz gönül çağrıma

Acıya sabrımı katsam kim anlar

 

Aşk atımı bulutlara bağlardım

Yelesinde rüzgâr olup çağlardım

Kartal kanadında yüce dağlardım

Mavera bahrine batsam kim anlar

HAİNLİK  KOLAY  MI?

Av.Halil ALTIPARMAK

Geçen haftanın önemli gündemlerinden biri Amirallerin bildirisi idi. Geçen hafta ibaresini özellikle vurguluyorum. Çünkü, ülke gündemimiz öyle bir hızda çalışıyor ve değişiyor ki, bu hafta bambaşka olaylarla karşılaşabiliriz ve de karşılaşacağız. Yani, Amirallerin bildirisi ne kadar köpürtülürse köpürtülsün, saman alevi gibi geçecek. Çünkü, darbe marbe iddiaları ile, içeriği olumlu olan bir uyarı da olsa hemen etiketleniyor. Hem de ne ile etiketleniyor: HAİNLİKLE!

"Her ne ki işlenmiş ise işlenmiş olan odur. Her ne ki işlenecek ise işlenecek olan odur."

Ahd-i Atik’ten

Süheyla Çokman ağabeyi ile ilgili anılarının bir yerinde şöyle der: “Onu asık suratlı hiç görmemişimdir. Bazen de kendi kendine söylediği şarkılar vardı ki, hiç aklımdan çıkmaz, duydukça onu anımsarım: ‘Ata binesim geldi, hay dah dah, yâre gidesim geldi, ela gözlü yârimi, hay dah dah, yine göresim geldi.’ Bir de ondan başka hiçbir yerde duymadığım bir şeyler mırıldanır, yengem de ‘Yeter Sabahattin, kes, bu ne biçim şarkı!’ dedikçe şaka yollu tekrarlardı: ‘Tabutumun altı çatlak, beni vuran benden alçak, sol böğrüme girdi pıçak, yâr yâr aman…’Meğer kaderinin şarkısı imiş bilemedik.” [1]

İÇERİDEN DIŞARIDAN ÜÇ KONUK

 

Sadi SOMUNCUOĞLU

Bugün köşemi üç konuğa ayırdım. Gerçekleri onlardan öğrenelim.
Bahattin Atilla, MDM mensubu: "Sayın Abim. O günleri çok iyi bilenlerdenim. Eşim Lice beylerinden Aktan ailesine mensuptur. O dönem ilk sürülen bayan öğretmendir. Dedesi Hafız Aktan Diyarbekir Baş komiseri. Said-i Nursi Ziya Gökalp'le görüşmek için Diyarbekire gelir. O toplantıda Dedemiz de var. Said-i Nursi, Ziya Gökalp'e sorar, neler yapıyorsunuz, hedefiniz ne? 

Osmanlı devleti 1838 yılında İngilizlerle yaptığı Balta Limanı Antlaşması (2.Mahmut ve Kraliçe Viktorya'nın imzaladıkları) ile Avrupa sermayesinin etkisine kapılmış, bu tarihten itibaren Osmanlı'nın ekonomik sahasına girmiş oldular. İşte bu Avrupalı tüccarlardan biride bugün dünyanın en zengin ailelerinden Roçıldlar, Osmanlı devleti ile 90 yılı aşkın ilişkilerini Prof. Dr. Mustafa Balcıoğlu ve Doç.Dr. Sezai Balcı  belgeler ışığında ortaya çıkardılar.

EKONOMİDE İMKÂNSIZ  ÜÇLEME

Av.Halil ALTIPARMAK

Ekonomide İmkânsız Üçleme…

1999 yılında Nobel Ödülü alan Kanadalı Ekonomist Mundell’in çalışmalarına dayandırılan bu hipotez, ülke ekonomileri için ciddi olarak etkili olan ve mutlaka dikkate alınması gereken bir hipotez olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ekonomik kavramları, kamuoyunun anlayacağı türden kullanmaya dönük yazılar yazılması gerektiğine inanan bir Ekonomist olarak bu konuda da daha anlaşılır bir dil kullanmaya çalışacağım.

KAVRAMLAR, TERİMLER, SÖZCÜKLER

Sadi SOMUNCUOĞLU

Anayasal vatandaşlık veya Türkiye Vatandaşlığı: Bu iki kavram da yanlıştır. Çünkü bir millet esasına göre kurulan devletlerde her birey o milletin kimliğini taşır. Bu sebeple eşitliğin kaynağı, o milletten gelir. Dünyamızda bugün geçerli olan da budur. Bir millete dayanmayan devletlerde durum farklıdır. Şöyle ki, 1960'da Türk ve Rum milletleri tarafından kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin vatandaşlarına "Kıbrıs vatandaşı" veya anayasal vatandaş da denebilir. Zira egemenliğin sadece bir parçası olan ülke adı ile ifade edilir. Veya "Anayasal vatandaş" da denebilir. Zira egemenlik bir millete ait değildir. 

Sanırım AKP yetkililerinin Türklük ve Atatürk’le ilgili sıkıntılarının olduğunu bilmeyen yoktur. Hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde iktidar olup devleti yöneteceksiniz hem de yönettiğiniz devleti oluşturan milletin adından rahatsızlık duyacaksınız! Olmaz böyle şey ve iyi bilinmesi gerekir ki bu, Cenab-ı Allah’ın yaratış düzenine de aykırıdır.

Ne yazık ki son on beş yirmi yıldan beri ya açılım süreci saçmalığı ya da birtakım tarikat yapılanmalarının sapık görüşleri yüzünden Türkiye’de Türk olmak ya da “Türküm” demek “Uzaylı” muamelesi görmeye başladı. 

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
ZAFER SARAÇ YAZDI
Her romanın mekânını ve karakterlerini sarmalayan bir arka planı olduğu düşünülürse hiç şüphesiz ki,
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

DUVARLAR EZDİ BENİ

Zaman, akan bir dere,

Damlalar süzdü beni.

Hüzün buladım yere,

Düğümler çözdü beni.

Devamını oku...

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


SEN DÖNÜNCEYE KADAR!
Çarşamba, 12 Mayıs 2021
...
DUVARLAR EZDİ BENİ
Cumartesi, 15 Mayıs 2021
...
EKONOMİ VE ANAYASA
Pazartesi, 10 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

138 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi