MARCO POLO

Tarih çoğu zaman araştırmacılar için karanlıklar içindedir. Her dönem insanlık tarihini yazarak, devrinin karanlığını dağıtıp, geleceğe ışık olanlar mevcuttur. Geçmişte kalemi eline alanlar arasında yüksek görev bilinciyle hareket edenler olduğu gibi geleceğe ölümsüz bir hatıra bırakarak adından söz ettirmek isteyenlerde vardır. Belirli bir misyonu icra etmeyip, bir tarihçi duyarlılığına sahip kimi gezgin ve tüccarlar ise üzerlerine görev olmamasına rağmen, kaleme sarılır ve eşsiz kıymetteki notlarını geleceğe yollar.

Uzun mesafeleri arşınlayan seyyahlar içinde birisi vardır ki ismini zikretmeden 13. yüzyıl Asyası ve İpek Yolu hakkında bir şeyler söylemek güçtür. Örneğin Asya Tarihi ile ilgili herhangi bir kitap karıştırılacak olursa; tarihi bilgilere referans olması açısından bir isim çokça zikredilir: Marco Polo…

Venedikli tüccar Marco Polo ailesinden gelen seyyahlık geleneğinin etkisiyle daha 17 yaşındayken babası ve amcasıyla[1] uzun bir seyahate çıkarak devrin Şarktaki en büyük devleti Moğol İmparatorluğu'nu ziyaret eder. Polo seyahatinde aile geleneğinden gelen ticari kaygıların yoğunluk arz etmesine rağmen zamanla Moğol Devleti'nde görev alacak kadar önemli bir pozisyona ulaşır. İyi bir statü elde etmesine, Kağan Kubilay Han’a yakınlaşmasına, mütevellit bir Moğol görevlisi olarak Asya’yı en kuytu köşelerine kadar gezer. Ülkesine döndükten sonra mütevazı bir şekilde yaşamını sürdürürken, Cenevizlilerle yapılan savaş esnasında esir düşer ve hapishane hayatı esnasında kendisi gibi mahkûm olan Pisalı Rustichello’ya 24 yıllık uzun seyahatinde başından geçenleri yazdırtır. Böylelikle dünya tarihi için mükemmel bir eser tecessüm eder. Marco Polo adı da zihinlere kazınırcasına günümüze kadar ulaşır.

Marco Polo’nun notları Rustichello tarafından kayda alındıktan sonra, birçok kez yeniden yazılır. Her kopyaya bir şeyler eklenir veya çıkartılır. Yeniden kaleme alınan her metin farklı bir varyasyonla karşımıza çıkar. Öyle ki günümüzde bilinen 119 kopyası bulunan seyahat notları Rustichello tarafından yazılırken dahi yazanın katkıları, Polo’nun hayal gücü, sayesinde zaten iyice farklılaşmış bir metin söz konusudur. Üstelik notlar zaman içinde yaşadığı başkalaşım neticesinde aslından çok farklı bir konsepte bürünür. Bu nedenle eldeki metinlerin karşılaştırılmalı bir yaklaşımla ince elenip sık dokunarak yeniden inşa edilmesi zaruridir. Polo’yu referans göstermek bir kolaylık iken, seyahatnameyi analitik bir şekilde mercek altına alarak sonuca ulaşmak, bilime azami surette hizmet etmektir. Bu yazımızda ele alacağımız Laurence Bergreen’in eseri, Marco Polo ve notlarını merkeze alarak, mevcut bilimsel yaklaşımıyla, Türk diline çevrilmiş benzerlerine oranla, iyi bir mevkide kendisine yer edinmektedir.

Eserin yazarı Laurence Bergreen, uluslararası birçok ödüle sahip olup, biyografik kitapları 25 dile çevrilmiştir. Harvard Üniversitesinden 1972 yılında mezun olan Bergreen, Marco Polo’ya ek olarak Casanova, Macellan, Louis Armstrong, Al Capone gibi her biri farklı mecralardan olan insanların yaşamını kaleme almıştır. Ayrıca Bergreen akademik bir ciddiyetle ele aldığı insanların yaşamına ek olarak, prestijli Amerikan gazetelerinde düzenli olarak yazdığı makalelerle, katıldığı TV programlarıyla, ABD kamuoyunda sık sık kendisini göstermiştir[2].

Bergreen kısaca belirtildiği gibi spekülasyonların odak noktasına oturmuş, hakkında çok fazla tartışma olan yaşam hikâyelerini mercek altına almıştır. Özellikle Marco Polo’nun hayatı düşünüldüğünde spekülasyondan ziyade yapılan çalışmalar arasında derin bir mutabakatsızlığın olduğu, geçmiş gelecek ekseninde farklılaşan çok fazla materyalin bulunduğu, göze çarpar. Muhtemelen Bergreen karşılaştırmalı bir yaklaşımla en tutarlı sözü söylemek gayesiyle eserini kaleme almıştır.

Eser 3 ana bölüm altında ele alınmış olup, her ana bölüm Marco Polo kitabının bir cildi kapsamında Avrupa, Asya ve Hindistan’a tekabül ederken, bu minvalde oluşturulan 15 alt başlıkla okuyucuya sunulmuştur. Bu şekildeki bir tasnifle Marco Polo’nun notları daha düzenli bir görünüme kavuşmuştur. Marco Polo’nun yazmalarında ve çeviri eserlerin bazılarında bu tarz bir düzen gözlemlenemez, işin açıkçası Polo’nun dahi kronolojik ve bölgesel bir tasnifle notlarını yazdırdığından söz edilemez. Ayrıca alt başlıklar her biri ayrı bir makaleye dönüşecek kadar yetkin ve içeriğe uygun kapsayıcı, çarpıcı bir başlıkla verilmiştir[3].

Bergreen’in eserinin başından sonuna kadar benimsediği anlatım tarzının arka planında bazı faktörler kendini göstermektedir. Öncelikle Bergreen Marco Polo’nun çizdiği tablonun gizemini çözmeye çalışarak, onun benimsediği anlatım şeklinin sebeplerine yoğunlaşmaktadır. Bu yüzden eserde Polo’nun neyi, nasıl, neden söylediği araştırılmaktadır. Bergreen Polo’nun anlatımını bazen hikâye ederek bazen de direk sözü Marco Polo’ya bırakarak; özgün yorumunu, kaynaklardan özümsediği bilgiler ve dönemin genel anlatısı ile kaynaştırarak tahlil etmektedir. Bu analitik yaklaşımla masaya yatırılan Polo anlatısı, belirli bir bilimsel süzgeçten geçirilerek en makul, gerçeğe en yakın ve en olası şekilde satırlara dökülmektedir. Esasında Polo’nun söyledikleri birçok tarih kitabını renklendirmekle beraber, anlatılanlar ya üstünkörü kabul edilir ya da düşünmeksizin gerçek dışı sınıfına sokularak, üzeri çizilir. Ama Bergreen’in yaptığı tarzda delilli bir sunumla verilen bilgi test edildiği için okuyucuların kafasındaki bulanıklık ortadan kalkar. Bu açıdan Bergreen’in yaklaşımı gayet makuldür.

Her eserin beslendiği kaynaklar, en az eser kadar önemlidir. Konusuna çok iyi odaklanan Bergreen, bilimsel açıdan anlattıklarını çok iyi bir zemine oturtmuştur. Ama ülkemizdeki bilimsel anlayışla kıyaslandığı zaman eserin biraz farklı bir akademik tarzı vardır. Birincisi konu hep hikâye edildiğinden yazılanlar çok ciddi değilmiş gibi bir algı oluşturabilmektedir. İkincisi dipnot sisteminin kullanılmaması, notların topluca eserin sonunda bölüm bölüm tasnif edilerek paylaşılması, eserin farklı yüzünü göstermektedir. Bu farklı duruşa rağmen eserin bilimsel olarak çok sağlam bir kaynakçadan şekillendiği malumdur. Bergreen eserin sonundaki teşekkür kısmında nasıl özverili, titiz ve detaylı çalıştığını kanıtlayan satırlarını okuyucuyla paylaşmaktadır. Dünyanın farklı yerlerinde Marco Polo ile ilgili neredeyse tüm kaynakların, yazma eserlerin, takibini yapan Bergreen, her türlü övgüyü hak edecek eserini ortaya koymuştur.

Marco Polo ile ilgili ülkemizde yayımlanan çalışmalara bakıldığında, yapılan araştırmaların yerli camianın performansını göstermesi açısından, pekte zengin bir içeriğe sahip olduğu söylenemez. Çeviri eserlerin sayısı bile Polo’nun tarihimizle ilgisi düşünüldüğünde içler acısı bir konumdadır. Türklerin ata yurdu olan yıllarca at koşturdukları İpek Yolu coğrafyasını en detaylı şekilde siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi yönleriyle anlatan Marco Polo’nun sözlerine kulak vermeyişimizin sebepleri irdelenmelidir. Marco Polo’nun ciddiyetine ve gerçekliğine getirilen eleştirilerden dolayı böyle bir durum söz konusuysa; Bergreen eserinin sonuna eklediği “Hikâyeci” kısmı ile bu algıyı bariz bir şekilde çürütmektedir. Benzer bir nitelendirme ile karşı karşıya kalan Evliya Çelebi’nin yazdıkları üzerinde son zamanlarda yapılan çalışmalarla, seyahatnamesinin ne derece ciddi bir kaynak olduğu ortaya çıkmaktadır.

Marco Polo Seyahatnamesi doğal haliyle bile çok fazla detay içermesine rağmen, yazar titiz çalışmasıyla bu detayı daha da derinleştirmektedir. Polo’nun anlattığı bilgilere öylesine zengin argümanlar eklenmektedir ki konunun kapsamı olmadığı kadar genişlemektedir. Misal Marco Polo’nun yazdıklarından onun duygusal yöneliminin nasıl olduğunun ortaya koyulması, Polo’nun içinde bulunduğu şartların gerek tahminen gerekse de eldeki verilerle çok iyi şekilde anlatılması, en mahrem sırlara varıncaya kadar en ince ayrıntılara girilmesi, yazarın konusuna nasıl odaklandığını kanıtlamaktadır. Örneğin, seyahatnameyi kaleme alan Rustichello’nun başka bir eserindeki savaş sahnesinin benzerini Marco Polo’danmış gibi anlattığının yazar tarafından tespit edilmesi; yazarın ne kadar titiz ve detaylı çalıştığını göstermektedir.

Ayrıca eser görsel materyallerle çok iyi şekilde desteklemiştir. Konuyla ilgili resimler gayet canlı bir görsellikle eserde sunulmuştur. Haritaların kullanılması Polo’nun nasıl bir güzergâh izlediği hususunda fazlasıyla yardımcı olmuştur. Eserin çevirisi gayet iyi yapılmış olup, dili akıcı, sade ve açıktır. Son olarak Türkiye İş Bankası Yayınlarının güzel bir tasarımla sunduğu ciltli, şömizli biyografi serisi bir bibliyofil açısından mezkur  kitabın oldukça cezp edici bir görünüme sahip olmasını sağlamıştır.

Sonuçta; Türk Tarihi için yüksek önemi haiz bir eser tercüme edilerek, dilimize kazandırılmıştır. Bu eserin ilmi camiamız tarafından üretilmesi, canı gönülden arzu edilecek bir durumdur. Fakat Marco Polo’nun gezdiği Orta Asya’nın geniş bozkırlarında yüzyıllarca at koşturmamıza rağmen, ilmi sahada aynı atları koşturduğumuzu, Oryantalizmi ana ülkü haline getiren Marco Polo’nun atalarını geçtiğimizi, söylemek güçtür. Marco Polo Şark’ı Batıya tanıtarak, yeni gelişmelerin kıvılcımını yakmış, bilimin önderliği zamanla Batı’ya geçmiştir. Polo’nun torunları bilimde ilerleme sürecini güçlü adımlarla sürdürüp yazdıklarını tüm detaylara matuf şekilde araştırıp, incelerken, ilmin kadın erkek her Müslüman’a farz olduğu[4] milletin torunları olan Türklerin, ilmi olarak üzerlerine düşeni yaptıkları söylenemez. Özeleştiri kabilinden bu sözlerin, Bergreen’in eserinin benzerlerinin milletimiz tarafından ortaya koyulmasıyla, boşa çıkması dileğiyle...

Marco Polo

Laurence Bergreen, (Çeviri: Mine Zeybekoğulları)

Türkiye İş Bankası Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2018, 455 Sayfa, ISBN:978-605-295-47-68

Zafer SARAÇ:Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Programı Öğrencisi, Mail: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

[1]Babası Niccolo ve amcası Maffeo uzun yıllar ticaret maksadıyla doğuya gitmiştir.

[2]https://laurencebergreen.com/wp/about-the-author/

[3]Misalen, 2. Bölüm: Altın Pasaport, 5. Bölüm: Yüksek Ovaların Avareleri, 12. Bölüm: Kutsal Rüzgâr vb.

[4]İbn Mace, Mukaddime, 17.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kültür-Sanat

An itibariyle ziyaretci sayısı:

88 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi