(Bu yazım, yakasına hem Üç Hilal, hem Ampul takıp, Bir eliyle Bozkurt, Ötekiyle Rabia yapan "Çakma Ülkücü'ler" içindir!)

-Ülkücü'lük Türk'lüğe ve Türk Milletine olan kararlı ve samimi bir adanmışlıktır.

-Son zamanlarda ona dini figürler ilave edip, Ümmetçilik'le anılır hale getirme çalışmaları yapılsa da, yönü Orta Doğudaki İhvanı Müslümin coğrafyası değil, Altay'lardan Tuna'ya, Turan coğrafyasıdır.

-Her ülkücü, Türk Milliyetçisidir..Ülkücü'lük bir bakıma Türk Milliyetçiliğinin özel adıdır.

Türk Milliyetçiliği ve kısa adı Türkçü'lük; "Ümmet"çiliğe alternatif olarak doğmuştur;

-Osmanlı Devleti, Balkan bozgunundan sonra gayri müslim tebayı elinden kaçırınca, "Osmanlıcılık" siyasetini bırakıp, "Ümmetçilik" siyasetine sarılmıştı. "Bari din kardeşlerimizle Ümmet birlikteliği yaparak varlığımızı devam ettirelim" istemişti.

-Tarih boyunca, kendi aralarında bile Ümmet olamamış müslüman Arapların da, İngilizlerle birlik olup, Osmanlıyı arkadan vurmasıyla Ümmetçilik siyasetimiz de, tıpkı Osmanlıcılık gibi iflas etmişti..Büyük Türk Milliyetçisi R.Oğuz Arık'ın dediği gibi, "..Müslüman ve Hıristiyan, Türk olmayan bütün unsurlar tarafından hıyanet gören, arkadan vurulan Türkler, yapayalnız kaldıklarında; tutunacak bir manevi destek aradılar. Bizzat kendilerinin varlığından başka bir kuvvetin kalmadığını anladılar. Türkçü'lük; işte bu ızdıraplarla şuuruna varılmış, siyasi bir hareket olarak yükselmiştir"(1)

-Türkçülük fikrinin kuramcısı, Üç Tarzı Siyasetin sahibi, Yusuf Akçura ise, "Türkçülük fikri, yarım asır evvel, nihayet birkaç kişinin dimağ ve kalplerinde duygular ve emeller oluşturan, ara sıra dil ve kalemlerinden müphem ve muhteriz bir surette çıkan bir nazariyeden ibaretti. Halbuki,Türkçülük fikri bugün tahakkuk etmiştir.Türk aleminde,Türk idealini tahakkuk ettiren dahi ve kahraman, Türk Devletinin banisi ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk reisicumhuru, Gazi Mustafa Kemal Hazretleridir."(2) demektedir.

-Başta Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi Türkçü Osmanlı aydınları, Atatürk etrafında toplanarak, yeni Türkiye Cumhuriyetini, "Millet Birliği" ve Türk Milliyetçiliği esası üzerine kurdular. Türk Ocakları yeni devletin fikri omurgasını oluştururken, H.Suphi Tanrıöver, M.Esat Bozkurt gibi tüm hükümet üyeleri de Türk Ocaklarında yönetici idiler.

Türk Milliyetçiliğinin mistik önderi Nihal Atsız ile siyasi Lideri Alparslan Türkeş de, aynı ocaktan yaktıkları meşaleyi bizlere intikal ettirmişlerdir..

ÜLKÜCÜ'LER PARTİZAN OLAMAZLAR.

-Ülkücü'lük kutlu bir dava olması sebebiyle partiler üstü bir duruşu elzem kılar.

-Ülkücüler parti politikalarına asla alet olmazlar. Ancak;

-İnandığı kutlu davanın politikasına hizmet eden siyasi partilere elbette ilgi duyup destek verebilirler.

-Bizim gençliğimizde kendini bu kutlu davaya adamış dernek başkanlarımız rahmetli Necdet ve Ayhan hocalarımız, hatta Rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş bize ülkücülüğü böyle öğrettiler.

-Ülkücüler bir partiye, bir lidere sevgi ve hayranlık duysalar da, ona körü körüne biat etmezler. Hem gönüllerini, hemde akıllarını ikisini birden lidere teslim etmezler.

-Halkımız ne çektiyse, peşinden gittikleri lidere hem kalplerini, hemde akıllarını birlikte teslim etmekten çekmiştir. Bu surette lideri denetimsiz bıraktılar. Onu her türlü hatadan arınmış, mübarek bir zat halinde gördüler.

-Bu teslimiyet liderleri şımartıp, zıvanadan çıkartırken, Ülkeyi de çok büyük zararlara sokmuştur. Lidere gönlünü veren halkımız keşke bir ihtiyat payı olarak akıllarını da kendilerine saklasaydılar. Liderlerin yanlışlarını akıl gözüyle görüp onu eleştirebilseydiler..

Hem kendilerine, hemde Ülkeye büyük faydaları olurdu..

ÜLKÜCÜ VATANSEVERDİR

-Ülkücü'lük vatanseverliktir..Vatanın selameti için her türlü tehlikeyi göze alırlar. Ülkücülerin gözünde halk ile millet gibi, yurt ile vatan kavramları da birbirlerinin içinde, ancak; farklı boyutlarda anlam kazanır..

-Ülkücü'ler, üzerinde yaşadıkları toprağı sadece, dağlar, göller ve ovalardan ibaret bir yurt olarak görmezler.Onlar Vatanın sadece maddi unsurlardır. Ülkücü'lere göre vatanın bizi sarıp sarmalayan ve bizle birlikte yaşayan manevi unsurları da vardır. Adına "Milli Kültür" dediğimiz, bizi biz yapan örf ve adatlerimizden, dini inaçlarımıza kadar tüm değerlerimiz bize göre vatandır.

-Bu manada Vatan; Her karış toprağı kutsal olan bir coğrafya (yurt) olduğu kadar ayrıca,

Yanık bir kaval sesi ile söylenen bir memleket türküsü'dür..Bir Kütahya çinisi, Konya kaşığı, Minare sütunu'dur. Yörük kızının işlediği cıvıl cıvıl renk kaynayan bir halı, kilim desenidir Vatan!..Bir mehter müziği, davul zurna eşliğinde çekilen halay, oynanan bir horon ve dağ gibi bir zeybeğin yere diz vuruşudur. Er meydanında pehlivanların çektiği peşrevdir!..

Kendi kültürel değerlerinin her bir unsuru karşısında her ülkücü keyf alır, heyecan duyar.

ÜLKÜCÜ HALKIYLA BARIŞIKTIR:

Ülkücüler ırk, mezhep, din, bölge ayırımı yapmadan halkın tamamını kucaklar..Kaderlerini aynı Vatanda birlikte yaşamaya hasretmiş herkesi kendi öz kardeşi gibi görür. Onun Türkçülük anlayışı biyolojik değil, kültüreldir..Atatürk'ün veciz ifadesiyle "Ne mutlu Türküm Diyene" cümlesindeki mensubiyet duygusuna dayanır.

-Ülkücü, halkın yanlışlarını görüp onu eleştirme ve küsme hakkına sahip değildir.

-Esasında Halk ile Millet aynı manada kullanılsa da; ikisinin arasında zaman ve mekan farklılıkları vardır. Halk, bugünü yaşayan ve elbette günlük ihtiyaçlarına öncelik tanıyan bir topluluktur. Millet ise, halkın bugünkü haliyle birlikte, geçmişini, geleceğini de içine alan daha soyut bir kavramdır.

-Ülkücüler, Milleti, hata ve yanlışlardan arındırılmış olarak tasavvur ederler.

-Her bir Ülkücü, ahlaken dürüst ve kendi çevresinde rol model olmak zorundadır. Toplumda öncü ve öğretmendir..Gördüğü bazı yanlışlardan dolayı halka küsmek, menfi duygular taşımak ona yakışmaz. Doktor hastasını, öğretmen öğrencisini, Ana-baba ise, çocuğunu her haliyle sevmek ama, onu da eğitmek zorundadır.

-Ülkücü de halkını daha ileriye motive edip, ona şekil vermekle manen görevlidir.

ÜLKÜCÜ'LER MİLLET EGEMENLİĞİNDEN YANADIRLAR.

-Bir kişi ister padişah olsun isterse, devlet başkanı, Millet iradesinin yanında hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Padişah da, devlet başkanı da tektir ama, Milli irade Milletin tamamdır..

-Meclisler, Millet iradesini temsil ederler.

-Bu manada meclisler; ülkelerden, devletlerden hatta Vatan coğrafyasında bile üstündür. -Çünkü; pek çok ülke, İşgal günlerinde, sürgündeki meclisler tarafından kurulmuş, vatansız pek çok millet, vatan toprağını daha sonraları bulmuşlardır..

-Devlet, Millet iradesinin teşkilatlarmış halidir.

-Devlet, kişilere ait organizasyonlar değildir.

-Devlet kurum demektir, Dağıtılan güçler demektir. Yasama, Yürütme ile bağımsız mahkemeleri olan Yargı demektir. Hukuk demektir. Böyle bir devleti bir takım yasalarla ayakta tutan meclistir.

- Dolayısıyle, Meclisin işlevsiz bırakılması, devletin ortadan kaldırılması demektir.

-Bir ülkeyi birarada tutan en yüksek kurum, bir kişiye teslim edilemez. Edilirse öyle bir kuruma devlet denemez!..

-Madem ki, çağımızda devletler toplumun çıkarları için vardır.Toplum çıkarlarının teminatı da, o devletin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olması ile mümkündür.

-Sosyal Adalet, refah, sosyal güvenlik, kanun önünde eşitlik, adil çalışma fırsatı, demokrasi, fikir ve düşünce hürriyeti..gibi haklar o ülkeyi çağdaş devlet yapar. O ülke vatandaşlarını mutlu eder..

-Maalesef İslam ülkeleri dahil tüm totaliter rejimlerde bu haklar olmadığı için, insanlar ızdıraplar çekmektedirler. Kendi ülkelerinde cehennem hayatı yaşamakta ve kurtuluşu Avrupa ülkelerinde görmektedirler..

-Şükredelim ki, büyük Atatürk, bize yıkılmakta olan Osmanlının küllerinden bütün kurumları ile "Türkiye Cumhuriyeti" isimli şanlı ve modern bir devlet bırakmıştır. Vasfını da; "demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti" diye tarif ederek Anayasanın ilk maddesi yapmıştır..Bu madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

Son söz;

ÜLKÜCÜ'LER;

-TEK ADAM SULTASINA KARŞIDIR.

-MİLLET İRADESİNİN EN İYİ TEMSİL ŞEKLİNİN PARLAMENTER REJİM OLDUĞUNA İNANIRLAR.

-MİLLİ İRADEYE, MİLLET EGEMENLİĞİNE, DEMOKRASİYE, DÜŞÜNCE ve FİKİR HÜRRİYETİNE, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE, CUMHURİYETİN TEMEL DEĞERLERİNE, CANI GÖNÜLDEN BAĞLIDIRLAR.

 

KAYNAK:

(1) Prof.R.Oğuz Arık(Coğrafya'dan Vatana)

(2) Prof.Yusuf Akçura(Türk Yurdu-1928)

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


SEN DÖNÜNCEYE KADAR!
Çarşamba, 12 Mayıs 2021
...
EKONOMİ VE ANAYASA
Pazartesi, 10 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

93 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi