İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADINLARIMIZIN KAZANILMIŞ HAKKIDIR!..
Mehmet ÖZCAN

Türk Dünyasının bilge lideri Nursultan Nazarbayev, dinle birlikte Arap kültürünü de alan Milletlerin Araplaşarak milliyetlerini kaybettiklerini söylüyor. Buna ait de, Sümerleri, Akadları, Babilleri, Asurları, Berberileri, Fenikelileri, Süryanileri, Farsileri..örnek gösteriyor.

-Osmanlılar zamanında da Türklerin Araplaşmasını Atatürk'ün son anda önlediğini, yaptığı devrimlerle Türkleri özüne döndürdüğünü ama son zamanlarda Türklerin tekrar Araplaşma sürecine

ğirdiğini yana yakıla söylemektedir..Kazak olarak kendilerinin de Müslüman olduklarını ama hiç bir zaman Arap kültürünü benimsemediklerini, ne geçmişte ne de günümüzde Kazak kadınlarının Arap kadınları gibi örtünmediklerini övünerek anlatmaktadır.

-Cemal Paşa'nın hatıralarında okumuştum.

Ünlü İngiliz Casusu Lavrens yazdığı bir raporda; "Türk'ler, tüm Arap dünyasını 5-10 memurla 400 sene yönetti ama, Araplar bunu hiç hissetmediler.Türkler Müslümanlık uğruna Arap kültürünü öylesine benimsemişlerdi ki, Türkler mi Arapları yönetti, Araplar mı koskoca Osmanlıyı yönetti" diye hayretini ifade etmektedir..

İSLAM ÜLKELERİNDE KADINLARIN DURUMU:

-Sadece biz Türk'ler değil, diğer müslüman Milletler de İslamla birlikte hiç bir tasnife tabi tutmadan bedevi Arabın cahiliye dönemi tüm örf ve adetlerini olduğu gibi almışlar.Bununla eski milliyetlerini kaybetmekle kalmamışlar, kadınlarına da büyük bedeller ödetmişlerdir.

İslam ülkelerinin zavallı kadınları, halen cehennem azabı çekmektedirler..İslam ülkelerinde hala Aile hukuku ve Miras hukukunda İslam fıkıhı yani şeriat hükümleri geçerlidir..İslam Ülkelerinde;

-Hala kadın erkek eşitliği yoktur.

-Hala çok eşlilik vardır.

-Hala Kızlarda evlilik yaşı 10-12 dir. Hala çocuk gelinler vardır..

-Hala Kadınların boşanma ve nafaka hakları yoktur.Vesayet hakları yoktur.

-Hala mirastan üçte bir oranında pay almaktadırlar.

-Kadın sünnetleri hala uygulanmaktadır.

-Afganistanda kız çocuklarının okula gitmesi hala yasak.

-Sudan'da pantolon giyen kadınlar tutuklanıyor, Pakistanda namus cinayeti suç değil,

-Somali'de tecavüze uğrayan kadın tecavüzcüsü ile evlendiriliyor..

-İran'da kadınların örtüsüz sokağa çıkması, yolda koşması yasaktır.

TÜRKİYE'YE GELİNCE:

İslam ülkelerinde kadının aleyhine olan tüm faktörler Cumhuriyet öncesi Osmanlıda da vardı.

-2.Abdülhamit döneminde(1876)Osmanlının dini esaslara dayalı hukuk sistemi, Avrupa hukukuna göre uydurulmaya çalışıldı.Adına "MECELLE" denildi. Dönemin en ünlü hukuk alimi Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir Komisyon kuruldu.Ama Aile hukuku ve Miras hukuku Mecelle dışında tutuldu..Taa ki,1926 yılına kadar Kadınlarımı evlenme, boşanma, vesayet ve Miras işleri Şeriat'a tabi olarak devam edilmiştir.

1926 da, Büyük Atatürk, Türk kadınına aile ve toplum hayatında batılı toplumlardan daha geniş haklar vermiştir.

-Sübyan evliliği yasaklamış, kızlarda evlilik yaşını 18'e çıkarmıştır.

-Erkeğin çok eşlilik ve tek taraflı boşanma hakkını iptal etmiştir.

-Kadınlara, boşanma, vesayet ve mallar üzerinde tasarruf hakkı vermiştir.

3 Mart 1924 de Tevhidi Tedrisat kanunu ile eğitimde erkeklerle eşit statü hakkı elde etmiş.

-1928 de Kadınlarımıza o vakte kadar verilmeyen avukatlık ve doktorluk gibi görevleri yapmaya başlamışlar..

-3 Nisan 1930 tarihli belediye kanunu ile, kadınlarımıza belediye meclisine seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

Böylece kadınlara aile ve toplum hayatında erkeklere eşit bir statü kazandırmıştır.

DİNİDAR ÇEVRELERİN KADIN HAKLARINA BAKIŞI:

-Kadını adamdan saymayan, bünyesinde çok evlilik ve cariyelik gibi ilkel adetler barındıran bedevi Arabın cahiliye dönemi uygulamalarını, İslam fıkıhının emri olarak algılayan bir takım dinci çevreler Cumhuriyetin ilanı ile birlikte büyük bir hak kaybına uğradılar.Kadınlar üzerindeki hakimiyetlerini kaybettiler.Laikliğe  ve bilhassa Medeni kanuna muhalefet etmeye başladılar..Çağ dışı İslam fıkıhı uygulamalarını el altından kendi aralarında devam ettirdiler.

-Bir siyasi parti görünümünde olsa bile, aslında muhtelif cemaatlerin konsorsiyumundan ibadet olan AKP nin göreve gelmesiyle birlikte hükümete baskı yapıp, önce Zinayı suç olmaktan çıkarttılar.

ZİNA 2004 DE SUÇ OLMAKTAN ÇIKARTILDI.

Bunun manası şudur:

Halen cemaatler arası çok eşlilik ve sübyan evlilik geçerlidir..Ama Medeni Kanun ancak bir eşle nikah kıyılmasına müsaade ediyor. Ee 2 nci, 3 ncü ve 4 ncü eşlerle dini nikahla kurulan ilişki, Medeni Kanuna göre zina sayılıyor. Resmi nikahlı eş, ya da bir başkası ihbar ederse erkek zina suçundan hapse girebilir.Ayrıca bu suçtan hapiste olan çok kişi de vardı.İşte dinidar kesim bu durumdan rahatsızlık duyuyordu.

AKP hükümeti bu çevreleri rahatlatmak için zinayı yani dini nikahla(diğer eşle olan)ilişkiyi 2004 yılında suç olmaktan çıkardı.Bu suçtan hüküm giymiş olanlar da tahliye edildiler.

GELELİM İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE!

-11 Mayıs 2011 de İstanbul'da imzaya açılmıştı.

-8 Mart 2012 de R.Gazetede yayımlandı.

-1 Ağustos 2014 de Avrupa Konseyi Üyesi ülkelerce onaylanmış, Aynı gün TBMM de tek bir ret oyu çıkmadan tüm partilerin desteği ile 246 oyla kabul edilerek yürürlüğe girmişti.

-Sözleşmenin etkin şekilde uygulanması ve izlenmesi için alt komisyon yönetim kurulunda birtakım kadın dernekleri ile Sümeyye Erdoğan da bulunmaktaydı.

-Resmi adı, "Kadına yönelik şiddetin ve Ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi" olan İstanbul Sözleşmesi, imzacı devletlere kadınları her türlü şiddete karşı korumak, ayrımcılığın önüne geçmek ve kadınların güçlendirilmesi yoluyla eşitliğin sağlanması bakımından yükümlülükler de getiriyor.

-Sözleşme bizim dinidar çevrelerin kabul etmedikleri toplumsal cinsiyet eşitliğine dayanıyor..Ev içi şiddetin ortadan kaldırmak iddiasındaki İstanbul Sözleşmesi kadınların kadın olduğu için şiddete uğradığını savunarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve toplum tarafından dayatılan cinsiyet rollerinin devlet faaliyetiyle ortadan kaldırılmasının bu şiddeti de ortadan kaldıracağını savunuyor.

Özellikle dinidar çevreler,  toplumsal rollerin eşitlenmesinin aile kurumuna zarar vereceğini öne sürerek, hararetle sözleşmenin iptalini istediler..

KARŞI ÇIKAN DİNİDAR ÇEVRELER:

-HÜDA-PAR: Bu anlaşma ile Avrupanın kültürel boyunduruğuna gireceğiz! Aile kurumumuz tehdit altında!..

-YEDİ HİLAL DERNEĞİ:Toplumsal Cinsiyet eşitliği, kadın ve erkek arasındaki fıtrat kaynaklı ruhi ve bedeni farkı yok sayıyor!..

-Prof.Yusuf KAPLAN(İslamcı düşünür)Tanzimattan bu yana en büyük tehdit ailenin çözülmesidir.

-Fatma Gülsen KOÇAK(T.Yazarlar Birliği)

Türkiye bu anlamda İslam ülkeleri içerisinde rol model olarak gösterilmek suretiyle yapılan operasyon, Türkiyenin şahsında İslam dünyasına yönelik bir tehdittir.

-Abdurrahman DİLİPAK(İslamcı Yazar)

Biz kendi değerlerimiz açısından böyle bir sözleşmenin insan haklarına da, temelde Allanın rızasına da uygun olmadığını düşünüyoruz!..vs.vs.

-Toplam 12 bölüm ve 81 maddaden oluşan İstanbul Sözleşmesi, Ülkemizde imzalanan Uluslararası bir sözleşme olduğu kadar, kadın hakları yönünden de kadınlarımızın Medeni Hukukla kazanılmış haklarını daha üst seviyelere taşıyan bir güvence olacaktı.

Hiç bir maddesinde Milletimizin genel ahlak ve adap anlayışına, aile yapımıza aykırı bir maddesi yoktur..

SÖZLEŞMEYİ SAVUNANLAR VE KARŞI ÇIKANLAR ARASINDA SADECE KADIN VE AİLE'YE BAKIŞTAKİ ZİNNİYLET FARKI VAR!..

-Kadın erkek eşitliğini bile kafasındaki İslam anlayışına aykırı bulan,

-Kadının çalışması caiz değildir diyen dinidar çevrelerin baskısını dikkate alan, C.B.Recep Tayyip Erdoğan, 6 yıl önce büyük bir törenle kendisinin imzaladığı Uluslararası bir anlaşmayı bir gece yarısı tek taraflı olarak iptal etti.İstanbul Barosu konuyu AYM ye götürüyor..AİHM'e kadar yolu var.Bundan sonrasına hukuk karar verecek.

Bu arada, 2021 yılının ilk 62 gününde 65 kadınımız katledilerek öldürüldü..

İstanbul Sözleşmesi, kadınlarımızın kazanılmış hakkıdır.Türk Kadını her şeyin en iyisine layıktır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


SEN DÖNÜNCEYE KADAR!
Çarşamba, 12 Mayıs 2021
...
EKONOMİ VE ANAYASA
Pazartesi, 10 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

145 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi