ÇUKUROVA’NIN NECDET HOCASI

TÜRK MİLLİ EĞİTİMİ’NİN BAŞÖĞRETMENİ 

(Başbuğ Türkeş'in karizmasını çizen adam!)

 

Mehmet ÖZCAN

 

-Siz hiç MHP içinde, Başbuğ Türkeş'in yanlışını eleştiren, emirlerine karşı çıkan, bunu da yüzüne karşı haykıran bir Ülkücü gördünüz mü? Hem de Yüzlerce ülkücünün huzurunda.Türkeş'in susup dona kaldığı ve de geri adım attığı bir mizansen düşünebiliyor musunuz?

 

-Ben gördüm ve bizzat şahit oldum..Bu mangal yürekli adam Necdet Özkaya idi.Çukurova gençliğinin efsane lideri, meşhur Necdet hoca!..

-Yıl,1976, Milliyetçi Cephe hükümeti vardı ve MHP hükümete ortaktı.Türkeş Başbakan yardımcısı idi. MHP il kongresi için Adana'ya gelmişti..Kongre sonrası Türkeş, MHP ve yan kuruluş yöneticileri ile, il binasında özel bir görüşme yapmak istemişti..Ben o vakitler kapatılan Ülkü Ocakları yerine kurulan birkaç dernekten biri olan Adana Ülkü Derneğinin başkanı idim. 1975 de Ülkü Ocakları yeniden kuruldu ama biz dernek olarak gene faaliyette idik. Necdet hocamız ise, taa 1962 den beri Türkçü-Ülkücü çizgide faaliyet gösteren, ismi tüm Çukurova ve MHP ile bütünleşmiş, binlerce Ülkücü gençlik yetiştirmiş karizmatik bir lider ve Adana Kültür Derneği başkanı idi. Görüşme esnasında Türkeş bey, farklı isimde dernekler istemediğini, tüm derneklerin Ülkü Ocaklarına katılmasını emretti. Ben derhal o emre uydum. Necdet hoca ise bu emre şiddetle karşı çıktı..Türkeş bey, "Emrediyorum!" dedi. Nejdet hoca, "Ben bu emri yerine getirmiyorum! MHP den önce de biz vardık ve Türk milliyetçiliğine hizmet ediyorduk!" dedi ve toplantıyı terk etti..Hepimiz dona kaldık.

Türkeş beyde şaşırdı..Mosmor oldu.Hiç ummadığı bir anda duyduğu bu sert muhalefet karşısında üç beş dakika kendine gelemedi. Dudaklarını geveleyip durdu.

Peki, Kimdi Necdet hoca? Ve bu cesareti nereden alıyordu.

-Aslen Sivaslı olup 1940 Van doğumlu olan Necdet Özkaya,1960 da, İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsünde öğrenci iken, Nihal Atsız'ın da rahle-i tedrisatından geçer.Yüksek dozajlı Türkçülük eğitimini kaynağından doya doya alır. 1962 yılında öğretmen olarak mezun olunca, ilk görev yeri olarak Adana'da Milli Mensucat Ortaokuluna tayin olur. Nihal Atsız'in referansı ile Adana Türk Ocağı başkanı Faruk Akküllah'la temasa geçer.Faruk hocanın referansı ile Bekir Sapmaz öğrenci yurdunda ücretsiz konaklama karşılığında etüt öğretmeni olarak da ek bir görev alır. Körün istediği bir göz Allahın verdiği iki göz misali Necdet hoca, gündüz Milli Mensucat Ortaokulu'nda, akşamları Adana'nın tek öğrenci yurdunda yatılı okuyan öğrencilerin hem öğretmeni hem de rehberleri olur.. Aynı yıl Nihal Atsız'in genel başkanı olduğu Türkçüler Derneğinin de Adana şube başkanı olur.

-Türkiye'de sadece birkaç büyük şehirdeki Üniversitede Marksist sol faaliyetler varken, Necdet bey, tüm Çukurova gençliğini Ortaokuldan itibaren kontrol altına almıştı.

Ben farklı bir Orta Okulda öğrenci idim.  Adana'da Necdet hoca fırtınası esiyordu.Yaşıtım olan çocukların yakalarında  Bozkurt rozetlerine gıpta ediyordum. Bazıları kalpaklı dolaşıyorlardı.Tam bir Kuva-yı Milliyeci idiler.. Biri de dayımın oğlu Emrullah idi. Milli Mensucat da Necdet hocanın öğrencisi idi.

İlk onla gittim derneğe.O vakitler adı Türkçüler Derneği idi. Çınarlı Mahallesinde basit kargir bir binanın çatı katında idi. Sonraları Döşeme mahallesine taşındı.

Orda tanıdım Necdet hocayı; Vatan üzre, bayrak üzre, Türk'lük üzre, deli poyrazlar gibi esip gürlüyordu.. Her hafta verilen umuma açık konferans dışında her gün, her saat yapılan sohbetler de seminer gibiydi. Bir kaç öğretmen daha vardı yanında. Ayhan hoca, Mustafa Yılmazer, Sadık Ödemiş, Nihat Karakurum..Yokluk içinde, çatısından yağmur sularının aktığı, sıvasız, badanasız mütevazı dernek binalarında sadece Türkiye'yi değil, tüm Türk dünyasını sırtlarında taşıyorlardı. Ergenlik çağındaki gençlerin ruh ve fikir dünyalarını hamur gibi yoğuruyorlardı. Dernek müdavimi her gence yüklenen Türklük voltajı yanardağ gibiydi.

-Necdet hocanın kırmızı bisikleti vardı. Pedal yada çamurdan korunmak için paçaları çoğu kez sıvanmış ve maşayla tutturulmuş olurdu.

Okuldan derneğe, dernekten eve ulaşımı bisikletle yapardı. Günün çoğunu gece geç saatlere kadar dernekte geçirirdi.

-Derneğin duvarlarımı tarihi tablolar süslüyordu. Ergenekondan çıkış, Türk bayrağının doğuşu ve Türk büyüklerinin tabloları.

 -Derneğin bir köşesinde çay ocağı ve diğer köşesinde ahşaptan tabanlığın üzerinde seccade serilmiş namazgah vardı. Orta yerde genişçe bir salon ve 50-60 adet sandalye. Necdet hoca ve diğer hocalar sessizce namaz da kılıyorlardı. Ama kesinlikle kimseyi namaza zorlamıyorlardı. Parti lafı da etmiyorlardı. Her biri farklı okullarda öğretmen olsalar da derslerde kesinlikle torpil yapmazlardı. İstenilen; başkasından gelecek yardımla varlığını devam ettirecek sünepe bir gençlik değil, kendi bireysel başarısı ile ayakta duran lider yaradılışlı özgür bireyler yetiştirmekti. Bunda da başarılı oldular. Bir ana baba sevgi ve şevkati ile bizimle ilgilendiler. Ahlaki ve fikri şekillenmemiz tamamen onların eseri idi.

-Ben 1976 yılında öğrenci iken evlenmiştim. Pek olağan değil ama bir gün eşimle birlikte çarşıda yürürken, eşim kalabalıkta koluma girmişti..  Karşıdan Necdet ve Ayhan hocalarımın geldiğini görünce ani bir refleksle dirseğimi eşimin böğrüne vurup kolumu bırakmasını istedim.. Eşim büyük bir acıyla kolumu bırakınca bende hocalarımı selâmladım.. Eşim hala hocalarımla kendi arasındaki tercihimi sorgular.

-Necdet hocam,1976 dan sonra Anakara'da Milli Eğitim Bakanlığında Ortaöğretim genel müdür muavini oldu. 1990 da Özel Öğretim Kurumları kurucu genel müdürü ve bilahare Müsteşar Muavini olarak, Türkiye'deki tüm Özel Egitim kurumların kurulmasını teşvik ve himaye etti. İsmini Türk Milli eğitim tarihine altın harflerle yazdırdı.

-2013 de emeklilik sonrası Ankara'da MHP eski genel başkan yardımcısı ve devlet bakanı Sadi Somuncuoğlu ile birlikte Milli Düşünce Merkezini kurdu. MDM de her Çarşamba günü yapılan seminer faaliyetlerinin birlikte müdavimi idik. Seminer dışında da her gün sohbet toplantısına da katılıyordu. Ömrünün son gününe kadar Millî Ülkü coşkusuyla yaşadı. Ardında her yaştan binlerce lider yaradılışlı öğrenci bırakarak terki diyar eyledi.

-Tarsus'un berisinden Osmaniye'nin ötesine kadar, Karataş sahillerinden Torosların yücesine kadar Çukurova gençliği olarak ondan razı ve minnettarız. Allah da ondan razı olsun. Ruhu şad, mekanı Cennet olsun.

 

 
 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAYRAK
Çarşamba, 18 Kasım 2020
...
ÜÇ KAFADAR…
Pazar, 15 Kasım 2020
...
BAROLAR
Pazartesi, 23 Kasım 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

39 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi