CASUSLUK SIRADAN BİR SUÇLAMA DEĞİLDİR

Nuri GÜRGÜR

Müyesser Yıldız’ın adını ilk olarak rahmetli Ayvaz Gökdemir’in bakanlığı döneminde duymuştum; O’nun basın müşaviriydi, Devlet Bakanlığı kadrosundaydı. Sol eğilimli olduğuna dair dedikodular üzerine Ayvaz Bey sert tepki gösterdi. O’nu dikkatle izlediğini söyleyerek , milli duyguları yüksek, vatansever, bayrağına, ülkesine bağlı bir insan olduğunu, görevini başarıyla yaptığını kesin bir dille ifade ederek bunların önünü kesti.

 

Daha sonra bu ismi, Sayın Sadi Somuncuoğlu‘nun 57'nci Hükümet dönemindeki Devlet Bakanlığı sırasında O’nun basın müşaviri sıfatıyla bir kere daha duydum. Gene ortalıkta benzer iddialar dolaşıyordu. Sadi Bey de benzer ifadelerle müşavirini korudu. Hatta Kıbrıs ile ilgili en güzel eserlerden biri olan “Kıbrıs’ta Sirtaki” isimli kitabının hazırlanmasında kendisine çok yardımcı olduğunu ifade etti.

 

Ayvaz Gökdemir’in 2008’de vefatı üzerine Türk Ocağı Genel Merkezi olarak hatırasına izafeten iki ciltlik bir kitap hazırlamaya karar vermiştik. Kitabın ilk bölümünde Ayvaz Bey'in Meclis içinde ve dışında yaptığı konuşmalardan seçmeler de yer alacaktı ve bunların toparlanması kolay görünmüyordu. Yardımcım Prof. Orhan Kavuncu M. Yıldız’ın adını öne sürdü; milletvekilliği sırasında kendisini tanıdığını ve bize yardımcı olabileceğini söyledi. Olur dememiz üzerine kendisiyle görüştü. Sadece iki gün sonra Müyesser Yıldız rahmetli Ayvaz Bey'in konuşmalarından derlediği bir disketle ATO’daki odama geldi ve böylece tanışmış olduk.

 

Sohbetimiz sırasında aslında bizim camia ile eşi vasıtasıyla başka bir bağlantısının olduğunu da gördüm. Eşi Emniyet Müdürü idi ve kadim dostumuz Tuncay Yılmaz‘ın 1999’da Polis Akademisi Başkanlığı döneminde yardımcısıydı ;Tuncay Yılmaz görevinden ayrılırken vekaleti ona bırakmıştı.

 

Müyesser Yıldız Türk Ocağı Genel Merkezi’ne de gelmeye başladı. Haftalık Ocak Başı toplantılarında yapılan konuşmaları Web sayfamızda bir süre haber yapıp yazdı.

 

Genel Başkanlıktan ayrıldıktan sonra görüşemedik. Ama Oda TV'deki yazılarını sürekli okudum. Gerek kendisiyle çalışıp fikriyatını yakından bilen iki değerli milliyetçi Bakan arkadaşımızın hakkındaki olumlu düşünceleri, gerekse bizlerle bir süreliğine de olsa kurduğu ilişki sırasındaki müşahedemiz, fikirlerimiz tümüyle örtüşmese de hakkında olumlu bir kanaat oluşturacak niteliktedir .

 

Görüşlerini, fikirlerini hiç gizlemeden açıkça ifade eden cesur bir yapısı var. Sol eğilimli olduğunu hiç saklamadı; tıpkı vatanını, bayrağını Türkiye Cumhuriyeti’ni çok seven milliyetçi bir insan olduğunu saklamadığı gibi. Gözaltı gerekçesi olan casusluk iddiasının mutlaka aydınlatılması gerekiyor. Çünkü bu siyasi muhaliflik kategorisini çok aşan, bir insanı çoluk çocuğu ve ailesiyle beraber vatan haini saflarına mahkum eden fevkalade ağır bir hükümdür. Bu nedenle çok ikna edici bulgulara, belgelere dayanılarak, şahsi ve siyasi duygular karıştırılmaksızın hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilip gerçeğin ortaya konulması gerekir.

 

Suçlamanın ağırlığı ve ciddiyeti dikkate alınarak, bazı soruşturmalarda görülen iddianamenin uzun süre hazırlanmaması gibi gecikmeler bu dosyada yaşanmadan adli süreç sür’atle işletilmelidir. Konu kesinlikle politik bir hesaplaşma vesilesi yapılmamalıdır . Kanaatimizin değişmeyeceğini umarak soruşturmanın sonucunu merakla ve ilgiyle bekleyeceğiz

 

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXV
Cuma, 05 Haziran 2020
...
YA DEMOKRASİ YA DA TERÖR!..
Cumartesi, 13 Haziran 2020
...
TARİHÎ ve İLGİNÇ BİR BELGE
Cumartesi, 27 Haziran 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

215 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi