Bekir SITKI KESKİN

(Namı diyar SITKI HOCAMIZ)

Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi kanlı kavak köyünden gelen Bekir oğlu Arap Ali babası annesi Mirza Bey oğlu Ömer beyin kızı Ayşe Hatun bu anne babanın 8. Çocuğu 1944 yılı 20 Nisanında Osmaniye’nin Rızaiye mahallesinde doğdu.  Kendisinden önce doğan ağabeyi Mehmet ve ablaları Perihan ve Semiha’nın arasında doğan çocuklar ölür. Bunlardan sonra doğan Sıtkı Keskin’de ölmesin diye 7 kurban kesilmiştir Allah ta ömür vermiştir ve Sıtkı Bey yaşar. Kendisinden sonra Şevket, Zeki ve Bahattin isimli 3 kardeşi daha olur.

Bekir Sıtkı 7 yaşında 7 Ocak ilkokuluna başlar daha sonra Osmaniye Merkez Ortaokulu ve özel Osmaniye Lisesini bitirir 1962 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başlar. Fakülte 3. Sınıfta iken Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümüne de devam eder. 1966 yılında üniversitelerden mezun olup Adana İmam Hatip Lisesi’ne meslek dersleri öğretmeni olarak ataması yapılır. Aynı zamanda Özel Adana Kolejinde felsefe grubu derslerinde de öğretmen olarak derse başlar

1968 de Süheyla Birnal ile tanışır 1969 yılı 17 Temmuzunda nişanlanır. Aynı yılın 30 Eylülünde evlenir eş durumundan Osmaniye lisesine tayin olur.

1969-70-71-72 yıllarında Osmaniye lisesinde öğretmen olarak görev yapar.

Sağ sol olaylarının kaynadığı yıllarda 1972 Yozgat’a tayin edilir. Bu arada annesi ölmüş geride kardeşleri yeğenleri ve eşi kalmıştır istifa edip Osmaniye’ye geri gelmiştir. Osmaniye’de bulunduğu sıralarda arkadaşları Mehmet Avşar, Mehmet Poyraz, Salih Sefa, Yazar Önal Arıkan, Ünal Besen, Ali Erat, Mustafa Telli gibi nadide arkadaşlarıyla başladıkları ülkücülük davasına hizmet eder. 1973 yılında Oba konfeksiyon mağazasını açarak ticaret hayatına atılır 2 sene sonra Mehmet Poyraz ile ortaklaşa töre halı mobilya mağazasını açar. 5-6 yıl sonra Mehmet Bey devlet dairesinde göreve başlar 2013 yılında vefat edene kadar hem gelir kapısı, okul, ocak hem de tekke olarak dükkânında oturur. Uzun süren lakin hiç ama hiç şikayet etmediği hastalık sonunda 4 Şubat 2013 yılında gezmeye gittiği Ankara’da hakka kavuştu. Geride eşi Süheyla kızları İdil Almula, Ayşe Tuba oğulları Mehmet ve Mustafa Bahadır  ve torunları Muhammed Alperen, Türkay Tuna,  Ural Kağan, Saliha Güzin, Ahmet Sıtkı, Azra Begüm ve Tarık ı bıraktı. Osmaniye milliyetçilik ve ülkücülük temellerini ağabeyleri ile birlikte attı. Öğretmenliğinin yanı sıra öğrencilerine babalık ağabeylik etmiştir. Öğrencileri ve dostları hem yaşarken hem öldükten sonra unutmamışlardır. Fedakâr bir eş vefakar ve fedakar bir dost idi. Sevenleri siz sadece babanızı kaybettiniz biz hem ağabeyimizi hem dostumuzu kaybettik diye üzüntülerini dile getirdiler yattığı yer nur olsun.

Dostları bir bir Hakka yürüyünce söylediği dörtlük;                       

                                   Sıra bende

          Bir büyük hasretteyim kanayan yara bende

          Yitiğin doğruluksa mutlaka ara bende

          Dostlar Hakka göçtükçe günleri saymaktayım

          Ne kaldı son bahara bu sefer sıra bende

                                       Dedi ve dostlarına yürüdü….

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

139 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi