Turan Dergisi 26.Sayı

 
                
               
               
 
 
 
 
 
 
Erol Cihangir                                                                                                                                .                  
 
editör'den
 
Saygıdeğer okurlarımız,
 
Dergimizin 26. sayısı ile yine beraberiz. Hepimizin malümu olduğu üzre, Sovyet-
1erin dağıtılmasında varılan arılaşmanın ardından Kızılordu birliklerinin Afganistan'ı
terketmesiyle yeni bir döneme giren uluslararası emperyalizm, takriben otuz yıldır
Doğu dünyasına karşı yürüttüğü tarihi sömürgeciliksaldırılarıyla Doğu'yu yeniden
kan ve gözyaşına boğmuş durumdadır. Bundan tam yüzyıl önce Doğu'nun büyük
oğlu Sultan Galiyev'in jesbit ettiği gibi; " ... Haçlı seferleri tarihi ve Avrupa emperya-
1izmi tarafından Doğuda sürdürülen savaşlar, Doğu'yu iktisadi yönden Batı Avrupa
emperyalistleriyle, onların çocuklarına kul köle edebilmek için düzenlenmiş ince po-
litik hesapların birer parçası" olmuştur. Doğu halklarına yönelik bu toplu katliama ve
soykırıma dönüşen savaşın baş sorumlusu hiç şüphesiz ABD emperyalizmi başta ol-
mak üzere, buna dolaylı veya dolaysız destek olan Batı Avrupa ülkeleriyle, Doğu'nun
işbirlikçi yerel hükümetleridir. Sömürüde, işgalde, katliamda ve vahşette yöntem aynı
olup, değişen sadece katillerin silahlarının daha büyük kalibrede ve daha gelişmiş ol-
masıdır. Ve yine Sultan Galiyev'in belirttiği üzere dün "Şikagorıun, Nevyork'un ve
Avrupalılaşmış pek çok Amerikan şehrinin mağruru gökdelenleri,dün nasıl Kızılde-
rililerin kemikleri ve insanlıktan çıkmış toprak ağalarının öldürdükleri zencilerin ce-
setleri ve soykırıma tabii tutulan İnka şehirlerinin dumanı tüten yıkıntıları üzerinde
yükselmişse', bu gün de aynı şekilde Detroit'teki silah fabrikaları, Nevyork, Londra,
Paris, Frankfurt borsalarında işlem gören bilumum dünya kaynakları, Orta Doğu-
nun Arapları, Afrikanın zencileri, Asyanın bozkır halklarının parçalanmış cesetleri,
hüzünlü göçleri. harabeye dönmüş şehirleri üzerine yükselmektedir. Ve bütün bu
olan vahşet karşısında Doğu ebedi sessizliği içinde Tanrı'ya yakarmaktan başka bir
şey yapmamaktadır. Hemen hemen herkesin "hiçbir yaptırım gücü" olmadığını bil-
diği halde, çaresizlik içinde beyhude yere başvurduğu BM ve benzeri İnsan Hakları
gibi kuruluşların, uluslararası "deniz eşkıyaları"nın giriştikleri katliama zemin hazır-
lamak için oyalama taktik kurumlar olduğu ise başka bir malüm konudur.
 
İş bu noktada iken, "parçalanmış tarihi hafıza" memleketimizde olduğu gibi muh-
temelen fıili savaş içinde olan ülkeler içinde de sıcak çatışma mahallinin dışında kal-
mış olan insarılar için sanki hiçbir şey olmamışçasına, kara ve acıtıcı bir şekilde gün-
delik hayatlarını zevk ve sefa içinde devam ettirmekte olduklarıdır. Sıradan insarıların
bir şekilde can derdiyle göç etmeleri bir yana, sözkonusu ülkelerden gelen bir sınıf
insanın, sığındıkları ikinci ülkelerde bir yanda günlerini gün ederken, öte yandan
kendi memleketlerini harabeye çeviren uluslararası emperyalist şirketlerle giriştik-
leri ortaklıklarla, emperyalizmin vahşetine cephane taşımakta, hatta açık danışman-
lık hizmetleriyle işbirliği yapmaktan çekinmemeleridir. Kimileri bağımsızlık adına, 
kimileri zalim yönetimi devirme adına Doğuda birbirinin kanına ekmek doğrayıp,
gırtlağına sarılan sözde küçüklü, büyüklü bütün halklar, hiç kuşkusuz tarihi "deniz
eşkıyalarıyla" giriştikleri işbirliğiyle, kendi halklarının kanılarını ser sebil etmektedir-
ler. Ve bütün bu vahşetin müsebbibi olarak, bu işbirlikçiler en az ABD emperyalizmi
ve hempaları kadar tarih önünde sorumludurlar. Meırıleketimiz için olduğu kadar
çevremizde cereyan eden Suriye, Irak, Mganistan, Ukrayna, Ba1kanlar(şirndilik ge-
çici olarak uyutulan) bunun en bariz misalidir. Nitekim, geçtiğimiz günlerde Suriye
cephesinde hesapta Tıirkiye tarafından düşürillen Rus uçağının ardında yatan ger-
çek, ABD'nin NATO kanalıyla Tıirküye ile Rusya'yı ilk aşamada karşı karşıya getir-
mek, ikinci aşamada ise, son yıllarda hızla gelişen Tıirk-Rus ilişkilerini koparmaktır.
Tam da bu noktada, Türklerin Ruslarla olan trajik tarihi hatıraları üzerinden yoğun
bir propagandaya girişerek, kamuoyu üzerinde bir yandan hamaset edebiyatına gi-
rişerek, tarihi Türk-Rus düşmarılığını ateşleyip, tersinden bir mantıkla ABD ve Ba-
tılı emperyalistlerin safına çekerek, Doğu'yu yeniden sömürgeleştirme yolunda dün-
yayı topyekım bir savaşın içine çekmektir. Kapitalist emperyalizm, geçmişte olduğu
gibi kendi hegomanyasını devam ettirebilmek için bir defa daha Türklerle, Rusları
karşı karşıya getirme çabası içinde olduğu gerçeği bir defa daha gündeme gelmiştir.
Son tahlilde cereyan eden hadiseler karşısındaki tavrını din ve İslam üzerinden
referanslayan Doğunun Müslümanları için yapılması gereken yegane hareket tarzı,
artık oturup Allah'a yalvarmanın ötesine geçmiş olduğudur. Zira, Kur'an da Allah;
"Hiçbir kimse, kendini değiştirmedikçe, kendisinin de o toplumu veya kimseyi de-
ğiştirmeyeceğini" beyan etmektedir. Kaldı ki "deniz eşkıya1arının" saldırılarının ye-
gane hedefi, sadece İslam ülkeleri değil, topyekım Doğudur. İş bu sebeple, uluslara-
rası hempalara karşı tavrımız Doğucu bir bakış tarzı ve yöntem geliştirmeyi daha
da acil hale getirmektedir. Saldırı hedeflerimiz doğrudan doğruya Batı emperyaliz-
min ekonomik hedefleri olmalıdır.
Dergimizin bu sayısında göreceğiniz üzre, yine birbirinden ilginç makaleler bu-
lacağınız ümidiyle, gelecek sayıda yeniden buluşmak dileği ile saygılarımızı sunarız.
 
 
 
Yıllık Abone Bedeli
Yıllık 4 Sayı 80 TL.
İletişim:
Tlf.     0212 520 2719
Cep:  0532 494 1460
e-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.
 
 
 
 

 

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

112 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi