Gündemimizin önemli başlıklarından biri de iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüştür. Çok doğru bir gündem. Ancak henüz ortada elle tutulur bir teklif yok.  Zor bir mesele. Çok partili demokratik hukuk sistemiyle yönetilen ülkelerin de bazı sıkıntılarının olduğu malum. Geçen hafta İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in çalışmaları tamamladık, yakında kamuoyu ile paylaşacağız diyerek ön alması önemli. Yine, İYİ Partinin yeni bir anayasadan yana olmadıklarını vurgulaması çok daha önemli. 

Zira, Osmanlı’dan bu yana 144 yıldır hep ülkeyi kurtaracağına “iman” edilen yeni anayasanın peşinde olduk. Yenisi her geldiğinde bayram ettik. Eh haksız da değildik, işin ucunda kurtuluş vardı… Vardı da, “kurtarıcı” anayasanın da yanlışları ortaya çıktı, onu da tartışmaya başladık, birbirimize girdik. Yenisi için de azimliydik… gele gele “yeninin sihri” ve “demokrasi” aşkıyla ülkeyi toptan “tek adama” teslim ettik, uçacağımız söylendi, inandık. Uçmayı beklemeye başladık. Uçmasına “uçtuk” da nereye? İflas edince anladık ki vaziyet berbat. Berbat olduğu matematik bir gerçek ama, hala eski ezberlerin peşinde koşanlarımız eksik değil.

Bir türlü mevcudu ıslah edelim diyemedik, diyenlerimiz de oldu ama dinlemedik. Bizi yeni anayasalar değil, ehliyet ve liyakat sahibi insanlarımız kurtarır diyenler küçümsendi.

**

Gelinen kavşakta ıslah edilmiş anayasa hazırlanarak, vatandaşa anlatılacak. İlk seçimler, TBMM matematiği, sonucu gösterecek.

Vatandaş sıfatıyla tecrübelerimize dayanarak önemli gördüğümüz bazı tekliflerde bulunmayı görev biliyoruz.

Bunlar:

1)Seçimlerde karma liste kullanılmalı. Buna göre seçmen,

a) Bir partinin oy pusulasını, hiçbir değişiklik yapmadan aynen kullanabilir.

b) Bir partinin oy pusulasında değişiklik yaparak istemediği aday veya adayları çizerek yerine başka bir partinin oy pusuladan bir veya birden çok aday ile bağımsız aday ismini yazabilir. İsterse mevcut adaylardan, parti farkı gözetmeden seçim bölgesinin çıkardığı sayıda milletvekilinin ismini kendisi yazarak oy kullanabilir.

Gerekçe: Bu sistemde hâlihazırdaki milletvekili seçimi adı altında yapılan, gerçekte ise parti genel merkezleri tarafından hazırlanan, (bir anlamda parti listelerinin seçimi denebilecek) demokrasiye aykırı seçimler ortadan kalkacak. Yerine demokrasiye uygun olan gerçek milletvekili seçimi ile millet iradesi gelecektir. Milletvekili, yetkiyi veren milletin temsilcisi olacak, hesabı genel başkanlara değil millete verecektir. Böylece “Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu” ilkesi ve bunun TBMM’nin şahsında tecessüm etmesi sağlanacaktır. Milli devlet, bir zümrenin, genel başkanların veya partilerin elinden alınmış ve bu kutsal yetki gerçek sahibi olan demokratik hukuk devletine devredilerek milli devletin inşası tamamlanacaktır.

Milletin tercihiyle seçilecek milletvekilinin, her hâlükârda, Parti ve Genel Başkanların seçeceklerinden ehliyet ve liyakat bakımından daha uygun olacağı, daha özgür hareket edeceği açıktır. Bu ise TBMM’nin, oradan çıkacak hükümetin ve bürokrasinin kalitesini yükseltecek ve ülkenin başarı hanesine yazılacaktır.

Karma liste ile partiler arası çekişme ve hükümet icraatlarında görülen hizmetlerin “bana oy veren veya vermeyen” bölge ayrımı önemli ölçüde giderilecektir. Partizanlık asgariye indirilerek adaletli yönetim sağlanacaktır.

 

2)Seçim çevreleri en fazla 5 veya 6 milletvekiline göre belirlenmelidir.

Gerekçe: Şu anda 81 ilin 27 si 7 ve üzeri, 15’i 10 ve üzeri 54’ü 6 ve daha az milletvekili çıkarıyor.  İstanbul 98 milletvekili çıkarıyor, Ankara 3 seçim bölgesine ayrılmış. Demek ki teklifimizin herhangi bir sakıncası yok. Aksine yararı var.  Buna göre, seçmen oy vereceği, kendisini temsil edecek milletvekilini daha yakından tanıma imkânına kavuşacaktır. Milletvekili de aynı şekilde seçim bölgesinin ve seçmenlerin dertlerini yakından tanıma imkânını bulacaktır.

 

3)Milletvekili Seçimlerinde her il bir seçim çevresidir. Türkiye nüfusu, toplam milletvekili sayısına bölünerek her ilin milletvekili sayısı bulunur. Buna göre 1 milletvekili çıkaramayan illere 1 milletvekili, 1,5  ve üzeri kadar milletvekili çıkaracak illere 2 milletvekili verilir.

4) Partiler seçim çevrelerinin çıkaracağı milletvekili sayısını iki misli aday gösterirler.

5) Seçimler, yerleşmiş ve kabul görmüş olan nispi temsil sistemiyle yapılır.

Karma liste sisteminin sırrı

Yukarıda 5 madde de özetlenen teklifimiz, sade bir sistem bütünlüğüne sahiptir. İşlemler seçimlerin her safhada, amaca dönük olarak olumlu bir uyum ve etkileşim içinde birbirini tamamlamaktadır.  Aynen bir makinanın parçaları gibi. Böylece, parti iradesi yerine milli irade temsilcilerini TBMM’ye göndermektedir. Gerçek demokrasi de bu olsa gerektir. Ne demek istiyoruz? Açıklayalım:

Her milletin binlerce meselesi olabilir. Bunların nasıl çözüleceğine, sonuçta meclisler karar verecektir. Karar verilirken de vekiller, partiden önce vekaleti veren millete bakacaktır. Zira, başarısız, adı yolsuzluk ve kirli işlere karışmış, milli vicdanı rahatsız eden vekillerden kurtulmak için ilk seçimde vekaletini geri alacaktır. Bunu vekiller iyi bilirler. Bu ise güçlü bir denetimdir. Karma listenin sırrı da buradadır. Eğer Türk Milletine bu sistemle iki seçim yapma fırsatı verilirse, Meclis ehliyet ve liyakat bakımından en ideal noktaya gelecektir. Böylece “kısır döngü” tuzağının sürüp gitmesine son verilecek, milli bir meselemiz çözülmüş olacaktır.

1977’de “Karma liste” TBMM’de

Ülkemizde seçim sorunu 1946’dan beri gündemden hiç düşmedi. Saymadım ama, dünyada iktidarların işine gelen ne kadar seçim sitemi varsa hepsi aynen veya değiştirilerek denendi. Lakin hiçbiri derdimize derman olmadı. Derman olması da mümkün değildi. Zaten biz Türk Milletinin derdine derman olacak sistem aramıyorduk ki.

Şu anda 2020 yılının son ayındayız, erken veya zamanında yapılacak olsun, seçim sistemi belli değil, aranıyor ama gizli. İktidar da muhalefet de kendi partileri için sistem peşindeler. Tartışmalar, çekişmeler, cepheleşmeler hat safhada.  Kıyamet kopsa da anlayan yok, sonuç değişmeyecek.  Buna “demokratik” sistem diyoruz(!) Sonra da bu demokrasiye sabahtan akşama kadar mersiye okuyoruz. Komik değil mi?

Haziran 1977 seçimlerinden sonra, AP-MSP-MHP koalisyon hükümeti kuruldu. Meclis başkanı bir türlü seçilemediği için TBMM çalışamıyordu. Hükümet iş yapamaz durumdaydı. Seçim sistemiyle ilgili olarak bakanlardan oluşan bir komisyon kuruldu. Tartıştık, ama ortada işe yarar bir teklif yoktu. Özeti yukarıda anlatılan “karma liste” sistemini teklif ettim. Çok sade ve basit olduğundan, düşünmeden reddedildi. Sorular soruldu, hepsini cevapladım. Katılanların tamamı “şimdi anladık, gerçekten mükemmel bir sistem. İyi de biz bunu anlatsak Genel Başkanımız kabul etmez.  Hatta anlatamayız bile.” dediler. Anladım ki, teklifimizin kabulü bakımından en zayıf yanı burası. Mecliste uzun turlamalardan sonra Kasım 1977’de MHP’nin teklif ettiği usulle, CHP Zonguldak Milletvekili Cahit Karakaş Başkan seçilebildi. Ama üç sene sonra aynı durum  Cumhurbaşkanı seçiminde de karşımıza çıktı. Devletin İtibarı sarsılıyordu.

Sistem tıkanmıştı. Çünkü, milletin değil de partilerin belirlediği meclis çoğunluğuna sahip iktidar partisi hükümeti (yürütme)’yi, yürütme de Meclisi (Yasama)’yı “vesayet” altına alıyordu. Bu mekanizma ülkeye 74 yıldır cepheleşmeden, kavgadan, baskıdan, huzursuzluktan ve adaletsizlikten başka bir şey getirmedi.

Bu tuzaktan kurtuluş için doğruluğuna inandığım “karma liste”  sistemini her yerde savundum. Bu arada Milli Düşünce Merkezinin Mart 2010’da düzenlediği “Türkiye’nin Kurtuluşu: Parti İçi Demokrasi”  başlıklı konferansı verdim. 21 dakikası kayda geçen kısmının linki eklidir.

 

 

Sonuç;

Eğer TBMM’de milletin gerçek temsilcisi milletvekillerinden oluşursa, parti ve her türlü vesayet ortadan kalkacak, milli irade devreye girecek, millet devlet bütünleşmesi gerçekleşecektir. Meclis vicdanları sızlatan şaibeden kurtulacaktır.

Konferansın linkini önceden gönderdiğim değerli bilim adamı Dr. Albay Ömer Lutfi Taşçıoğlu’nun yorumunu paylaşmak isterim.

”…konuşmanızı az önce ibretle izledim. Özellikle lider sultası, ehliyet / liyakat ve seçim sistemimizin değiştirilmesi konusundaki ikazlarınız çok önemli. 

Bildiğiniz gibi hastalığın tedavisi için öncelikle teşhisin doğru konulması lazım. Siz teşhisi en doğru biçimde ortaya koyuyor ve tedavi için yapılması gerekenleri de belirliyorsunuz. Tedaviyi üstlenen doktorlar da teşhis ve tedavinin nasıl yapılacağını biliyorlar. Ama doğru teşhis ve tedavinin uygulanmasının lider sultasının ve saltanatının ortadan kalkmasıyla sonuçlanacağını da çok iyi bildiklerinden hastayı kurtarmak yerine kendi çıkar düzenlerini sürdürmeyi tercih ediyorlar ve hatalı tedavi yöntemini sürdürmekte ısrarla devam ediyorlar. Böylece bu kısır döngü sürüp gidiyor. Biz belki göremeyeceğiz ama inşallah bir gün ülkemizde işin ehline verildiği bir dönem yaşanır diye ümit etmek istiyorum.”

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
İSMET ATLI AĞABEY
Salı, 13 Nisan 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

302 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi