KIŞLALAR DOLDU BUGÜN
DOLDU BOŞALDI BUGÜN

Oğuz ÖZKAYA

Muzaffer Akgün’ün aziz hatırasına.

1 Ağustos 2015 tarihinde Türk halk müziği sanatçı Muzaffer Akgün’ün ölüm haberi Gazete ve televizyonlarda yerini aldı.

Türkiye'nin ilk Altın Plak ödüllü sanatçısı, türkülerin anası, halk müziğinin gelmiş geçmiş en iyi seslerinden biri olduğu ve buna benzer övgü dolu cümleleri peş peşe sıraladılar. Her ne kadar doğum tarihinde pek anlaşamamış olsalar bile (1925-1930 rakamları zikredildi) İstanbul'da doğduğunu, sanat hayatına Şerif İçli'nin teşvikiyle girdiği Ankara Radyosu'nda başladığını daha sonra İstanbul Radyosu'na geçtiği konusunda hem fikirdiler.

Ancak bunların hiç biri benim için bir değer ifade etmiyordu. Ölüm haberini duyduğum andan itibaren ağzımdan gayrı iradi olarak şu türkü sözlerini mırıldandığımı fark ettim.

“Kışlalar doldu bugün,

Doldu boşaldı bugün,

Gel gardaş görüşelim,

Ayrılık oldu bugun

Naçar eliden vah vah yâr yâr”

Sonra bu türkü alıp götürdü beni askerlik yaptığım yıllara. Muzaffer Akgün’ün sesi radyodan yükseldiği anda bir efsunlu hüzün tüm bölüğü sarardı. O ses kimi askerin gözünden akan bir damla yaş, kimi askerin yavuklusunun nefesi olurdu. Kimi yüzünü avuçlarına gömer öylece dinlerdi bu türküyü sessizce. Kim bilir kaç nesil benim gibi bu türküyle askerliğini yaptı. Sıla özlemlerini, ana, baba, kardeş, yavuklu hasretini bu türküyle dindirmeye çalıştı. Ve ben bu yüzden, “Askerlerin Anası” sıfatını Muzaffer Akgün için kendimce uygun bulurum.

Bu günkü nesil teknolojinin ürünü olan akıllı cep telefonları ve ulaşım araçlarının çokluğu ve ucuzluğu sayesinde gurbet, sıla, hasret gibi kavramları unuttukları için onların etkilendiklerini hatta bu türküleri fazlaca dinlediklerini de zan etmiyorum. Çağın hızlı temposuna içinde bizim neslin haz etmediği, hatta gürültü gibi baş ağrıları yaptığına inandığı yüksek ses ve hareket eşliğinde çalınan parçalara daha çok itibar ediyorlar.  Değişimin önüne geçmek mümkün olmadığına göre yapılması gereken kendi öz değerlerimizi, kendi ses ve sazlarımızı yok etmeden kaldırıp bir tarafa atmadan, yozlaştırmadan ama yaşatabilmenin yollarını araştırmaktır. Bu da öncelikle bu sızıyı içinde duyan kültür adamlarımıza ve sanatçılarımıza düşmektedir.  

Elbette devletimizin ihmali vardır ve büyüktür. Özellikle çok uzun zamandan beri milli eğitimimizdeki insan yetiştirme problemini çözemediğimiz ve kendi değerlerimize yeterince önem vermememizin bir sonucu olarak bu durum ortaya çıkmaktadır.  

Adana Kültür Derneği'nin Milli Kültürümüzü geliştirme ve yaygınlaştırma gibi önemli bir görevde yürütüyor. Bu sebeple Sitemizin yazarlarında Sayın Dr. Halil Atılgan Beyin “Türkülerle Gönlümüze Düşenler” isimli belgesel eserinden Rahmetli Muzaffer Akgün ile ilgili bölümü kitap yayınlanmadan siz sayın okuyucularımıza sunuyor, sanatçımıza Allah'tan rahmet diliyorum.

OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ: MUZAFFER AKGÜN'ÜN ARDINDAN  DR.HALİL ATILGAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

506 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi