BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
 
Oğuz ÖZKAYA
 
Türk Bayrağını dünyada 14 defa şeref kürsünden dalgalandıran Şampiyonumuz İsmet Atlı, bu dünyadan sessiz sedasız göçüp gitti. Bozlakları ilk defa radyoda canlı olarak seslendiren bir yiğidimizin sesi daha kısıldı.  Sazı duvarda asılı kaldı. Ardından şiirler, kitaplar bıraktı. 
 
Türk Milliyetçileri öteden beri bir kötü alışkanlığın esiri olduk.  Bir türlü bundan  kurtulamıyor. Yaşayan değerlerimizin kıymetini bilmiyoruz. Onları hiçbir zaman hak ettikleri yerlere koymadık. Yaşlandıklarında, köşelerine çekildiklerinde yalnız bıraktık. Hastalandıklarında yanlarında olmadık. Aciz ve muhtaç olduklarında ellerinden tutmadık.  Şimdilerde ise öldüklerinde bile sessiz kalıyoruz.  
 
Biz tükeniyoruz. Biz yozlaşıyoruz. Yok oluyoruz azar azar. Okumuşumuzdan cahilimize kadar.  Her birimiz tarihimizden, köklerimizden kopuyoruz.   Sevinçlerimizi, acılarımızı paylaşamıyoruz.  Her geçen gün ben merkezli olmanın sıkıntısını toplum olarak içten içe çekiyoruz. Önemli sebeplerinden biri bu, ben merkezli olmak. Ortak  paydalar oluşturamıyoruz. Var olanların etrafında birleşemiyoruz.  Hep belli kalıpların içerisine girip, hep aynı ezberleri okuyoruz.  Milli Kahramanlarımıza bile ağza alınmadık küfürler, beddualar ediyoruz. Zaman zaman haddimizi aşarak Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Mustafa Kemal Atatürk’e ve onunla birlikte hareket eden mücadele arkadaşlarına dil uzatıyoruz.  Oysa Kutsal Kitabımız : “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi affet.” (59,10) , Peygamberimizin, "Ölülerinizin güzel işlerini yâd edin, kötü taraflarını dile getirmeyin" öğütlerine rağmen yapıyoruz. 
 
Milli kahramanlarımızın etrafında kümelenmezsek, yada onları tarihin tozlu sayfalarına gömer, üzerine de bir kürek toprakta biz atarsak, dış mihrak aramaya gerek yok. Kendi ellerimizle parçalarız, böleriz ülkemizi.
Yabancıların, masal ve efsane kahramanlarını millileştirerek kendi kahramanları gibi takdim etmeleri, romanlarıyla, hikâyeleriyle, televizyon dizileri ve filmleri ile canlı tutmaya çalıştıklarını gördükçe içim kanıyor. Yüce tarihimiz, tatlı ve acı taraflarıyla gözümün önünden bir film şeridi gibi akıyor. Bu günün gençliği acaba on tane Türk Milli Kahramanının ismini bir çırpıda sayabilir mi? Şüphem var... 
 
Çünkü uzun süredir Türk Milli Eğitimin önündeki milli ve Türk kelimeleri çöp kutusuna atıldı. Sokaklarda ve ailede ise artık atalarımızın iyi ya da kötü yaptıkları anlatılmıyor. Ya batılıların çevirdikleri efsanevi, masalımsı kahramanlardan ya da Arapçı zihniyetin sahabe, şeyh, imam, eren adları ile yücelttiği kişilerin hayatlarından örneklemeler yapılıyor. Bu zihniyetin değişmesi için çöp kutusuna atılan o kelimeleri tekrar yerli yerine koymamız gerekiyor. Her halde bu yapılmalıdır. Bunu yapacak olanlar bizim kahramanlarımız olacaktır.
 
Siyaset bu sebeple önemlidir. Çünkü günün şartları içinde başka bir yol yoktur. Atatürk’ten sonra gelen siyasi iktidar ve özellikle demokratik yapıya geçildikten sonraki sağ iktidarlar dönemlerinde cemaat yapılanmaları oy kaygısıyla kollanmıştır. Arapçılığı din zan edenler ve batı ittifaklarında yer almamızdan kaynaklanan tesirlerle kendi değerlerimizden her geçen gün uzaklaştırıldık. Devlet erkini elinde tutanlar tarafından milli kimliğimiz yozlaştırıldı.  Bu onarımı yapmak sadece siyasetin işi değildir. Ama iktidarsız köklü değişikliklerin hiçbiri yapılamaz.
 
Türk Milliyetçileri bir dönem bu gidişi yavaşlatmak için harekete geçti. Canlarını dişine takarak her türlü eziyete göğüs gerdi, sebat etti, direndi.   Davaları  uğruna can verdi, kan verdi engellemeye çalıştılar. Onlar Ülkücülerdi.  Hareket bu işlevini bir süre yerine getirdi. O dönemlerde doğan çocukların isimlerine bakın: Kürşat oldu, Kaan oldu,,Alper oldu, Bilge oldu. Türkçe isimler yaygınlaşmaya başladı. Ama ne yazık ki sonuç alınamadı.. Şimdi ise anlamını koyanlarında bilmediği şahıs isimleri, marka ve dükkân isimleriyle adeta bir Arap Ülkesi haline getirildik ve devam ediliyor. 
Evet Türk güreşine damga vuran İsmet Atlı’nın aramızdan sessiz sedasız ayrılışı beni bu düşüncelere sevk etti. Allah rahmet eylesin. Sizinle paylaşmak istedim. Hoşça kalın.
Oğuz Özkaya
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

271 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi