Mehmet Ali Kalkan

Arkadaşım Erol Cihangir

 

Erol Cihangir benim arkadaşım.

Doğu Kütüphanesi Yayınevi'nin sahibi, yazar, dik adam vs vs.

Erol Cihangir Eskişehir Mihalıççıklı. ( Laf aramızda bazı yerlerde Mihalıç Peyniri diye görüyordum. Bizim Mihalıççık'ın zannediyordum. Meğer Karacabey'inmiş, yıllar sonra öğrendim. )

 

Erol'la 1970 li yılların ikinci yarısında Adana Kültür Derneği'nde beraber kaldık. Borsa Lisesi'nin en farklı talebesi idi. Bütün harçlığını kitaplara verirdi.

Üniversite için tek tercihi vardı İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü.

Soyadı Cihangir ya, kalemi de o yüzden kılıç gibi. Teoman Duralı Hoca vefat ettiğinde şöyle yazmıştı;

"1998'de yayımladığımız çimento kağıdına bastığımız Türk Diplomatik gazetesinde Teoman hocayla Çağdaş İngiliz-Yahudi Medeniyeti kitabın üzerine bir mülakat yapmıştık. O dönemde malum herkesin gölgesinden ürktüğü bir dönemde hocayı dünya Yahudi çevreleri kara listeye alırken, milliyetçilikleri kendilerinden menkul bazı çevrelerde bizi Rus severlikle malum yerlere gammazlamakla meşgullerdi. Evet hocanın cenaze namazı üzerinden tüy kırpmaya gelen köylü kurnazı haramzadeler güruhu, küçük kasaba politikacıları, yine hocanın adı üzerinden rol kesmeye gelen madrabaz akademisyenler vardı...

...

 

Hoca hiçbir zaman hiç bir tarafın adamı da olmadı. Bir defasında birlikte otururken, telefonu çaldı. Bilmem nereden, bilmem ne makamından arayan bir çomar, hocayı bilmem nereye davet ediyordu. Hoca kibarca reddettikten sonra, bana dönerek; "Teoman dünyaya yeni mi düştü, yeni mi keşfettiniz Teoman'ı, ben her zaman buradaydım" sözleriyle, kırgınlığını mı, yoksa kızgınlığını mı dile getirdi bilemiyorum. Şimdi kalkıp birtakım zırtabozun hoca hakkında ahkam kesmeleri olsa olsa yine hocanın adı üzerinden kendilerini podyuma çıkarma gayretinden başka bir şey değildir. "

Pazar günü gazete okuyordum. Taner Ay Bey, Göktürk Ömer Çakır'ın Tün Kitap tarafından yayımlanan Kronograf adlı kitabını tanıtırken Erol Cihangir'den bahsetmiş, demiş ki;

"Babıalî Yokuşunun Maruf İttihatçısı Erol Cihangir'in yazısı da müthiş bir metin. Dünyaya çok farklı pencereden baksak da, Erol Bey'i hep çok sevmiş, hep takdir etmişimdir. Cihangir, CIA'nın Türkiye şeflerinden Paul Henze'nin Ahad Andican'a 'Marksist galiba' dediği kırk yıllık sıkı Turancı dostumuzdur. Yanılan sadece CIA şefi değildir, kendisi Bâb-ı Âli yokuşunda Bolşevik Erol olarak bilinir."

Evraklarımı karıştırırken Erol'un yolladığı bir mektuba rastladım, yıl 1978 imiş. 43 sene olmuş. İstanbul'dan Adana'ya göndermiş.

Erol Cihangir hiç yolundan sapmadı. Dimdik yürüdü. Yolda gördüklerini eğilip almaya tenezzül etmedi. Mevlana diyor ya "Haklı adamın sesi gür çıkar "diye. O yüzden Erol'un sesi gür. Herkesin işiteceği şekilde söyler.

Yolundan sapmadı dedim ya; bana yazdığı mektupta şöyle demiş; "Sana Türk Edebiyat ve Dili Ansiklopedisinin fasikül halinde üç cildini gönderiyorum."

Nihat Sami Banarlı'nın hazırladığı ansiklopedi olsa gerek.

O tarihten bu tarihe hep kitap gönderir Erol, hiç yolundan sapmadan.

İsterse göndermesin. O zaman annemin ona dediklerini söylerim. Karda kışta yaptıklarını yazarım.

Erol Cihangir'in yayımladığı Doğu Kütüphanesi'nin bütün kitapları bizim gönül coğrafyamızdan, okunmalı efendim.

Allah yolunu, bahtını açık etsin. Kitaplar yayımlasın. Turan Dergisi'ni yayımlasın. Biz de elimizi taşın altına sokmadan 'aferin' diyelim.

İyi ki Erol Cihangir var.

Allah ondan razı olsun.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

206 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi