Mehmet Ali Kalkan

BESTEKAR OSMAN NİHAT AKIN

Osman Nihat Akın İktisat Fakültesini bitirmiş.

Musikiyi de aşk derecesinde seviyormuş.

Dedesi de Ahmet Rasim.

Dedesi bir şeyler okumasını istemiş torunundan. Osman Nihat'ta kendi yaptığı ilk bestesini okumuş;

"Ne müşkülmüş seni sevmek, sana yâr olmak." 

Ahmet Rasim bestenin kimin olduğunu sorunca "Hacı Arif Bey'in" demiş. Dedesinin "Böyle bir eseri ancak Hacı Arif Bey yapar elbette" diye konuşmasından cesaret alan Osman Nihat Akın kendi bestesi olduğunu söylemiş ama dedesi çok kızmış. "Düzenbaz, yalancı " diyerek bastonuyla kovalamış torununu.

 

Ne güzel besteleri var Osman Nihat Akın'ın. O güzel başını göğsüme koysan, Göze mi geldim, Ellere uzaktan bak, Bir ihtimal daha var, Güzel bir göz attı beni derin sevdaya, Yine bu yıl ada sensiz, Girdim yârin bahçesine, Yaşlı gözlerimi kuruttum bu gece,

Unutmak kabil mi seni ah ne mümkün...

Pazar günü baştan başa dolaşmıştım körfezi. Orası için de şöyle diyordu;

"Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin

Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde.

Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin,

Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde."

Fazıl Köksal Bey de şunları yazmış;

"“..Yine bu yıl ada sensiz..

…Göze mi geldim sen mi unuttun?

…Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin... gibi muhteşem bestelerin ustası Osman Nihat AKIN (1905-1959) zamanında PTT müfettişliği yapıyor. Bir gün bir şubeye teftişe gider.. Teftiş sonunda evrak üzerinde alınan netice ile kasa içindeki para birbirini tutmaz. 25 lira eksiktir. Osman Nihat Bey müdüre, şubenin yan tarafındaki mal müdürlüğüne gitmesini, nihai sayımın onu tarafından yapılmasını ister. Malmüdürü gelir sayım yapılır ve para tamam çıkar. Teftiş de olumlu biter.

Aradan birkaç ay geçer. Teftiş odasında iken, bir mektup gelir. Mektubu gönderen teftişe gittiği şube müdürüdür. Mektubu hem okur, hem ağlar. Merakla oradakiler sorunca anlatır. Mektupta şöyle diyordur: …Beni malmüdürünü çağırmaya gönderdiğinizde 25 lirayı siz cebinizden tamamladınız, haliyle kasa tamam çıktı. Evet, parayı ben almıştım. Hanımım çok hasta idi, ilaç ve doktor parası yapıp sonra iade edecektim. Siz aniden gelmiş oldunuz. Yerine koyamadım. Sizin ince ve hassas kalbiniz durumu anladı ki; bana mesele yaşatmadınız. Bu yüzden size minnettarım.. Herkes duygulanır ve üstadı hararetle tebrik ederler.. Daha sonra içlerinden biri üstadı ispiyonlamış, vazifeyi suiistimal etti ve yolsuzluğa çanak tuttu diye. Üstadın karakteri herkesçe bilindiğinden, bir şey yapılmamış. Ama bu durum üstada çok koymuş, o da tutmuş “BİR İHTİMAL DAHA VAR…O DA ÖLMEK Mİ DERSİN?.. isimli unutulmaz eserini bestelemiş.”

Bu olay sonrası da müfettişliği bırakmış Osman Nihat Akın.

Bir yerde okumuştum "Adını en son söyleyen kişi vefat ettiğinde o insan ölür" diye.

Adını hâlâ söylediğimiz kaç kişi var acaba?

 

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

203 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi