Mehmet Ali Kalkan

ABDURRAHİM KARAKOÇ’UN VEFATININ DOKUZUNCU YILI.

Bugün 07 Haziran 2021 Abdurrahim Karakoç Ağabey'in vefatının dokuzuncu yılı.

Abdurrahim Ağabey'le hemen hemen haftada bir kaç defa telefonla konuşurduk. Sohbet ederdik, hatıralarını anlatırdı, vatan anlatırdı, günlük konular olurdu.

Ramazan ve Kurban bayramlarında yazar, şair ağabeylerimden bayramda gelecek çocukların, akrabaların çocuklarının adlarına imzalı kitaplarından ister, onları bayram hediyesi olarak dağıtırdım.

Bir bayramda da Abdurrahim Ağabey'e kitaplarından istemiştim. O da her çocuğa Çobandan Mektuplar kitabını da ayrıca imzalayıp hediye etmişti.

Bir gün Ankara'ya Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne gitmemiz gerekti. Abdurrahim Ağabey'e de telefon ettim "oraya geliyoruz" diye. "Ben de geleyim o zaman" dedi. Zaten Ankara'da idi ama neden öyle söylediğini anlayamadım.

Bizim Muharrem Kubat Hoca var, o anlatmıştı. Yıllar önce Emirdağ'dan İstanbul'a ev eşyası gidecek, gidecekleri ev İstanbul'un öte ucundaymış, kamyoncu arkadaşla pazarlık yapıyor. Kamyoncu diyor ki "Ben İstanbul'u bilmem, sadece Pendik'e kadar gittim, bana oradan tarif et de ona göre fiyat söyleyeyim." A tamam o zaman işte Pendik'te İstanbul zaten, hemen onun ötesi."

Sonra ne oldu bilmem tabi.

Abdurrahim Ağabey'in de Sincan'da oturduğunu biliyorum da, Pendik kadar mesafede olduğunu o zaman öğrendim.

Yanımda da İbrahim Sağır Ağabey oturuyor. Ankara Tıp'ın önünde çift yönlü yol var, iki yolun arasında da bel boyunda taş. Dolanıyoruz dolanıyoruz bir türlü karşı yola geçip de içeriye giremiyoruz. Her oraya varışta İbrahim Abi "işte şurdan geçsene" diyor ama arabanın geçeceği yol yok ki geçeyim. Trafik zaten kalabalık. Üçüncü, beşinci geçişte İbrahim Abi'ye dedim "Abi, buradan geç diyorsun ama hani geçecek bir yer göstersene." Verdiği cevap şu oldu;

"Allah Allah yav, ben yayan hep buradan geçiyorum."

Fotoğraf o günden.

Abdurrahim Karakoç Ağabey'in bizim üstümüzde hakkı var.

Dosta Doğru kitabında kaşe ile yazılmış bir beyit vardı;

"Her şiir şairin aşk denizidir,

Her mısra şairin parmak izidir."demişti.

Bunları, yazdıkları şiirleri, kitapları düşünerek bir şiir yazmıştım vefatından sonra.

"Her şiir şairin aşk denizidir,"

"Mektup derken şiir oldu" Ağabey,

"Her mısra şairin parmak izidir,"

Kalem yazdı, sayfa doldu Ağabey.

 

Sırt çevirdin şer görende pusana,

Yüz vermedin haksızlığa susana,

Mektup yazdın "Ha Hasan'a Ha Sana,"

Zaman seni haklı kıldı Ağabey...

 

Aynaların ötesinde gerçekler,

Düşünceler Beşinci Mevsim bekler,

Savalan Dağı'nda açan çiçekler,

Boyun büktü, tezce soldu Ağabey...

 

Yutkunanlar sessiz döker yaşları,

Ötelere kanat vurur kuşları,

Gönlümüze sürgün hudut taşları,

Islanan sulara daldı Ağabey...

 

Ölen ölür elbet, aşık yaşıyor,

Kandil kandil nice sevgi taşıyor,

"Lambada titreyen alev üşüyor,"

Yer gizledi, ecel aldı Ağabey...

 

Geleni yok yollar belenir gama,

O'ndan geldik, dönüş O'na amenna,

İnanmışa düğün günü hak amma,

Mihriban'lar öksüz kaldı Ağabey...

 

 

Mekânı cennet olsun.. Fatihalarla...

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

210 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi