Mehmet Ali Kalkan

EMANETİNİ BEKLEYEN MEZAR

Bu emanetini bekleyen mezar Veli Ağabey'in.

Bir başka aleme sağ düşenlerin ilk beşiği.

Bayramın ilk akşamı idi. Prof.Dr. Sadettin Ökten ile Prof. Dr. Kemal Sayar'ın sohbetlerinin toplandığı Aşk İle An'ı Yaşamak adlı kitabı okuyordum, bir türküden iki mısra gördüm, altını çizdim;

"Buna dünya derler hepisi geçer,

Hangi gün gördün ki akşam olmamış."

Bunu okurken bir mesaj geldi telefona, gece 21.00 civarı; "Babam Veli Sarıkaya vefat etmiştir. Yarın Gazipaşa Mh. Töreler Camiinde Cuma namazını müteakip Muttalıp Mezarlığı'na defnedilecektir."

Yine aynı kitapta bir cümle şöyleydi;

"Modern insanla ilgili bir problem var: Hatıra oluşturamıyoruz."

Yıl 1974 idi.

Üniversite okumaya Adana'ya gitmiştim. Kaydımı  yaptırdım, yurtta kalmak için evrakları aldım, o evrakları doldurup yurda vereceğim. Babam "Adana'da bir akrabamız var, oraya varmışken bir uğra, adresi şu" diye bir kağıt verdi elime.

 Bugüne kadar o akrabalarımı hiç görmemiştim. Akraba dediğim de Veli Abi'nin annesiyle benim annem kardeş torunları gibi bir şey. Köyden çıkmışlar Adana'da bir fabrikada iş bulmuşlar, oraya yerleşmişler. Ev, Meydan Mahallesi'nde, o dönemlerin "kurtarılmış bölgesi." Sokaklar bir kaç metre genişliğinde. Üç beş ev sonrasında bir dernek var. Bütün duvarlar yazılarla dolu. Evlerde kiremitli çatı yok, teraslardan birbirine geçmek çok kolay.

Veli Ağabey'in kirada oturdukları evi buldum. Bahçe içindeki birkaç evden biri. İki oda. Alt oda mutfak gibi kullanılıyor, üstteki odaya dışarıdan bir tahta merdivenle çıkılıyor, o kadar. O gece orada kaldım. Sabah kalktım benim yurt evrakları yok. Aradım taradım bulamadım. Yengeye sordum, şöyle dedi; "Sen ta Eskişehir'den buraya okumaya geliyorsun, biz burdayken senin yurtta kalman yakışık alır mı? Evraklar yok.  Bizimle kalacaksın."

Maddi durumları belli, evin hali belli. Benim orada kalmam onlara tam bir yük olmak. Yengemin, Veli Ağabey'in yaptığını insan kardeşine yapmaz.

Bir yıl orada kaldım.

Sobasız evleri, biber salçasını, kıyma makinasıyla sokak sokak gezen salça yapıcıları, ayçiçeği sapından bahçe duvarlarını, sazı ellerine alıp Vahdet Vural, Ferdi Tayfur söyleyenleri ve hepsinin aynı şeyden sırayla içtiklerini, sıcağı, samimiyeti .. orada gördüm.

Daha sonra fabrika kapandı, Veli Ağabeyler de Eskişehir'e dönmüştü.

Cenazeye gideceğim, inşaatçı olarak dışarı iznim var ama o tarafa gitmeye müsaade etmezler. Birinci derece akrabaların cenazesine gidilebiliyor. Veli Ağabey uzak akraba ama birinci dereceden daha yakın.

Sonra bir şekilde Mutallıp Köyü mezarlığına gittim. Daha cenaze gelmemiş, kabri hazırlanmış. Mezarlığı uzun uzun dolaştım. Tam bir sessizlik şehri İbrahim Ağabey'in dediği gibi.

"Sessizlik şehrine bir dost götürdük,

Ne hatır sordular, ne hâl sordular.

Hânesine husulünce yatırdık,

Ne adres sordular, ne yol sordular."

O sırada o köyden arkadaşlar geldi mezarlığa, vefat edenleri ziyarete  gelmişler, onlarla sohbet ettik. Baktım orada ihtişamlı söğüt ağaçları var. Fotoğraflarını çekip Söğüt Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sinan Terzi'ye gönderdim. Hayat devam ediyordu bir taraftan da.

Az sonra Veli Ağabey'i getirdiler, Yahya Kemal'in dediği geminin içinde

"Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan."

Gelenler "Hanesine usulca yatırdılar."

Kıyıya sığınır liman,

Sonrasını taşır kervan,

Çırılçıplak doğan insan,

Ölünce çula tutunur.

demiştim bir şiirde. Dünya mı bizi bırakmıyor, biz mi dünyayı bırakamıyoruz bilemedim.

Dualarla ayrıldık oradan.

Sonra köye gidip babamın mezarını ziyaret edeyim dedim.

Babam bir nefes ötedeydi. Alıp veremeyeceğin, verip alamayacağın bir nefes kadar yakındı. Türküde de diyordu ya "Ömür bir nefer arası" diye, işte öyle.

"Ömür bahçesinin gülü solmadan gafletten uyanmalıydı."

Dün akşam radyoda Ruhsati'den bir türkü vardı;

"Daha senden gayrı aşık mı yoktur

Nedir bu telâşın vay deli gönül,

Hele düşün devri adem'den beri

Neler gelmiş geçmiş say deli gönül"

Bir yerinde de diyordu ki; "Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor."

Çok çok olsa ,  yüz. O da kaç kişi...

...

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza, Veli Ağabey'e, Zeynep Yengem'e, Yahya Kemal'e, Aşık Ruhsati'ye, Yunus Emre'ye, babama, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin.

Fatihalarla...

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

180 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi