Mehmet Ali Kalkan

CEMAL SAFİ, HALİL SOYUER, ZEKAİ TUNCA VE ARKADAŞLARI

Bir akşam Cemal Safi, Halil Soyuer, Zekai Tunca ve arkadaşları toplanmışlar, yemişler, içmişler, sohbet etmişler. Yâranlardan biri "Cemal Abi, insanın uzakta bir sevdiği olsa, onu ancak rüyalarda görse..." böyle bir şiir olur mu?" demiş.

Ertesi günü gömleğini değiştirirken gece aldığı notu görmüş cebinde. "Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa." Oturmuş o meşhur şiiri yazmış.

Bir hafta sonra Zekai Tunca telefon etmiş. "Abi o akşam bir şiir mevzusu vardı, ne oldu? " deyince, "dinle" demiş Cemal Safi;

"Yıldızlara baktırdım fallara çıkmıyorsun

Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa

Pencereden bakmıyor yollara çıkmıyorsun

Seni görmem imkansız rüyalarım olmasa.

 

Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak

Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak

Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak

Seni sarmam imkansız rüyalarım olmasa

 

Sevmesem özler miyim seni can pahasına

Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına

Adını söyleyemem senden bir başkasına

Seni sormam imkansız rüyalarım olmasa

 

Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam

Sana değil, saçının bir teline kıyamam

Yıllar sonra dönsende' nerde kaldın' diyemem

Seni kırmam imkansız rüyalarım olmasa.

 

Yalvarırım mektup yaz beş dakkanı ayır da

Su serp yanan sineme sağlığını duyur da

Yaban gülü gibisin dağda, kırda, bayırda

Seni dermem imkansız rüyalarım olmasa..."

Şiiri dinleyen Zekai Tunca bir taksiye binmiş gelmiş hemen ve iki günde de bestelemiş.

O şarkı yılın şarkısı seçilmiş sonra. Neredeyse her sanatçı okumuş. Hatta kaset çıkaran sanatçılar da bu şarkı yoksa kaset satmamış. Toplatıp bu şarkıyı da ilave ederek çıkarmışlar. Ya İmkansız ya da Rüyalarım Olmasa adını vermişler.

Vurgun'u yazmış;

"Gözlerim uykuyla barıştı sanma!

Sen gittin gideli dargın sayılır.

Ben de bir zamanlar sevildim amma,

Seninki düpedüz vurgun sayılır!.."

Bu şarkıyı da sesi tok bir sanatçımız söyleyecek, günlerce çalışmış. Bir gün stüdyoyu basmış birileri, bu şarkıyı sen söylemeyeceksin diye demokratik (!) olarak ikna etmişler. Bir başka sanatçı söylemiş sonra. Ardından başkaları da tabi.

Bu şarkının son iki mısrası şöyle;

"Seninle cehennem ödüldür bana,

Sensiz cennet bile sürgün sayılır!..."

Dün İbrahim Sağır Ağabey'i aradım, bir daha teyit ettirdim. İbrahim Ağabey Cemal Safi Ağabey'e bu mısraların tehlikeli olduğunu söylemiş. Cemal Safi Ağabey de "Yaa, söylemiştik işte o zamanlar, Allah affetsin" demiş.

Cemal Safi Ağabey Ankara -Akçay arasında giderken muhakkak Eskişehir'e uğrar bir gece kalırdı. Eskişehir'de de askerlik yapmıştı. Akşam sohbet eder, sabah kahvaltıdan sonra da yola çıkardı.

Bir gün aradı, Cumartesi günü saat 13.30 civarında geleceğini söyledi. O saatte de Türk Ocaklı üniversiteli gençler toplantı yapıyor. Cemal Safi Ağabey'e mümkünse iki, üç saat önce gelmesini, gelirken de yanında kitaplarını getirmesini, Türk Ocağındaki gençlere şiir okumasını söyledim, kırmadı. Sevdiğimiz, Cemal Safi'yi seven insanları da davet ettik. Bize şiirlerinden okudu, hatıralarını anlattı, kitaplarını imzaladı. Çok güzel bir gün olmuştu. Fotoğrafın birisi o günden.

Otuz sekiz yaşından sonra şiirlerini yazmaya başlamıştı. ("Geç oldu" diye yazmak istemeyenlere örnek olsun diye yazdım bu cümleyi.) 1980 li yılların sonunda bir şiir kaseti çıkarmıştı, İmkansız-Telefonda Sen. Fotoğraftaki, hâlâ sakladığım kaset o yıllardan. Kasetin ağzı dili olsa da konuşsa, kaç defa başı döndü kim bilir?

Abdurrahim Karakoç Ağabey vefat ettiğinde cenazeye katılmak için Eskişehir'den Ankara'ya tren bileti aldım. Kolumdaki saat yanlışmış, bir iki dakikayla treni kaçırdım. Sonra bir sonraki trenle yetiştim gerçi. Abdurrahim Karakoç Ağabey'in tabutuna bir kıtalık şiir bıraktı Cemal Safi Ağabey, şöyle yazmıştı;

"Nasıl ağıt yakalım dinlerken Mihriban'ı,

Derdimizi dökecek kafiye mi bıraktın?

Hece veznine aşık ettiğin garibanı,

Teselli etsin diye Safi'ye mi bıraktın?"

1980 öncesi epey badireler atlatmıştı Cemal Safi Ağabey. Vefatından kısa bir süre önce de MHP ye marş yazıyordu, bir kaç defa konuşmuştuk.

Oğullarının adını Mehmet Akif ve Peyami Safa koymuştu, kızına da Ebru.

Arabalarının plakalarına kendi isimlerini, sevdikleri kişilerin isimlerini, tuttuğu parti, takım, bulunduğu şehir isimlerini vs çağrıştıracak harfler, rakamlar veren, verilen insanlar, arabalar gördüm. Cemal Safi Ağabey'in arabasının plakasındaki harfler "HU" idi. İlk ve son defa onun arabasında görmüştüm.

Bir hafta önce, 17 Nisan Cemal Safi Ağabey'in vefatının üçüncü sene-i devriyesiydi de yazmak istedim.

...

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza Cemal Safi, Halil Soyuer, Abdurrahim Karakoç Ağabeylere, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin.

Fatihalarla...

...

Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına rahmetler dileyerek çocuklarımızın bayramını kutlayalım ve Halil Soyuer Ağabey'in “Türk Çocuğu Diyor ki şiirini okuyalım efendim.

Türk Çocuğu Diyor Ki

 

İzmir benim, Van benim.

Şeref benim, şan benim.

Kars, Erzurum, Erzincan.

Konya, Ardahan benim.

 

Seneler kutlu bana.

Aylar umutlu bana.

Her an haykırıyorum.

TÜRKÜM ne mutlu bana.

 

Cesaretim candadır

Şöhretim dört yandadır.

Benim bütün cevherim.

Damardaki kandadır.

 

Seneler kutlu bana.

Aylar umutlu bana.

Her an haykırıyorum.

TÜRKÜM ne mutlu bana.

Halil Soyuer

 

 
 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

189 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi