Mehmet Ali Kalkan

UNUTULMUŞ SESLER ODASI'NDA SAKLANMIŞ BİR YAZAR:MESUT DOĞAN

Ötüken Neşriyat bazen, yazarlarına son bastığı kitaptan gönderir hediye olarak. Bu kitap da bana öyle gelenlerden.

Mesut Doğan'ı tanımıyorum, yazdıklarını bilmiyorum. Bir kaç gün sonra kitabı elime alayım biraz okuyayım dedim. Her sayfayı çevirdiğimde başka güzelliklerle karşılaştım. Bu sefer kitabı bırakamadım. Ertesi gün Ötüken Neşriyat'tan yazarın telefonunu isteyeyim de tebrik edeyim dedim. Kitabın başına baktım Eskişehir'de görev yapıyormuş. Eskişehir'de yaşıyor ve ben tanımıyorum diye de kendime kızdım bu sefer.

Başka kitaplar da yazmış Mesut Doğan. Yalnızlığım Yetmiyor Hayatı Anlamaya, Kırkıncı Basamak, Ağzı Karanfilli Dost, Çin Kadar Uzak Can Kadar Yakın Şehirler, Düşlerin Son Sığınağı Endülüs, Meczupların Görevleri. Üstelik ilk üçü şiir kitabı.

Şiirleri, yazıları , hikâyeleri Kardelen, Dergâh, Türk Edebiyatı, Hece Öykü gibi dergilerde yayımlanmış.

Mesut Doğan Bey Eskişehir'de görev yapıyor dedim ya, üstelik yeri de bana yüz metre uzaktaymış. Daha önce bir kamu hastanesinde yönetici olarak görev yapıyormuş.

Mesut Bey'in işyerine gittim. En iyi tanıyan çay ocağındaki arkadaş olur, sordum, tanımadı. Oradan bir memure hanım geçiyor, çay ocağındaki arkadaş o hanıma da sordu o da tanımadı. Eskişehir küçük yer, baktım koridorda liseli yıllarımdan tanıdığım bir arkadaş geliyor, ona sordum, "bizim Mesut'mu? Ne yapacaksın o sessiz adamı" falan dedi. Beni bir odaya götürdü, yedi memur duvar diplerine dizilmişler oturuyorlar.

Giderken de Unutulmuş Sesler Odası kitabını götürmüştüm yanımda. Arkadaşımla konuşurken "Bizim Mesut kitap mı yazıyormuş?" falan dedi.

Çaycısı tanımıyor, memuru tanımıyor, odadaki arkadaşları Mesut Bey'in kitap yazdığını bilmiyor, o zaman benim de tanımamam son derece normaldi. İnsan kendini saklamak istese bu kadar saklayamazdı.

Mesut Doğan Bey bir kamu hastanesinde müdürlük yapmış. Çeşitli ülkelerden hastaneyi farklı zamanlarda, farklı kişiler teftişe gelmişler, not vermişler. Bu farklı ülkelerin insanlarının verdiği notlarla çalıştığı hastane Avrupa Kalite Ödülü almış. Bu yetmemiş ertesi sene aynı ödülü bir daha almış.

Bu ödülü iki yıl üst üste alan Avrupa'da tek kişi Mesut Doğan.

Böyle bir insan ne yapılır? Elbette görevden alınarak taltif edilir. Yenileri de bu ödülü alsın diye. Öyle yapmışlar zaten.

Gerçi benim yetkim olsa, madem devletin elinde böyle bir eleman var, Türkiye'nin en gözde hastanesinin başına getiririm. Bütün Türkiye'deki aynı görevi yapan arkadaşlara da kurs verdiririm. Eğer Eskişehir'de ise Eskişehir'in en büyük hastanesinde görevlendiririm.

Mesut Doğan Bey'in yerine kimi getirdiklerini, mesleğini, hangi okulu bitirdiğini falan yazmayacağım.

Haa, bunu sadece benim bildiğimi falan sanmayın. Konunun içinde olanların hepsi biliyor.

Neyse, konumuz bu değil zaten.

Bugün yazdığım bu yazıyı beğenenler arasında kura çekelim, Mesut Doğan Bey'in yazdığı, çok beğenerek okuduğum Unutulmuş Sesler Odası adlı hikâye kitabını adlarına imzalatarak, on kişiye gönderelim, belki daha fazla da olabilir.

Süre de Pazartesi sabahına kadar olsun.

Allah Mesut Doğan Bey'in kaleminin ucunu hep açık etsin . O yazsın, bizler okuyalım.

Yanımdaki, elinde benim kitabım olan kişi Mesut Doğan.

Bu arada sağlıkla, mutlulukla nice kandillere ulaşalım inşallah.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

60 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi