Mehmet Ali Kalkan

AŞK DİNİ...PROF. DR. NUSRET ÇAM

Geçen akşam Prof. Dr. Mim Kemal Öke Bey'in Dervişin Safa Defteri kitabını okurken şöyle bir cümleye rastladım;

"Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriydi, Prof. Dr. Nusret Çam'ın Aşk Dini...

Şöyle diyor bir yerinde Çam:

"Aşkın, pek çok müslüman tarafından göz ardı edilmesinin... bir nedeni de bunun, dini emirleri ve kulluk görevini yerine getirmekte insanları kayıtsızlığa sevk edeceği düşüncesi imiş gibi gözüküyor. 

Böyle bir bakış açısı bütün işleri efendi- köle ilişkisi içerisinde yalnızca emirle, korkuyla ve beklentinin mukabili olarak yapmaya alışmış toplumlar için gerçekten de doğaldır. Ama unutmamak gerekir ki bu tür ilişkiler dahilinde yapılan işlerde samimiyet, derinlik, verim ve yaratıcılık yoktur. Bu düşüncenin aksine aşk, insana dünyada da, ahirette de duyduğu enerjiyi verir."

Bahsettiğim kitabın sayfasının fotoğrafını çekip Nusret Ağabey'e gönderdim.

Daha önce yazmıştım gerçi.

Nusret Ağabey'in babası Halide Nusret Zorlutuna'nın eşi, tümgeneral Aziz Vecihi Zorlutuna'nın yanında askerlik yapmış. Birbirlerini çok sevmişler. Münasebetleri de vefatlarına kadar devam etmiş. Halide Nusret Zorlutuna'ya saygısından dolayı çocuğunun ismini Nusret koymuş. Nusret Ağabey de Ankara'ya üniversite okumaya gelince devamli gittiği her Halide Nusret Zorlutuna'nın evi olmuş.

Dün Nusret Ağabey aradı, biraz sohbet ettik.

Aşk Dini kitabının temelleri de üniversiteye başladığı 1970 yılında bu evde atılmış.

Halide Anne'nin evi güzel insanların uğrak yeriymiş.

Töre Dergisi kurulma aşamasında bir güzel insan, Nusret Ağabey'in İlahiyat Fakültesi'nde okuduğunu öğrenmiş, hangi kitapları okuduğunu sormuş, o da söylemiş. "Kitapları yayınevine göre okuyacaksın" demiş, bir kaç yayınevi ismi vermiş. Sinemaya git ama sinema tercihini de yönetmenine göre yap demiş. Tiyatroya gitmesini de istemiş.

Sonra bir kaç kitap tavsiye etmiş, bunlardan biri Hilmi Ziya Ülken'in Aşk Ahlakı, diğeri Hasan Basri Çantay'ın Kur'an-ı Kerim Meali, bir başkası Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur'an Dili, Dostoyevski'nin Ecinnileri'i vs...

Hilmi Ziya Ülken de üniversitede hocalarıymış zaten.

Bu kitapları tavsiye eden güzel insan, on sekiz yaşında Anadolu'dan Ankara'ya üniversite tahsili yapmaya gelen, "köyünün en mülayim insanı" Nusret Ağabey'e on dakikada bir fakülte bitirtmiş sanki.

"Ruhum değişti, karakterim değişti" diye konuştu Nusret Ağabey.

Prof. Nusret Çam Ağabey'in bütün kitapları okunmalı ama özellikle Aşk Dini tekrar tekrar okunmalı.

Nusret Ağabey'in babasının okuma yazması yokmuş. Köyde koyun güderken askerlikte okuma yazmayı öğrenen bir başkasından toprağın üzerine harfleri yazarak öğrenmiş. Ama Nusret Ağabeyi okutmak istemiş.

Babası Nusret Ağabey'e "Okursan okuturum, hatta Avrupa'ya bile gönderirim" dermiş. Beş- altı yaşlarındayken de şöyle demiş babası;

"Eğer okumazsan bir eşek alırım, onun da bir kulağı eksik, kuyruğu kesik olur. Heybeyi koyarız. Bir tarafa turp, bir tarafa havuç doldururuz, köy köy dolanıp satarsın, paranı öyle kazanırsın."

Orta okula gidince köylüler epey söylenmişler. Ama babası okutmuş. Üniversite imtihanına girmiş.

Babası, Aziz Paşanın yanında askerlik yapmış ya, oğluna "Ankara'ya gidince Aziz Paşa'mı bul" demiş. Tamam da nasıl bulacak? Adres yok, telefon yok.

Otobüs Etlik Meydanı'nda bırakmış gitmiş. Oralarda bir PTT bulmuş, rehberden isimlere bakmış ,aramış, bir telefon numarasına ulaşmış. Bir jeton almış ama ilk defa telefon edecek, nasıl edileceğini bilmiyor. jetonu atıp numarayı çevirip kapatıyormuş. Bir bakmış ki arkada kuyruk uzamış. Kuyruktaki bir amca nasıl telefon edileceğini göstermiş. Aramış bir daha;

Karşısında bir hanım sesi.

-Alo?

-Halide Nusret Zorlutuna ile görüşmek istiyorum.

-Benim.

-Ben Antep'ten Hamit Çam'ın oğlu Nusret Çam?

-Bizim Hamit miii?

Tanımış Halide Nusret Zorlutuna. Babası 1942 de terhis olmuş, aradığı tarih 1969, aradan yirmi yedi sene geçmiş.

-Evet.

-Neredesin?

-Ankara'ya geldim.

-Evladım hemen eve gel, Reşit Galip Sokak, No: 90

Babası oraya göndermeden önce epey nasihat etmiş. Giderken de askerlik yaptığı yıllarda çekilmiş  bir fotoğraf vermiş eline, ispat için.

Halide Nusret Zorlutuna, Aziz Paşa ( O yıllarda albaymış), Emine Işınsu, Ergün Abi nineleri ve asker Hamit Çam var. İlk fotoğraf o.

Bırakmamışlar Nusret Ağabey'i, o gece onlarda yatmış. Gelirken babası hediye olarak mercimek, nohut, fıstık, pestil vs. koymuş. Onları vermiş. Halide Nusret Zorlutuna da bir çok hediye ile yolcu etmiş Nusret Ağabey'i.

Köye varınca bir kahraman gibi karşılamışlar. Defalarca anlattırmışlar Aziz Paşa'yı nasıl bulduğunu, nasıl davrandıklarını. Bu sefer babası da, askerlikten başka şehir dışına çıkmayan Hamit Çam "Ben de paşamı görmeye gideceğim" demiş, gitmiş de.

...

Bir ayı geçmiştir. Dağda bir yere vardım, Nusret Ağabey'i aramam gerekti. Telefon ettim, köyündeymiş. "Biraz önce kazdığım mezarımın başına gittim, kendi ruhuma bir fatiha okudum, şimdi de ağaç dikiyorum" dedi.

Nusret Ağabey bugüne kadar en az yirmi bin ağaç dikmiştir. O gün aradığımda yüz altmış fıstık, bir kaç tane de yol kenarlarına incir dikmiş.

Elli dönüm arazi yeşertmiş, orman haline getirmiş.

Kazakistan'da dikmiş, Kolombiya'da dikmiş.

Bir ara dut kurusu göndermiştim Nusret Ağabey'e. O dutlardan biri odasındaki saksıya düşmüş, yeşermiş. Onu da dikmiş sonra köyüne.

Nusret Ağabey'e sordum "insan istediği yere mezar yapabilir mi?İslami hükmü ne?Kur'an-ı Kerim'de var mı?" diye. "Ölüm, doğumun mutlak gerçeği. Nasıl olsa vaki olacak. Kur-an'ı Kerim böyle ayrıntılarla uğraşmaz, evrensel olmayan konular vazetmez. Bu Medeni Hukuk'ta vardır." dedi.

Başka şeyler de söyledi.

"Hayat iki kelimedir, aşk ve estetik"

"Halife ve efendi insanın yerini köle insan, sevginin yerini korku, güzelliğin yerini çirkinlik, dinin yerini şekilcilik almış ve müslümanlar bugünkü acınacak duruma düşmüşlerdir."

"Dinin asıl mesajını, bu emir ve yasakların hikmetini bilmeyenler, dinin şekil tarafını din zanneder."

"Tefekkürün kaybolması ile birlikte insanın yaradılış maksadı da unutulur olmuştur. İnsanın yalnızca ibadet ve imtihan için yaradıldığı üzerinde durulmuş, onun Kur'an'da açık açık belirtilen, Allah'ın yeryüzündeki halifesi olma, yerin ve göğün, dağın ve taşın kabul etmediği emaneti kabullenmesi özelliğinin üzerine küller serpilmiştir."

Prof. Dr. Nusret Çam Ağabey'in kitapları dikkatlice okunmalı efendim.

Ellerinden öperek.

(Fotoğraflarda Nusret Ağabey'in diktiği, orman yaptığı yerler, oradan köyünün görünüşü, mezarı var. Nusret Ağabey fidan dikerken beş litrelik bir su koyuyormuş. Sonra yaz geldiğinde o pet şişeyi bir şiş ile deliyor, suyun köklere ulaşmasını sağlıyormuş. O da var fotoğrafta.)

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

251 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi