Mehmet Ali Kalkan

PROF. DR. SAADETTİN YILDIZ AĞABEY

(Fotoğraf o günden. Saadettin Yıldız Ağabey, ağaca dayanan babam, bağdaş kurmuş Göktürk Mehmet Uytun Ağabey.)

Prof. Dr. Saadettin Yıldız Ağabey Kıbrıs, Girne Amerikan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dekanı.

"Türkiye'de Arif Nihat Asya'nın hayatını, şiirlerini kim bilir?" diye sorsalar Saadettin Ağabey'in adını söylerim.

Saadettin Yıldız Ağabey binlerce talebe yetiştirmiştir. Alper Sökmen, Eylem Dereli Saltık, Oktay Yivli, Yasemin Bayraktar gibi de daha nice öğretim üyeleri.

Geçen gün Prof. Dr. Muharrem Dayanç arkadaşımız haber verdi sağ olsun, Saadettin Yıldız Ağabey zoom da Arif Nihat Asya'yı anlatacak diye. Evde çay içerek dinlemek güzel .

Hayatından, hatıralarından, şiirlerinden bahsetti, zevkle dinledik bizde tabi.

Ama anlatmak istediğim bu değil.

Yıllar önce Prof .Dr. Saadettin Yıldız Hocam ve Göktürk Mehmet Uytun Ağabey'le köye gitmiştik.

Göktürk Mehmet Uytun Ağabey dağlara, ağaçlara, manzaraya bakıp "Böyle güzel yerler varmış, çok şükür" demiş ve ceviz ağacının altında iki rekat şükür namazı kılmıştı.

Saadettin Hocam Arif Nihat Asya'dan Seçmeler kitabının yazarıydı. Göktürk Mehmet Uytun da yıllarca Arif Nihat Asya ile beraber şehir şehir, kasaba kasaba şiir şölenlerinde gezmişlerdi. İki güzel insan bir araya gelince Arif Nihat Asya hakkında ne güzel şeyler anlatmışlardı.

Babam ve bazı arkadaşlar da vardı köyde.

Bir gün bu sayfalara "Kuşlar mı çok, gökyüzü mü kocaman?" yazmışım. Böyle kocaman şeyleri söyleyemem de her halde bir yerden alıp yazdım, hatırlamıyorum. Saadettin Hocam'da bu mısrayı almış, bir kıta şiir yazmış, ve şöyle demiş;

"Bazen bir kelime, bazen bir mısra insanı arkasından sürükler. “Kuş” dersiniz, kanat gelir, gökyüzü gelir, uçmak, özgürlük, hasret.. sıralanır ardından. Dünyamız dil, ağız tadımız, çiçek bahçemiz, can suyumuz…

Şairim Mehmet Ali, “Kuşlar mı çok, gökyüzü mü kocaman” diye sormuştu.

Ben de şairliğe özendim, birkaç mısra karaladım.

Sonrası şöyle geldi:

"Kuşlar mı çok, gökyüzü mü kocaman,

Söyle, şair, dane varsa, saçalım?

Yavru kuşlar aç mı kaldı, el-aman…

Biz de yavru kuşlar gibi uçalım,

Fezalarda yuva yok ki, kaçalım!"

Saadettin Yıldız Ağabey Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde idi köye gittiğimiz tarihlerde. Bu şiiri yazdığı zaman da Kıbrıs'ta.

Ben de şöyle cevap verdim;

Saadetim Yıldız yıldız büyüdü,

Tuzaklara kuşlar uçar içimde,

Can evimde ninnilerle büyüdü,

Çiçek çiçek sevda açar içimde,

Beşparmak'tan bulut geçer içimde...

Cevabı şöyle oldu;

"Beşparmak’ın beşinde de bulut var,

Gün kısaldı, hava soğuk, içim dar;

Can evinde ninni açan şairim,

Kaç senedir yüreğime yağan kar

Çiçek oldu sözlerinde büyüdü

Yorgun gönlüm rahatladı, uyudu…"

Saadettin Hocam Arif Nihat'ı yazmıştı ama Hasret Damlaları diye bir muhteşem kitabı daha vardı, soyadı Yıldız'dı. Biraz onlardan, köyümüz Dağküplü'den bahsettim;

Asya'lardan el alırım ne güzel,

Büyüyene gün olurum ne güzel,

Dağküplü'nün yaylasında her gece,

Yıldız ile yön bulurum ne güzel,

Damla damla yalnız aktım bu sıra,

Bulutlara gül bıraktım bu sıra...

Cevap verdi Saadettin Hocam;

"Bulutlara gül bırakan şairim,

Damla damla gönle akan şairim,

Dağküplü’ye konuk olsam bir bahar,

Rüzgârında ıtır bulsam bir bahar…

Akdeniz çıldırmış, “izin yok!” diyor,

“Biraz daha uzaklardan bak!” diyor…"

Saadettin Ağabey Kıbrıs'ta idi. Babam ve Göktürk Mehmet Uytun rahmetli olmuştu, köy ıssızlaşmıştı. Saadettin Hocam ağır bir ameliyat geçirmişti, onları yazdım;

Kışımıza yaz getiren Ağabey,

Dilimizde gül bitiren Ağabey,

Bayram'sızdır, Uytun'suzdur köy şimdi,

Bahar bahar oradayız say şimdi.

Deniz ne ki getiririz karadan,

İzin versin, sağlık versin Yaradan...

Yazdı Saadettin Ağabey;

"Mehmed’im, Kalkan’ım, şairim, Ali’m,

Şairle tatlanır benim de dilim…

Bayram, bayramlarda olsun “öte”de,

Uytun, rahmetlere dalsın “öte”de…

Bahar bahar burdasınız sayarım,

Nabız nabız vezninizi duyarım…"

Bazen duman duman gurbet çökerdi yüreğimize. Saadettin Hocam eli öpülesi bir güzel insandı, cevap verdim;

Göğümüzü duman kaplar, sis kaplar,

Günümüzü hüzün kaplar, yas kaplar,

Yazılanlar nefes nefes dem olsun,

Tenimize cemre düşsün şen olsun,

Gönlümüzde il tutmuşu özlerim,

Elinizde kalsın dudak izlerim...

Saadettin Hocam söyledi, Toros'a dertlenerek;

"Hasret böyle bir şey: Duman var, sis var;

Satır satır eskilerden bahis var…

Mısralar demlenir, renk hârelenir,

Yürek, alevlere denk hârelenir…

Beşparmak yürü de Toros’a kavuş,

Toros, bir bak hâlimize, ne olmuş!"

Saadettin Ağabey Sivas'lıydı, türkülere doğmuştu. Kıbrıs'ta "Kanlı Noel" vardı, insan kasaplarıydı onlar, ama Allah'ın da bir hesabı vardı muhakkak, şöyle dedim;

"Sivas ellerinde sazım çalınır,"

Sanmam ki yazılmış yazım çalınır.

Piyon bile efelenir şah çeker,

Orda Toros heybetlenir "ah!" çeker.

Kuzu bekler kanlı insan kasabı,

İnanırım O'nun da var hesabı...

Son sözü Saadettin Yıldız Hocam söyledi. Arif Nihat Asya "Bayrak Şairi'ydi, çifte ay yıldızlı bayraklarımız vardı;

"Söyle şair, çalınır mı sazımız,

Ne zaman dinecek yürek sızımız

Kıbrıs dedikleri gelin kızımız

Piyona, kaleye, file mi kalır!

Denktaş, Topel, Uluçamgil nöbette,

Çifte bayrak, artık, ele mi kalır!"

...

Babam çok ince şaka yapardı, ancak yakından tanıyanlar anlardı. O günde buna benzer şakalar yapmıştı ama hafıza olmayınca unuttum, keşke o konuşmaları sıcağı sıcağına yazsaydım. Saadettin Yıldız Ağabey hatırlar gerçi. 

Köye bir gün Türk Dünyasından öğrenciler geldi. Onlarla sohbet ediyoruz, yemek hazırlıkları yapacağız, çaya ineceğiz vs. Bir vatandaş geldi ileri geri konuşuyor, bir türlü gitmek de bilmiyor, konuşmaları da laf olsun kabilinden. Bir ara şöyle dedi "Yav Bayram Çavış, bizim tâllâda izle va, acaba ayı mı geldi ki?"

Babamın zaten canı sıkılmış, bir şey de diyemiyor, söyle cevap verdi "Çorabını çıkar o izin yanına bas, eğer aynı ise ayıdır."

Saadettin Yıldız Ağabey'e uzun, sağlıklı ömür dileyelim. Güzel insanlar yetiştirmeye, yazmaya devam etsin inşallah.

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza, Rauf Denktaş'a, Cengiz Topel'e, Süleyman Uluçamgil'e, Arif Nihat Asya'ya, Göktürk Mehmet Uytun'a, babama, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin.

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
ŞEHİTLERİMİZE
Cumartesi, 06 Mart 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
ÇAKA BEY KÖPRÜSÜ
Perşembe, 04 Mart 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

248 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi