Mehmet Ali Kalkan

ABDURRAHİM KARAKOÇ VE AŞIK MAHZUNİ ŞERİF

 

Gönlümden...

Dün eski defterleri karıştırırken Abdurrahim Karakoç Ağabey'in bir gazetedeki köşe yazısı elime geldi. 13 Kasım 2001 Salı diye not düşmüşüm.

Aşık Mahzuni ağır bir kalp ameliyatı geçirmiş, Abdurrahim Ağabey kendisine ulaşamamış, "Yenge Hanım ve hastane görevlileri aracılığı ile geçmiş olsun dileklerini ve selamlarını" göndermiş.

Daha sonra yeniden ziyaretine gidiyor, görüşüyorlar. Aşık Mahzuni Abdurrahim Ağabey'e bir şiir yazmış, şiir şu;

   Usta Karakoç'tan bir selâm gelmiş,

Zaten özlemiştim göresim gelir.

Elbistan dağının bir taşı bilmiş,

Uğruna canını veresim gelir.

 

Birlik yudumladık Ceyhan suyundan,

Kolay kolay her can anlamaz bundan,

Bir kemlik gelir mi Türkmen soyundan,

Ahdile peymana durasım gelir.

 

Ben bir koruk iken o bir üzümdü,

Örnekler aldığım iki gözümdü,

Bu toprağa böyle dostlar lâzımdı,

Değil miydi? Size sorasım gelir.

 

Anadolu'm sana kulum, köleyim,

Sen öl de ki, ben yoluna öleyim,

Gözümü gözümden nasıl böleyim,

Böyle düşüneni vurasım gelir.

 

Haksızın göğsüne şiir sapladın,

Çok sabırlar ektin, sevap topladın,

Karakoç'um memleketi kapladın,

Seni yüreğime sarasım gelir.

 

Bilmem mi Mahzuni Şerif mi kendim,

Sevdayla boğuştum yenildim- yendim,

Edem senden hayli şeyler öğrendim,

Vardığın yerlere varasım gelir.

 

Abdurrahim Karakoç Ağabey o günkü gazete sütununa o günlerde son yazdığı şiirini de koymuş;

 

Bu Çağrı Sanadır

Bana bir bardak su gönder dostum

Eğer gönderebilirsen

Ana sütü gibi tertemiz olsun

Bir damlası Karadeniz

Bir damlası Akdeniz olsun.

Bir avuç toprak gönder bana

Edirne koksun, Ağrı koksun

Her zerresi burcu burcu

Türkiye koksun,

Anadolu'dan çağrı koksun.

Bir dilim ekmek gönder bana

Yiyince lezzetini hissedeyim

Bereketini hissedeyim

Köy köy, tarla tarla

Memleketimi hissedeyim.

Bir demet çiçek gönder bana

Renkleri sarı, kırmızı

Beyaz ve mavi olsun

Rayihası, estetiği semavi olsun.

Bir tutam sevda gönder bana,

Veysel Garani'nin

Yunus Emre'nin sevdasından olsun

Sevdaların hasından

Mevlana'nın Mevla'sından olsun.

Bir çıkın rüya gönder bana,

O nurlu pencereden,

Güneşi, ayı seyredeyim

Aradan kalsın tüm duvarlar

Maverayı seyredeyim.

Bir damla alınteri gönder bana

Yazdığın şiirleri gönder bana

Okumaya ihtiyacım var.

Abdurrahim Karakoç'a, Aşık Mahzuni'ye, vardığı yere varanlara Allah rahmet eylesin.

Fatihalarla.

Bugün de Aşık Mahzuni dinleyelim.

oguz

(Bu fotoğraf da iki binli yılların başından olmalı, İbrahim Sağır Ağabey, Ömer Sedat Topal ile Ankara'ya gitmiştik, Abdurrahim Ağabey'de üşenmemiş Sincan'dan gelmişti.

Hadi şunu da yazayım. Ankara da bir yere uğrayacağız, yol çift yol, karşıya bir türlü geçemiyoruz. Kaç defa dolanıp aynı yere geldim bilmem. Araçların gidiş geliş yolunu parke taşlarla bölmüşler. İbrahim Abi "Şurdan gidiver" diyor ama kocaman kocaman taşlar var, araba zaten geçmez. Tekrar dolaşıyorum acaba benim görmediğim bir yer mi var diye, yok. İbrahim Abi'ye sordum en sonunda;

"Abi geç diyorsun ama, ben geçecek yer göremedim, nereden geçeceğiz?" İbrahim Abi cevap verdi; "Ben yayan bu taşların arasından geçiyorum.")

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

83 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi