Mehmet Ali Kalkan

MUHARREM KUBAT AĞABEY

Muharrem Kubat Ağabey'i özledim, yanına uğramak istedim. Telefon ettim cevap vermedi. O da İbrahim Abi gibi, dört telefondan üçünü yanlış arar. Ama az sonra doğru aradı, bürosundaymış, gittim.

Muharrem Hocam 1933 Emirdağ, Karacalar köyü doğumlu.

1955 de Çifteler Köy Enstitüsünden mezun olmuş.

Çok yoksulluk çekmiş, babası bırakıp gitmiş, annesiyle bir odada büyümüşler.

Öğretmenliğe başlamış, maaşı var, okumuş da insan. Köylülerinin, arkadaşlarının üzerine düşen işlerini yapmaya başlamış.

O sıralar Avrupa bizden işçi alıyor. Hani Ali Akbaş Ağabey Göç şiirinde demişti ya;

Sirkeci'den tren gider,

Varım yoğum törem gider,

Tuna bizden utanır, biz Tuna'dan,

Yüzüne kapatır ellerini.

Aldırma be Tuna'm,

Yiğit çıplak doğar anadan.

Sirkeci'den tren gider,

Vagon gider, derdim gider,

Gurbet elde bir başıma,

Varım, yoğum alır gider.

Sirkeciden tren gider,

Ona giden verem gider,

Bir kampana çalar analar, ağlar.

Oğul oğul, çocuklar öksüz, gelinler dul.

Akşam olur, hüzün çöker,

Omuzlarım bir bir düşer,

Sirkeci'den tren gider,

Gözyaşımı döker gider.

Sirkeci'den tren gider,

Erzurumlu Duran,

Ankaralı Burhan gider,

Burada ezan var, orda çan,

Her sabah çınlar tepemizde,

Uyan uyan!

Sirkeci'den tren gider,

Bir yaldızlı Kur'an gider,

Su serperler ya gidenlerin ardında,

Dün askere Hint'e, Yemen'e,

Bugün ekmeğe, yaban ellerine,

Dönmezler ya andan.

Sirkeci'den tren gider,

Evim, barkım viran gider,

Biz hep atla geçtik Tuna'dan,

Böyle geçmedik avrat, uşak,

Biz hiç böyle geçmedik,

Tuna bizden utanır, biz Tuna'dan,

Aldırma be Tuna'm,

Yiğit çıplak doğar anadan,

Sirkeci'den tren gider,

Vagon gider, derdim gider.

Gurbet elde bir başıma,

Varım yoğum alır gider.

Sirkeci'den tren gider,

Erzurumlu Duran,

Ankaralı Burhan gider,

Burada ezan var, orda çan,

Her sabah çınlar tepemizde,

Uyan uyan!

Sirkeci'den tren gider,

Bir yaldızlı Kur'an gider.

İşte Emirdağ yöresinden de çok giden olmuş Avrupa'ya. O gidenlerin çoğuna faydası olmuş Muharrem Hoca'nın, adı o gurbetçilerin arasında bir efsane gibi dolaşır.

Muharrem Hocam anlatmaz ama, dün biraz konuşturdum, hatıralarını dinledim.

Maaşı 141 tl 10 kuruşmuş, yıl 1955, 1956. Bakkala gidiyormuş borcunu ödemeye, bir de 15 , 16 yaşlarında fakir bir delikanlı varmış, gidince onun da borcunu ödüyormuş. Çok borç yapmazmış delikanlı, 30- 40 kuruş olurmuş. En fazla 55 kuruş ödemiş.

O delikanlı da yurt dışına gitmiş, bir müddet sonra mektup yazmış, demiş ki "Muharrem Öğretmenim, benim durumum şimdi iyi oldu, ölçünü gönder de sana oralarda olmayan bir takım elbise göndereyim."

"Muharrem Hocam "buralarda olmayan elbise olur mu ama görmemiştir garip" dedi. Vefat etmiş şimdi.

Yine bir arkadaşı Ankara'ya kursa gidip iş sahibi olacakmış, kurs sekiz ay sürecekmiş, evliymiş de, ama parası da yok. Sekiz ay için ayda kırk lira geçinme parası, on lira da ev kirası için istemiş, vermiş Muharrem Hoca. Ama bir ay sonra geri dönmüş o kişi, o da Avrupa'ya gitmiş. Bir müddet sonra Avrupa'dan para göndermeye başlamış. "Tam on dokuz sene banka cüzdanı bende durdu, ben de ona buradan daire aldım, iş yeri aldım" dedi.

Buna benzer çok kişinin işlerini görmüştür, çok kişi paralarını, Türkiye'de yapılacak işlerini emanet etmişlerdir Muharrem Hoca'ya. O da hiç yüksünmeden hepsini yerine getirmiştir, hâlâ da öyledir.

1997 yılında gurbetçilerimizin yaşadığı yere gidiyor Muharrem Hoca. Bir toplantı arasında Türkiye'ye dönüş için bilet alacağını, kendisine biraz müsaade edilmesini söylüyor, yanına da oraları bilen bir arkadaş lâzım. Pek ses eden olmuyor. Biraz bekledikten sonra isteğini bir defa daha söylüyor Muharrem Hoca. Birisi "sizin uçak biletiniz alındı" diyor ve bir kişiyi gösteriyor. Muharrem Hoca mahcup, şaşkın. Parasını da almıyor o şahıs, dediği şu; "Ben yıllardır Muharrem Kubat'ı görmek istiyordum, bugüne nasipmiş, Ağabey güle güle gidin."

Muharrem Ağabey "adı bende yazılı, defterimde dedi. Buraya gelir diye bekliyorum, ona bir takım elbise yaptıracağım."

Muharrem Kubat Ağabey cefakâr, fedâkar bir güzel insan. Aşık Yoksul Derviş'in ( Şemsettin Kubat) kuzeni. Türkü söyleyen Kubat'ta yeğeni.

Muharrem Ağabey'in Rasim demekçe "tek ezbere bildiği şiir, anasına yazdığı şiir, onu da kağıttan okur."

Dün o şiirini okuttum Muharrem Hoca'ya.

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza. Muharrem Hoca'nın anlattığı vefat eden kişiye, Rasim'e, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin.

Muharrem Kubat Ağabey'in ellerinden öperek.

Sağlıklı, mutlu günleri olsun inşallah.

 

 

 

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

199 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi