Mehmet Ali Kalkan

OSMAN ÇAKIR AĞABEY

Osman Çakır Ağabey var, çok gezer. Ne zaman nerede olduğunu kendi bile bilmez. Gerçi şimdi uzun zamandan beri evde oturuyor, hiç de üzülmüyorum.

Geçen telefonla aradım, "bana çok geziyorsun dedin, nazar değdirdin" dedi. Halbuki benim nazarımdan ne olacak. İlave etti "Sen türküleri yazıp duruyorsun, hani Emrah'ın çok güzel bir türküsü var, ondan hiç bahsetmedin, "Tutam yâr elinden tutam, Çıkam dağlara dağlara." Halbuki bahsettim de çok gezdiğinden görememiştir. Dağlar bizim cân tacım'ızdır çünkü.

Ben de şöyle dedim "Osman Abi dağlara çıkalım da elinden tutmaya yâr lâzım, .... Abi ile gidecek halimiz yok ya." Gerçi yâr eli olmazsa bir baston tutar belki elimizden, o zaman da dağlara çıkılmaz zaten.

Şöyle demişlerdi;

Bu gönlümüz yareli

Yâr elinden yareli

Gayrı elden onulmaz

Olmayınca yâr eli...

Halbuki dağlar dağımızdı bizim, onunla derteşmeyecektik te kiminle dertleşecektik?

Rahmetli dedem çorap örerdi beş şişle. Bazen insanın ördüğü şiş batardı kendisine.

Dağlara çıktığımızda ne çok şey görürdük. Nefesimiz hızlı hızlı düşerdi ama olsun.

Yırtıcı kuşları vardı tek başında yükseğinde dönen.

Dağlar sıkıntılarımızı uçurumlarına bırakırdı.

Türkünün sözleri şöyleydi;

"Tutam yâr elinden tutam,

Çıkam dağlara dağlara,

Olam bir yareli bülbül,

İnem bağlara bağlara."

Sanki bülbül olmak kolaydı, o da şöyle diyordu;

"Bülbülüm bağ gezerim,

Aşığım dağ gezerim,

Yüz yerde yüz yaram var,

El sanır sağ gezerim."

Türkü devam ediyordu;

"Birin bilir, birin bilmez,

Bu dünya kimseye kalmaz,

Yâr adını desem olmaz,

Düşer dillere dillere."

Bülbül devam ediyordu;

"Bülbülüm kafesteyim,

Aşığım hevesteyim,

Hâlâ sağım ölmedim,

Ama son nefesteyim."

Türkü Emrah'ın dı;

"Emrah der ki son günümdür,

Arşa çıkan tütünümdür,

Yâre gidecek günümdür,

Düşem yollara yollara."

Osman Çakır Ağabey'in kitapları vardı, birbirinden güzel. Birisi Hatıralar Yahut Bir Vatan Kurtarma Hikâyesi. Nevzat Kösoğlu Ağabey ile yaptığı "nehir konuşmalar" idi muhtevası.

Bir başka hazırladığı kitap da Güriş'in sahibi İdris Yamantürk'ün Türk Milletine Borcumuz Var" adlı eserdi.

O eserden bir iki cümle yazayım.

İdris Yamantürk Ağabeyi için şöyle diyor; "Ben ağabeyimle iki yetişkin insan gibi konuşurdum. Hayatımda karşısında bacak bacak üstüne atıp oturmadım. Yanında, ceketimin düğmeleri açık gezmedim. Gençliğimde sigara içiyordum. Ağabeyim benim sigara içtiğimi bilmedi."

"Hamdullah Suphi Bey Dış Türkleri kastederek şöyle demişti: 'Ormana bir duvar çekerseniz ağaçları birbirinden ayırmış olmazsınız. Alttan kökler, üstten dallar buluşur."

"Remzi Oğuz Arık, 'köprü altında yatan çocukları da sevmedikçe milletinizi de sevmiş olmazsınız' diyen insandır."

"Peyami Safa'yı Teknik Üniversiteye davet etmiştik. Bir arkadaşımız Peyami Safa dururken neden Server Bedii diye yazılar yazdınız? diye sordu. O da unutmayın ki Server Bedii olmasaydı Peyami Safa aç kalırdı dedi....Peyami Safa o günkü şartlarda her gün otuz iki sayfa yazıyormuş."

Osman Çakır Ağabey'in kitapları okunmalı. Çok gezemiyorum diye hayıflanıyor ama az gezsin de kitap yazsın zaten.

Şu virüs dönemi geçsin, buraya gelir, beraber köye gideriz. "Nazarın değdi" diyor ya, köye giderken yolda üzerlikler var, şimdi de zamanı sayılır. Onlardan toplar ben ona tütsü yaparım "Üzerlik, yüzbinerlik, gelsin sağlık, gelsin şenlik" diye...

Dağlara çıkamayız ama uzaktan seyreder iç geçiririz. Bu dünyanın yankısı bizim sesimizdir, onu duyarız. Zaten her yâr da dağları bilmez, Abdurrahim Karakoç Ağabey ta o zaman söylemiş;

"Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,

Hele boz dumanlar çekilsin de gör.

Her haftası bayram, her günü düğün,

Hele yaylalara çıkılsın da gör."

Bizim ellerimiz dağ kokar efendim.

Bugün de Nesimi dinleyelim ;

"Har içinde biten gonca güle minnet eylemem"

...

Emrah'ın türküsünün iki varyantı var. Birisini Nida Tüfekçi notaya almış. Diğerini de Muzaffer Sarısözen ile Cemil Demirsipahi.

Fotoğrafta Cemil Demirsipahi Ağabey benim kalemimle kitabını imzalıyordu bana.

Sağ baştaki de Olimpiyat Şampiyonumuz İsmet Atlı Ağabey. İkisi de rahmetli oldular. Aralarındaki de bizim Mahmut.

...

Bugün akşam TRT Türkü'de, saat 18.05 de Adile Kurt Karatepe Hanım ve arkadaşları Yadigar Türküler söyleyecek efendim, dinlenesi.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

154 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi