Mehmet Ali Kalkan

PROF.DR. İSKENDER ÖKSÜZ AĞABEY VE EMİNE IŞINSU ÖKSÜZ.

..

Prof.Dr. İskender Öksüz Ağabey var, bir bilge insan.

Eşi Emine Işınsu Öksüz.          

Yıllarca ODTÜ de öğretim üyeliği yaptı, 1970 li yıllarda da bize Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi'ni yazmıştı, mahlası Ayhan Tuğcugil'di.

İskender Ağabey dün makalesinde Üniversite Neye Yarar demiş ve sıralamış;

"Bizim adamların da artık doçent, profesör, rektör olmasına yararız.

Bizim arkadaşların ve onların akraba ve yakınlarına ömür boyu aylık gelir sağlamaya yararız.

Yandaşlarımızı ödüllendirmeye yararız.

Arkadaşlarımızın sözlerinin dinlenmesine, artık onların da uzman diye televizyona çıkmalarını sağlamaya yararız( Yoksa bizi tenkit edecek adamlar çıkar; maazallah.)

Ya öğrencilere hizmetiniz?

Mümkün mertebe çok öğrenci kontenjanı açıp dışarıda kalanları azaltmaya yararız. Lise mezunlarını mutlu etmeye onların velilerini, dolayısıyla seçmeni sevindirmeye yararız..

Öğrencilerimize diploma vermeye yararız."

Uzun bir yazı. Sonunu da şöyle bitirmiş; "Bilim, araştırma falan yapmıyoruz. Yapar gibi yapıyoruz. Öğrenciler mi? Onlar da alır gibi yapıyorlar haliyle."

İskender Öksüz Ağabey üniversitenin içinden gelen biri olması hasebiyle elbette çok iyi bilir durumu da acaba bir nasılız insan olarak.

Bir bürokratın öz geçmişinde "falan üniversitede yüksek lisans yaptı, halen de falan üniversite de doktora yapıyor" diye yazıyordu ama bana da davranışıyla, konuşmasıyla hiç de öyle bir intiba vermiyordu. Bahsettiği üniversitelere o bürokratın adını vererek dilekçe ile sordum. Her iki üniversiteden de "Bu isimde bir şahıs, yüksek lisans, doktora yapmamıştır, yapmamaktadır" diye cevap geldi.

Bu bilgileri en yüksek birime gönderdim, oradan ayrıldı. Bu sefer de daha büyük bir makama geçmişti. Adama faydam dokunmuştu.

Şimdi aynı insanlardan gene var. Açık Öğretimi bitirdiğinden emin olmadığım bazı kişilerin öz geçmişinde "falan üniversitede doktora yapıyor" yazıyor. Sormaya çekiniyorum artık. Gelen cevabın "evet" olacağı ihtimali daha ağır basıyor. Birileri paye lûtfediliyor gibime geliyor.

Hani şöyle bir kıssa var ya;

Kanadı derviş tarafından kırılan kuşa, Hz. Süleyman sorar, “Neden kaçmadın?” Kuş; “dervişlik hırkası giymişti, zarar vermez diye kaçmadım.” Hz. Süleyman dervişin cezalandırılmasına karar verir. Kuş itiraz eder; “cezalandırmayın, hırkasını çıkartın yeter. Zira onunla kandırıyor.”

Acaba cübbe çıkarmaya uygun bir heyet bulsak kaç cübbe kalır bilmem.

Halide Nusret Zorlutuna, Emine Işınsu Öksüz Abla'nın annesi. Hani O'nun Git Bahar şiiri vardı, sonra da Gel Bahar'ı yazmıştı.

Bazen bir gece yarısı üşürsünüz "Gel Bahar" dersiniz. Gelip gelmemek onu ilgilendirir, siz sadece söylersiniz.

Bugün Gel Bahar şiirini okuyalım efendim.

Gel Bahar

Gel bahâr erit, bu yolun karını,

Geçen seneleri anmayalım hiç

Dinle bülbüllerin şarkılarını,

Güllerin kıpkızıl şarabını iç,

Bu dünya bir büyük meyhânedir, gel!

Saçında baygın bir gül kokusu var…

Dudakların kızıl, karanfil gibi.

Gözlerinde gülsün mine ışıklar,

Sesinle büyüle çarpan her kalbi.

Bu hayat zâten bir efsânedir, gel!

Ben mi çıldırmışım, sen mi delirdin?

Yalvaran sesimden bu kaçış neye?

Git dediğim zaman koşar gelirdin;

Gel şimdi de, inan bu efsaneye;

Şimdi günler bir peymânedir, gel!

Gel bahâr, gel bahâr, yakınlarda gül!

Denize renginden armağan bırak;

Ufuklarda gezin, semâya süzül,

Sonra yavaş yavaş in, içime ak!

Gönlüm hasretinle divânedir, gel!

Halide Nusret Zorlutuna

 Eskişehir'den Bursa'ya Mazlum Ümit Ağabey'in yanına giderken mola verdiğimiz bir yerde karşılaşmıştık İskender Öksüz Ağabey ve Emine Işınsu Öksüz Abla ile. Bu fotoğraf o günden.

İskender Öksüz ve Emine Işınsu Öksüz'ün kitapları okunmalı efendim.

Halide Nusret Zorlutuna'ya, Mazlum Ümit Ağabey'e Allah rahmet eylesin. Emine Işınsu Öksüz Abla'ya da tez zamanda şifa versin inşallah...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

326 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi