Mehmet Ali Kalkan

GÜL YÜZLÜ ÇOCUKLAR

Gönlümden...

Dün sabah biraz dışarıda işlerim vardı. Kargoya uğradım, sonra bankaya. Odunpazarı Belediyesi'ne gittim. Öğleye doğru işlerim bitti, araba biraz uzakta, yokuş çıkmam gerek. yoruldum da, üstelik hava da çok sıcak. Orada bir park var. Çam ağaçlarının gölgesine, gülleri görecek şekilde gölgeye oturdum. Biraz dinleneceğim, bir kaç yere de telefon edeceğim.

Bir müddet sonra beş tane çocuk geldi, en büyüğü sekiz- dokuz yaşlarında. O büyük olan çocuk elindeki şekerlemeyi uzatarak "Amca bunu alır mısın?" dedi. "Alırım tabi."

Küçüklüğümde beceremesem de simit satmaya çalışmıştım. Liseli yıllarımda akşam okuldan gelince çörek satardım. Altmış çörek satardım, tanesi yirmibeş kuruştu, hepsini satabilirsem üç lira kârım olurdu, çok paraydı benim için. İlk okul bitince marangozda çıraklık yapmıştım. Nane şekerleri vardı kurşun kalem gibi. Bu çocukların yaşındayken bir komşunuz sakız yapardı. Kestikleri sakızları biz kâğıtlara sarardık. Komşumuz da pazarda satardı. Kardeşim ayakkabı boyacılığı yapardı, liseye giderken okul tatillerinde tuğla ocağında çalışırdı.

Çocuk şekerlemeyi uzattı ya acaba kaç lira vermeliyim diye aklımdan geçiyor. Demek ki bu çocuklarda bizim küçüklüğümüzde yaptığımız işi yapıyorlar. Bir lira versem az mı olur, iki lira mı, beş lira mı vermeli? İşin içinden çıkamadım, çocuğa sordum. "Tabi alırım da borcum ne kadar?"

"Borcun yok amca, parayla değil."

Olur mu parayla değil, bedava mı alıyorlar. Devam etti;

"Amca biz insanlara iyilik yapıyoruz. Arkadaşlarla harçlıklarımızı topluyoruz, sonra bir şeyler alıyoruz, aldığımız şeyleri dağıtıyoruz."

Al sana ders.

"Ben şu karşıdaki Pideci Ali'nin çocuğuyum. Bugün de size vermek istedik bunu, hem bugün de Cuma ya.."

Sustum.

"Tamam arkadaşlar alayım. Siz ne güzel çocuklarsınız, Allah sizden razı olsun. Ne güzel iş yapıyorsunuz. O zaman ben bunu alayım, bak hava çok sıcak, ben de dondurma alayım beraber yiyelim."

"Amca biz karşılık bekleyerek yapmıyoruz, o zaman iyilik olmaz ki. Çok teşekkür ederiz, hadi iyi günler."

Bir ders daha.

Uzun müddet yerimden kalkamadım. Çimenlerin üzerine koyup fotoğrafını çektim verdikleri şekerlemenin. Sonra Pideci Ali'ye gittim, hanımı da orda.

-Kolay gelsin

-Sağol Abi, buyur.

-Demin yanıma çocuklar geldi, biri de sizin çocuğunuzmuş, bunu verdiler, para da almadılar.

-Abi onlar bizim mahallenin çocukları, harçlıklarıyla böyle işler yapıyorlar. Demek ki bugün de size vermek istemişler.

- Siz ne güzel çocuklar yetiştirmişsiniz, Allah sizden razı olsun. Öteki çocukların ailelerine de selâm söyleyin. Onlara dondurma alalım dedim kabul etmediler. Şunu alın da o çocuklara dondurma alırsınız.

Araba uzakta değildi artık, yokuş da o kadar dik değildi.

Bu çocukların olduğu yerde nefes almak ne güzeldi.

Dem bu demdi, dem bu demdi, dem bu dem.

Onlara birer kitap götürmeli ilk fırsatta...

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

133 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi