Mehmet Ali Kalkan

BENDEKİ YARALAR TÜRLÜDÜR TÜRLÜ

Bendeki Yaralar Türlüdür Türlü

Mehmet Ali dedem 1315 doğumlu idi, yani“Hey onbeşlilerden. Yemen’e gitmiş,iki sene İngilizlere “yasir” düşmüş,yedi sene de askerlik yapmıştı.


Burada köyümüzde kalanlar ise daha güvenli olmak için başka köylere göç etmişlerdi seferberlik sırasında. 
Dedem Yemen dönüşünde karısını,yani ebemi Beyköy’de bulmuştu.O yıllardan kalan dostluklar yıllar yılı devam etti.Hemen her köylünün bir başka köyde sığındıkları,dostluk kurdukları,ziyaret ettikleri insanlar olmuştu. Akrabalıktan öteydi.


Gâhi iniş,gâhi yokuş,
Hasretlerim ağuş ağuş,
Yemen’den mi gelir bu kuş
Kanadında gözyaşı var


Belki kuşlara bakıp böyle söyleşirlerdi.

Babam bana babasının adını koymuştu; Mehmet Ali Bana hiç adımla hitap etmezdi, Ali Mehmet derdi çoğunlukla. Fırsat bulduğu zaman bizi alır bunlar “ baba, dede dostları, ya da onların çocukları, bu güzel insanları unutmayın” diye o köylerdeki şahısları ziyarete götürürdü.

Mehmet Dede’de bunlardan biriydi, Sekiören Köyündendi. O yıllarda durumu iyiymiş Mehmet Dede’nin. Atla, deve ile hacca gidip gelmiş. Aylarca yolunu beklemişler. Mehmet Dede hacdan gelirken bir ibrik dolusu zemzem getirmiş. Bir tenekeyi bardak haline getirip içine zemzem koyup lehimlemiş, onu da dedeme vermiş. Dedem vefat ettiğinde o kutu sandıktan çıkarıldı. Çivi ile delinip içindeki zemzemler dedemin kefenine serpilmişti. Mekânları cennet olsun.

Geçen Pazar günü rahatsızlandım. Acile getirdiler. Üç ünite serum verdiler, döndüm. Ertesi gün yeniden nüksetti rahatsızlık. Bacağımın birisi pancar gibi kızardı, şişti. Değil yürümek üzerine basmak mümkün değil. Doktora iki ayağımın fotoğrafını gönderdim. Gelip iş yerimden aldılar ve acil olarak yatırdılar. Tahlil muayene derken zatürre tespit edildi. Ve yüksek miktarda iltihabın olduğu görüldü.


Söğüt Dergisi yeni çıktı ya, bürodan hacı bekler gibi bekliyorum dergiyi, bir türlü gelemedi. Yukarıdaki haccı onun için anlattım. Şimdi hacdan üç saatte geliyorsun, istediğin kadar zemzem getiriyor, hatta hemen her yerde bulabiliyorsun. 


Hastaneye yatmanın iyi tarafları da var tabi yalnız kalıyorsun, kafanı dinliyorsun. Rahat rahat kitap dergi okuyorsun. Okuyacak kitapları da getirdiler sağ olsunlar. Bin Söğüt Dergisi eksik ama...

Hastanede ihtimam üst düzey de. Doktor arkadaşlara kitabımdan ve Söğüt Dergisi’nden vereyim istedim. Ötüken’i aradım ertesi gün geldi, şimdiki hacılar gibi.

Akşam Trt Türkü’yü açtım. Halil Atılgan Ağabey’in programı başlamış,bir türkü okunuyor;

 
Şu yalan dünyaya geldim geleli,
Tas tas içtim ağuları sag iken
Kahpe felek vermez benim muradım,
Viran koydu mor sümbüllü bağ iken
 
“Tas tas içtim”ifadesini “hasta”olarak anlamıştım ama olsun.
Türkü Deryasında Bir Damla programında bir müthiş türkü daha;
Gam yüküne tüccar oldum satarım Felek vurdu doğrultamam bel ağlar Dostlar çaldı kolum kırık tutamam Ben ağlarım,sazım ağlar,tel ağlar.
Oyulur yaralar günden gün azar, Ben yaparım felek bendimi bozar, Ne ellerim tutar,ne kâlem yazar, Derdim çoktur söyleyemem dil ağlar…
....
Bu akşam TRT Türkü Radyo'da saat 18.05 de Adile Kurt Karatepe Hanım Yadigâr Türküleri okuyacak efendim, dinlenesi...
Bugün de Adile Hanım'dan "Kışlalar Doldu Bugün"ü dinleyelim.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

157 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi