Mehmet Ali Kalkan

BAYRAM ÖNCESİ MEZAR ZİYARETİ

Bayram öncesi uygun bir zamanda köydeki mezarlarımızı ziyaret etmeliydi.

Salı günü yolumuz başka yere idi, olmayınca annemi alıp yola çıktım.

Yine hazırlığını yapmış, yolda rastladıklarımız olursa onlara dağıtmak için şekerlerini, suyunu ve bir adet kaynamış yumurtasını yanına almıştı.

Yahya Kemal "vatan hatıralardır" demişti ya, yol üzerinde üzerlikler vardı, "ta olmamış" dedi annem.

Biz küçükken nazar değdi diye üzerlikle tütsü yapardı.

Sobadan bir kürek kor alır, üzerine üzerlik tohumları serper, nazar değmesi muhtemel kişilerin üzerindeki elbiselerden birer iplik alır aynı kora onlarıda koyardı. Sonra o tütsüyü üzerimizde ve evin her yerinde gezdirirken söylerdi;

"Üzerlik, yüz binerlik,

Gelsin sağlık, gelsin şenlik..."

böyle devam eden bir tekerlemesi vardı.

Bir türkü başladı radyoda;

"Kömür gözlüm ateşine düşeli,

Didem gam yaş döker, dil imdat eyler.

Diyar-ı gurbette sefil sergerdan

Bana senden başka kim imdat eyler.

Aşık Emrah'ın bu türküsü Aşık Reyhani Ağabey'den derlenmişti. Türkü devam ediyordu;

Ezelden olmuşum gamlar düşkünü,

Ben feleğe minnet etmem müşkülü,

Canan ne beklersin elin köşkünü,

Felek bir gün vurur ya berbat eyler.

Şu karşıki tepenin adı Türkmen Tepe idi, bölgenin en yüksek yeriydi. Türkmen Baba'nın mezarı vardı orada. Hacet Bayramı yapılırdı. Yaz bahar aylarında ne güzel alagaz çiçekleri olurdu.

Yine rengin aldı dağın lâlesi,

Yıkılmış yapılmaz gönlün kalesi,

Emrah'ın çektiği aşkın belâsı,

Ne alır canımı ne azat eyler.

Radyoyu kapattık sonra.

 Mezarlığımız köyün yamacında, annem arabadan inip oralara çıkamaz. Gidebildiğimiz yere kadar gittik, anneme söyledim.

"Anne bak şu yanında durduğum mezar Hatice Abla'nın, şu Meryem Abla'nın, şu Hüseyin Abi'nin, şu Cemal Enişte'nin.."

Esas kardeşinin mezarını merak ediyordu. Dayımla yengemin mezarı yanyanaydı. "Anne şu da Hamza Dayımın, yanındaki de Hacer Yengemin."

Hacer Yengem, Hamza Dayıma "sen öte dünyaya benden önce gidersen bir ay sonra da ben gelirim yanına." demişti.

Bir ay olmadı ama dayımdan iki ay sonra da yengem vefat etti.

Annem mezarlığı kastederek "bak bura ne gözel, hiç yabancı yok" dedi.

Babamın mezarının yanına gidemedi "Ben ure çıkamadım emme sabah dörtte galkarın, ezana gada pütün ölmüşlere, size okurun. Namazdan sona gine okurun."

Ben babama selâmını söyledim dedim.

Köyde annemim doğduğu evin karşısında bir çeşme var, nereden aklıma geldiyse onu sordum.

-Anne o çeşme ne zaman yapıldı, haberin var mı?

-Bilmen, ben bildim bileli va.

Epey durduktan sonra;

-Ben ebemi çok sevedim, beni her yere götürüdü, hiç yanından ayırmazdı. Ebem mefat ittiinde çocuktum ta, hiç eve giremedim. Gapının önüne oturu, hep u çeşmeye bakadım. Eve sokamazladı. Deden ebeni getcez, merak itme der di emme hiç giden geri gelir mi? Bu dünya böle işte."

Döndük sonra, radyoda bir türkü;

"Güzel gel beri gel beri,

Bir gönüle nazar eyle,

Görür göz, işitir kulak,

Söyler dile nazar eyle.

Nazar eyle, nazar eyle,

Adulardan hezar eyle,

Gel gir gönlümün şehrine,

Aç dükkânı pazar eyle."

"Gönüle girmek, gönül sahibine yâr olmak gerek ve insan kendini bildi mi herşeyi bildi demektir." diyordu Bahaattin Veled.

"Baştır gövdeyi götüren,

Ayak menzile yetiren,

Türlü marifet bitiren,

İki ele nazar eyle."

Türkünün son kıtası da şöyleydi;

"Şah Hatayi'm der ya Gani,

Veren alır tatlı canı,

Evvel kendi kendin tanı,

Sonra ele nazar eyle."

Geçen bayramda merhaba deyip de bu sene diyemeyeceğimiz insanlar var, öbür bayramda da kimler kimlere diyecek, diyemeyecek meçhul.

"Bu dünya böle işte."

Kurban bayramımız kut'lu olsun efendim.

 

Prof.Dr. Sadettin Yıldız Hocam yıllar önce vefat eden Üçler Güler'in sayfasına şöyle yazmış;

"Şairim, güzel dostum, Kurban Bayramı hürmetine kabrin nurla dolsun."

Vefat etmişlerimizin kabri nurla dolsun inşallah.

Yazımızı Üçler Güler Ağabey'in bir dörtlüğüyle bitirelim;

"O sessiz duvarda çok sesli resim,

Dolaşır gözlerimde mevsim mevsim,

Sevdâlar kol gezer mısralarımda

Ferhat gibi dağ dağ yükselir sesim.

O sessiz duvarda çok sesli resim."

Adile Kurt Karatepe Hanım da bir türkü söylesin;

"Bir gül için bülbül giymiş kareler,

Göz göz olmuş sinemdeki yareler,

Bu dert beni iflâh etmez pareler,

Neşter alıp delen yok, deldiren yok.."

Bu dünya böyle efendim...

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

69 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi