Mehmet Ali Kalkan

Kıble Neresi

Kıble Neresi

"Beni kimsecikler okşamaz madem,

Öp beni alnımdan, sen öp seccadem..."

Necip Fazıl Kısakürek

On beş, yirmi arkadaş köye gelmişti, namaz kılmak isteyen bir arkadaş kıbleyi sordu. Suat hemen öne atıldı "ben askerde bu işlere bakıyordum, şu tarlayı bir gezeyim."

Ellerini arkasına bağladı, dolaşmaya başladı, bir taraftan da bilgi veriyor; "Şimdi karınca yuvalarının ağzına bakacağız, ağaç gövdelerindeki yosunları inceleyeceğiz."

Bir müddet gezdikten sonra kendinden emin bir şekilde bir istikamet gösterdi ve "şurası" dedi.

Suat'ın gösterdiği yer tam aksi istikametti, sesimi çıkarmadım.

İtiraz edenler oldu, bazıları farklı yön gösterdi. En sonunda "babam bu tarafa doğru kılıyordu" dedim.

Suat kızdı tabi, "Bana ne ya, herkesin kıblesi kendine" dedi çıktı işin içinden.

Herkesin kıblesi kendine...

Bu seccade ebelerimizin annelerimize çeyiz olarak verdiklerinden. En az yetmiş, seksen seneliktir. Dokuyanlar vefat etmişlerdir. Üzerinde kimler huzura durdu Allah bilir.

Sal, Anadolu ağızlarında "at arabalarına ot, sap saman, vb. şeyleri yüklemek için tahtadan yapılan kayık gibi araç", hasta, yaralı ya da ölü taşınan sedye" ve "tabut" anlamlarında kullanılırmış.

"Eğer yârim tutmaz ise salımdan,

Onun için açık gider gözlerim."

( Bu bilgileri Prof. Dr. Hatice Şirin'in Sözcük Hikâyeleri kitabından aldım)

Acaba dokuyanların sallarından yâri tuttu mu? Kimlerin gözleri açık? Allah bilir.

Biz Yetik Ozan'dan bir şiir okuyalım efendim.

Kilim

El emeği, alın teri, göz nuru;

Bu kilimde üç çilenin yünü var,

Boşa değil şu kibiri, gururu,

Yedi iklim, dört köşede ünü var.

 

Renk almış yaylanın çiçeklerinden,

Desen tutmuş buğday başaklarından,

Gök kuşağı ağmış saçaklarından;

Üzerinde bir ilkbahar günü var.

 

Her teli bir pınar olup akmada,

Her düğüm yar gözü gibi bakmada,

Biçimler el ele halay çekmede;

Sanki ortasında köy düğünü var.

 

Bir ucunda bir destana başlanmış,

Bir ucunda gülle bülbül eşlenmiş,

Bir ucunda acı gerçek işlenmiş,

Bir ucunda tatlı düşler tünü var.

 

Yunus Emre tapınanda yüz koymuş,

Karacoğlan saz çalanda diz koymuş,

Köroğlu dört nala geçmiş iz koymuş;

Boylamında erenlerin yönü var.

 

Höyük gibi bengiliği yaşıyor;

Bağrında bir kutlu gömü taşıyor,

Yaşı nice yüzyılları aşıyor;

Bu kilimde uygarlığın dünü var.

Yetik Ozan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ERMENİ SOSLU SEVR YEMEĞİ
Pazartesi, 03 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

205 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi