Mehmet Ali Kalkan

Prof.Dr. Cemal Kurnaz
Cemal Hocam köyünü yazmış, kitabı internet sitelerinde aradım, yayınlandığı yayın evine telefon ettim bir türlü tedarik edemedim.
Eveli, gün kargo ile göndermiş Cemal Hocam sağ olsun.

Ben de köyümü çok severim, "Köyümden...gönlümden..." diyorum. Belki köy ile olanları toplar kitap haline getirmeye çalışırım diye düşündüm.

Cemal Bey kitabında köyünün her şeyini yazmış, ama anlattıkları sanki bizim köy.

Şabanilin Mehmet Dayı seferberlikte, eşkiyanın yaptıklarından söz ederken "Eşkiyanın bir adamı değirmene çaşıtlamaya gelmiş" demiş. Evin altını üstüne getirdiklerinde anacığı "Şamanlar gibi bağrışmayın" dermiş çocuklarına.

Annem de bizi bazen babama şikayet ederdi "evin altını üstüne getirdiler" diye, babam şöyle bir ece bakar "gocagarı ev aynı yerinde duruyor, hiç değişmemiş" der bize arka çıkardı.
Bahaeddin Öğel'in Türk Kültür Tarihine Giriş ya da Türk Mitolojisi kitaplarında binlerce yıl önce kullanılan kelimelerin bizim köyde de kullanıldığını görmüştüm.
Büvet, set demekmiş, atalarımız binlerce yıl önce kullanırlarmış. Bizim köyde bir mevkinin adı Büvetcik. Orada set halinde küçük küçük az miktarda tarla var.
Ak toprak için atalarımız "geriş" kelimesi kullanırlarmış. Yine bizim köyde "geriş" denen bölgede ak toprak var, eskiden evler bu toprakla badana yapılırdı.

"Bir çok şeyi soracağım yaşlılar uçtu gitti" demiş Cemal Hocam.
Bizim köy Eskişehir'e otuz üç kilometre. Benim çocukluğumda şehiri görmemiş insanlar vardı köyde. O yaşlı insanların çoğu ebedi aleme göçtü, keşke onları dinleyip yazsaydık.

Hatıplar demiş bir sülale adı olarak, bizim köyde de var Hatıplar.

Yine "Bir kadın Asar'da bir mağarada ibrik bulur" diye yazmış. Asar Kayası bizim köyde de var.
Yetmiş, seksen sene önce bizim köyde bir hanım kocasıyla tartışıyor, biraz da şiddetlice olmalı ki bahsettiğim Asar Kayası'na çıkıyor. Asar Kayası'nda bizde de bir mağara var, oranın girişine oturuyor. Aradan saatler geçiyor, mağaradan sesler gelmeye başlıyor, korkuyor bu sefer. "Kaya dibi kaygısız derlerdi, burası da kaygısız değilmiş" diye evine dönüyor. Bir şiirde kullanmıştım;

Susmak dilin edebi,
Kaygısız kaya dibi,
Göğün nefesi gibi,
Dem çekmek hakkımız var.

Yer adlarını, köydeki hayatı, aileleri, hayvancılığı, tarımı, dokumacılığı, merasimleri, yemek kültürünü, oyunları, masalları, türküleri vs. aklımıza gelen her şeyi yazmış kitapta Cemal Hocam.

Ben Eskişehir'de doğdum büyüdüm ama her fırsatta köye gidiyordum. Çocukluğumun bütün tatilleri köyde geçmişti. "Lambada titreyen alevler" oradaydı, "çayda çıra" oradaydı, "Harman yeri" oradaydı, "ay akşamdan ışık" oradaydı. "Bu dağlar ulu dağlar" oradaydı,
"çay içinde dövme taş" oradaydı, "cevizin yaprağı" oradaydı.
Dokuz- on yaşlarında dağda çobanlık yapmıştım yerler, gökler ne güzeldi.

Gönlümün üstüne çökünce duman,
Yıllara vedanın efkârı yaman,
Yıldızlara çoban durduğum zaman,
Mehtabın yüzünde donar gözlerin.

mısraları oralardan kalmaydı.

Cemal Kurnaz Hocamın Antalya, Akseki, Taşlıca köyünden benim Eskişehir, Sarıcakaya, Dağküplü Köyüne uzun ince bir yol vardı.
Türk Milletinden olmak böyle bir şeydi.

Prof.Dr. Cemal Kurnaz Bey bir çok kitap yazmış, yazdığı kitapların sayısını kendi de bilmiyordur her halde.
Kitaplarını ve sitesini aşağıya koyalım.
Allah ondan, onun gibi ilim adamlarından, kökü bu topraklara bağlı olanlardan razı olsun.
Onlar yazsın, biz okuyalım.

Minnetle, teşekkürle...

 

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXV
Cuma, 05 Haziran 2020
...
CEM SULTAN MI?
Pazar, 05 Temmuz 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

70 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi