Mehmet Ali Kalkan

Dr.Halil Atılgan Hocamla bir gün

Gönlümden...

Perşembe günü Halil Atılgan Ağabey Eskişehir'e geldi, trenden aldım, saat 14.00 ü biraz geçiyordu.

Arabaya bindik, radyoda devamlı TRT Türkü açık zaten. Arabayı çalıştırdım bir türkü çalıyor, Halil Ağabey "bu benim derlediğim türkü" dedi. "Yandı Çukurova Yandı"nın müziği idi. Az sonra sunucu "Şimdi türkülere gönül verenlerden sanatçı Halil Atılgan'ı tanıtıyoruz" demez mi...Ben şaşırdım, Halil Ağabey şaşırdı. Milyonda bir ihtimal olur muydu acaba. Ayarlamak istesen beceremezdin. Halil Ağabey Eskişehir'e gelecek, trenden alacaksın, o saate program denk gelecek...

Nasıl bir tevafuktu...

Eskişehir'de Türk Dünyası Kültür Merkezi var, o merkezin içinde de bizim kullandığımız en eski müzik aletlerimizden, mesela şaman davulundan, günümüze kadar sazların bulunduğu bir müze var. Halil Ağabey'i önce oraya götürmek istemiştim. Arabayı tenha bir yere çektik, radyoyu dinlemeye başladık. Avşar Ali'nin Ağıtı başladı, Bircan Pullukçuoğlu söylüyordu.Halil Ağabey gözlerine hükmedemiyordu bir türlü.

 

Program bitti, müzeyi gezdik, sonra şehre hakim bir tepeye oturduk, anlattı.

 

"Bu ağıtı rahmetli İmami'den derlemiştim."

 

Aşık İmami son yılların en iyi aşıklarından birisiydi. Sesi, hitabeti, konulara hakimiyeti ve anlatımı, irticalen türkü söylemesi, bilgisi mükemmeldi. Olimpiyat şampiyonu güreşçimiz rahmetli İsmet Atlı Ağabey'in de yeğeniydi. İyi bir cazgırdı aynı zamanda. Eskişehir'e geldiği zaman ne güzel sohbetlerimiz olurdu. Sahne gerisi daha renkli idi. Söylediklerinin bir kısmını da kayda almıştık.

 

Halil Ağabey devam ediyordu;

 

"Bir gün Bircan Hanım telefon etti, derlediğim Avşar Ali Ağıtı'nı okumuş, kaydını dinletti. Ok oldu saplandı yüreğime. 'Bir daha çalar mısınız?' dedim çaldı. Bir daha.. Bir daha.."Bana ulaştırır mısınız?' dedim, ulaştırdı.

Bu ara Adana'ya Aşık İmami'ye telefon ettim, 'senden derlediğim ağıtı Bircan Hanım okumuş, dayanabilirsen dayan' dedim. 'Acaba Çukurova Radyosu'nda var mıdır, bir bakayım.' dedi. İmami radyoya gitmiş, 'bu ağıtı Bircan Pullukçuoğlu ve Adile Kurt Karatepe okudu'demişler. Bir CD nin tamamını bu iki güzide sanatçımızın okuduğu ağıt ile doldurmuş. 'Çektirdim, dinliyor, dinliyor ağlıyorum.' dedi.

 

Sonra Adana'ya gittim. İmami, ben, Düziçi'nden arkadaşım İsmail Holu Yaylası'na çıktık. İmami CD yi koydu. Bu kadar güzel mi okunur, dinliyor ağlıyoruz.

 

Ankara'ya döndüm, Asım Kuzuluk yanıma geldi. Asım'a dedim ki 'Bircan Hanım İmami'nin Avşar Ali'sini okumuş. 'Hele hocam bir de bana çal' dedi. Bizi bir ağlama tuttu ki Asım'la yarışıyoruz.

Asım 'Bircan Hanım'ı da çağıralım gelsin beraber ağlayalım' dedi. CD çalıyor, aradım Bircan Hanım'ı 'alo' demeden Ali'nin Ağıtı'nı tuttum telefona. 'Yanında kim var?' diye sordu. 'Asım Kuzuluk var', 'Ne yaıyorsunuz?', 'Koro halinde ağlıyoruz.'

 

Ben Ankara dışında iken Bircan Hanım vefat etti. Erkan Sürmen'e taziye mektubu yazdım. Bircan Pullukçuoğlu Hanım'ın vefatından çok üzüntü duyduğumu duyurun. Bircan Hanım, Duydunuz mu Gedikli'li türküsünü okumak için dünyaya gelmişti, böyle söyleyin dedim."

...

Aşık İmami'ye, Bircan Pullukçuoğlu'na, İsmat Atlı'ya Allah rahmet eylesin.

...

Bu fotoğrafı Halil Atılgan Ağabey Bircan Pullukçuoğlu'ndan Avşar Ali Ağıtı'nı dinlerken, Türk Dünyası Kültür Merkezi önünde çekmiştim.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ERMENİ SOSLU SEVR YEMEĞİ
Pazartesi, 03 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

211 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi