Mehmet Ali Kalkan

GAZİLER

Rahmetli babam Kore gazisi idi. Kore'li Bayram Çavuş'tu.

Bu mektubu da Kore'den yazmış altmış beş yıl önce.
"Sayın kıymetli babacığım,
Evvelâ sonsuz selâm ve sevgilerimi sunar, hasretle ve hürmetle iki mübarek ellerinden öperim" diye başlamış.
"Eğer bir miktar siz de ben evlâdınız Bayram'dan soracak olursanız hamd olsun vücudum sıhhat ve afiyet üzerindedir" diye devam etmiş.

 O zaman dedem, ebem, halamlar, annem bir arada kalıyor ya "Cümlenize selâm ederim" arasına da annemi sıkıştırıvermiş.

Kore'ye giderken bütün köylü toplanmış köyden epey uzak bir mesafeye kadar babamı yolcu etmişler, "gidip de dönmemek, gelip de görmemek var" diye. O tarihler bırakın başka bir ülke görmeyi şehri bile görmeyenlerin olduğu bir dönem. Gelirken de aynı yerde karşılayıp köye gelmişler beraberce. Ablam babam askerdeyken dünyaya gelmiş, onun elini koyup resmini çizmişler gönderdikleri mektuba.

Kore'de bir gün teftişe gelmişler gece yarısı. Babam topçu çavuşu. İlk önce babamların topundaki askerler hazır olmuş. Birleşmiş Milletlerden gelen general tercüman aracılığıyla babama soru sormuş, bilmiş babam. Bir daha sormuş bilmiş. Her soruya cevap verince hoşuna gitmiş generalin, cebinden çakmağını çıkarıp babama hediye etmiş. Ardından da "bu Türk askerini, onu yetiştiren kumandanla beraber Japonya'ya mükafat iznine gönderin" diye ilave etmiş. Babam Japonya'dan körüklü bir fotoğraf makinası almış, oraların fotoğrafını çekmiş. Trafikte varil içinde kadın polisler vardı mesela. Fujiyama dağının fotoğrafını biliyorum. Bizim çocukluğumuzda fotoğrafların olması o fotoğraf makinası sayesinde.

"Beş saat uçak yolculuğu , yirmi sekiz gün de hiç kara yüzü görmeden deniz yolculuğu " yaptıklarını söylerdi babam. Gemilerinde sinema bile varmış. Bazen bir bisküi ile öğün geçirirlermiş ama o bisküi ona göre imiş.

Eveli gün gaziler günü imiş de aklıma geldi işte. Keşke babamın tuttuğu günlükleri bulabilsem.

Bugün de Aşık Reyhani'den bir şiir okuyalım

Beni (Ey Rüzigar)

Ey rüzigar gider isen canana söyle beni
Lütfünde keremi varsa yakmasın böyle beni
Ben bu aşka düş olalı bana Mecnun dediler
Ben nasıl Mecnun’um bilmem aramaz Leyla beni

 

Ben bu aşka düş olalı gönlüm telaşta benim
Sinemi sitem bürüdü gözlerim yaşta benim
Ne dizimde kuvvet kaldı ne aklım başta benim
İpsiz bağladı bu felek bir kaşı yayla beni

 

Reyhani der çok kişiler arzeder han olmayı
Hiç düşünmez mi gafiller bir kabristan olmayı
İstemem senden muhtelif tahta sultan olmayı
Ko bana köle desinler yanında eyle beni

 

ve Ali Ekber Çiçek'ten bir türkü dinleyelim,

"Mektup selam söyle benden sılaya."

Mektup selam söyle benden sılaya
Söyle benim için de eller ağlasın
Gözü yaşlı düştüm gurbet ellere
Uzaktır ararnızcla yollar ağlasın

Bu nasıl kuş imiş yuva yapmamış
Yaptığı yuvayı da tamam etmemiş
Sanki benim derdim bana yetmemiş
Bir dert de sen bana ekledin felek

Şehitlerimize, bu toprakları vatan yapanlara, atalarımıza, Aşık Reyhani'ye, Ali Ekber Çiçek'e, babama, geçmişlerimize Allah rahmet eylesin.

Cuma'mız mübarek olsun...

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ERMENİ SOSLU SEVR YEMEĞİ
Pazartesi, 03 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

83 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi