Anasayfa

Yıllardır iktidarı destekleyen mitingler düzenleyen, muhalifleri tehdit eden, kendisine ödüller verilen, dahası devletin polisi tarafından korunan bir “iş adamı” iken, yakın zamanda “organize suç örgütü lideri” olduğu anlaşılan Sedat Peker’in -Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in bile “Binde biri bile doğruysa felaket ve sıkıntıdır.” dediği– bazı iddialarından sonra “90’lı yıllara, eski Türkiye’ye mi dönülüyor?” tartışmaları başladı.

“Eski Türkiye”den kasıt; Susurluk ve siyaset-mafya ilişkisiydi.

Evet, birkaç yeni isim dışında yine o yıllardaki aktörlerle karşı karşıyayız.

Peki başka ne benzerlik var? Bunu anlamak için Susurluk kazasından sonra yaşananları ana başlıklarıyla hatırlatalım.

Öncelikle; yargı süratle harekete geçti…

Başbakanlık Teftiş Kurulu, siyaset-mafya ilişkisine dair rapor hazırlayıp suç duyurusunda bulunulmasını istedi…

TBMM’de Susurluk Araştırma Komisyonu kuruldu; adı geçenler ve dönemin ilgili tüm bürokratları dinlendi… Araştırma derinleşince bir de Telefon Dinlenmesi İddialarını Araştırma Komisyonu kuruldu

Susurluk Araştırma Komisyonu raporu tamamlanıp Meclis’e sunulduğunda; muhalefetin eleştirilerini cevaplandıran dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener, Susurluk’takiler hariç 11 Haziran 1996-3 Kasım 1996 tarihleri arasında 9 çetenin polis tarafından açığa çıkartıldığını ve bu çetelere dahil olan 136 kişinin çeşitli suçlardan dolayı yargılanmaya başlandığını, bunlar arasında 21 emniyet, 6 TSK mensubu bulunduğunu açıkladı…

Susurluk olayında adı geçen Mehmet Ağar ve Sedat Bucak’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması istendi. Ancak talep, TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda yer alan o zamanki iktidar ortakları DYP ve RP’li üyelerin oylarıyla reddedildi. Daha sonra TBMM’de yapılan oylamada ise Ağar ve Bucak’ın dokunulmazlıkları kaldırıldı. Ardından her iki isim DGM Savcılığı’na sanık sıfatıyla ifade verdi…

TBMM Karma Komisyonu, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz’ü serbest bıraktırdığı gerekçesi ile açılan dava nedeniyle Mehmet Ağar’ın dokunulmazlığını ikinci kez kaldırdı

Ağar ve Bucak, ilk kez sanık sıfatıyla hakim karşısına çıktı

1999 seçimlerinde Elazığ’dan bağımsız milletvekili seçilen Mehmet Ağar yeniden dokunulmazlık zırhına kavuştu

29 Temmuz 1999’da TBMM’de Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası kabul edildi.

Bir başka önemli ayrıntı; Susurluk kazasından sonra yurt genelinde, “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemleri başlatıldı. Vatandaşlar, mafya ile ilişkisi olan milletvekilleri yargı önüne çıkana kadar her akşam saat 21.00’de evlerindeki ışıkları 1 dakikalığına kapattı, meşaleli yürüyüşler düzenlendi.

Şimdi soralım:

Sedat Peker’in iddiaları günlerdir konuşuluyor. Muhalefet liderlerinin bazı tepkileri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Peker’i muhatap alıp cevap vermesi ve muhalefete yönelik suçlamaları ile AKP’den yapılan üç açıklama dışında yargıda, Meclis’te ve kamuoyunda tek bir yaprak kıpırdadı mı?

Ya Medyanın Halleri?

“Eski Türkiye” ile “Yeni Türkiye”ye ilişkin bir başka karşılaştırma; 90’lı yıllarda olup bitenler gazetelerde çarşaf çarşaf yayımlandı… Bakanlarla mafya liderlerinin telefon konuşmaları, fotoğrafları ortaya çıkarıldı… Meclis’teki komisyonlarda konuşulanlar dakika dakika aktarıldı… Yazı dizileri yapıldı, kitaplar yazıldı…

Ya bugün? TBMM 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünü Araştırma Komisyonu Raporu’nun bile yayımlanmadığı bir “Yeni Türkiye” var!..

Sedat Peker olayına dönelim.

İddialarının tek cümlesi bile iktidar medyasınca yansıtılmadı…

Attığı adım “flaş” diye duyurulan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun günler sonra yaptığı açıklamayı, muhalif olarak nitelendirilen medya dışında gören, duyan çıkmadı…

Soylu’yu ve Peker’i geçtik; Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in ve Sanayi Bakanı Mustafa Varank’ın tweetlerine dahi, birkaç gazete ve televizyon kanalı dışında, ilgi gösteren olmadı…

İlgi gösterenler de -nedenine, nasılına hiç değinmeden- sadece bu isimlerin paylaşımlarını aktardı.

Demek ki; en azından sistemin işlemesi, iddiaların üzerine gidilmesi ve de medyanın hal-i pür melali açısından o beğenilmeyen, yerden yere vurulan “Eski Türkiye”den beter durumdayız!..

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

36 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi