Anasayfa

ABD'DEKİ TÜRK PAPAZ, İSTANBUL'UN FETHİ'NİN YILDÖNÜMÜNDE ÖYLE BİR MESAJ VERDİ Kİ!..

Müyesser YILDIZ

Geçen yılki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yaşanan tartışmaları bir kez daha hatırlayalım.

Ekrem İmamoğlu'nun “Pontuslu”olduğu öne sürüldü. Erdoğan, “Burası İstanbul, bir diğer adıyla İslambol. Burası Konstantinopol değil, ama burayı böyle görmek isteyenler var. Böyle görmek isteyenlere karşı 22 günümüz var”açıklamasını yaptı.

Koronavirüsle mücadele günlerine gelelim. Yine Erdoğan, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere CHP'li belediyelerin yardım toplama faaliyetlerine, “Devlet içinde devlet olmanın anlamı yok”sözleriyle karşı çıktı.

Bunları hatırlatmamızın sebebi mi?

Bilindiği gibi, Cuma günü İstanbul'un fethinin 567’nci yıldönümüydü. Bu münasebetle o gece Ayasofya'da Fetih Suresi okundu. Yunanistan her zamanki gibi tepki gösterirken, İstanbul için “Konstantinopolis”ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanlığı gerekli cevabı verdi vs.

Bugün de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

“İnanamıyorum. Bu kadar yüzsüzlük nasıl yapılabilir!.. Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde ezanın nerede, ne zaman okunacağına veya Kuran-ıKerim'in nerede, ne zaman okunacağına Yunanistan karar veremez. Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti'nin mülküdür ve fethedilmiştir. Bize akıl verebilecek en son ülke Yunanistan'dır. Avrupa'da camisi olmayan tek başkent Atina'dır. Sesini çıkarmaları saçmalık ve haddini aşmaktır.”

-Erdoğan'ın Tepkisi-

Erdoğan da tepki göstermişti; ancak Yunanistan'dan önce, bir başka isme.

O isim gazeteci-yazar Merdan Yanardağ'dı. Yanardağ, 29 Mayıs'ta Tele-1'de yayınlanan programında özetle, “Fetih”ifadesinin Ortaçağ dönemine ait olduğunu, bunun yeniden yorumlanması gerektiğini belirtti. Osmanlı döneminde 1910 hariç İstanbul'un fethinin hiç kutlanmadığını, fethi savunmanın, fetih edilmeyi de kabul anlamına geleceğini kaydeden Yanardağ, “İstanbul'un işgâlden kurtuluşu 9 Ekim'dir. İstanbul artık bir Türk kentidir”dedi.

Ancak iktidar medyası, Yanardağ'ın bu sözlerini, “Şanlı fethe 'işgâl' dedi”şeklinde aktarınca, Erdoğan iki gün sonra İstanbul'daki hastane açılış töreninde, şunları söyledi:

“Son günlerde bazı kendini bilmezler çıkıp, fethi işgâl olarak tanımlamaya çalışıyorlar. Bunlar, inanın dört dörtlük cahili cühela. Sorun bunlara fethin manası nedir diye, bilmezler. Fetih, açmaktır. Fetih, gönülleri özellikle kazanmaktır. Ama bunlar bunu bilmezler. Ecdadımız bir yıl öncesinden başlayarak, asırlar boyunca Anadolu'nun, Trakya'nın, Balkanların dört bir yanını alperenler, dervişler, gaziler vasıtasıyla önce ilmik ilmik işlemiştir. Kimlerle? Akıncılarla. Örnek ahlâkları, üretkenlikleri, bilgileri, birikimleri ve çalışkanlıklarıyla ecdadın bu öncüleri tarafından hazır hâle getirilen yerlerin fethi, sadece bir formaliteden ibaret kalmıştır. İşte Fatih'in surlardan içeri girerken Rum bayanlarının 'Başımızda kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz' deyişi bu hazırlığın bir ifadesidir.”

Erdoğan, Yunanistan ve Ayasofya'yla ilgili olarak da şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bakın şu anda Atina'da bizim bir tane camimiz yoktur. Hepsi yerle yeksan edilmiştir. Ama biz topraklarımızda böyle bir şey yapmadık. Türkiye'nin son 18 yılında her alanda olduğu gibi ecdadın mirasına sahip çıkma hususunda da devrim yaptık. Sadece ecdadımızın değil, coğrafyamızın tüm mirasını korumaya aldık. Ayasofya dini bir husumetle yerle yeksan edilmek yerine, daha da güzelleştirilerek fetih hakkı olarak Müslümanların hizmetine sunulmuştur.”

-Bu Papaza Kim “Dur” Diyecek?-

Şuraya geleceğiz.

Amerika Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Elpidophoros Lambriniadis'i çok yazdık, biliyorsunuz.

Neden yazdık?

Çünkü İstanbul doğumlu ve Türk vatandaşı.

Geçen yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri sırasında Lozan'a göre bir Türk kurumu olan ve Fatih Kaymakamlığı'na bağlı bulunan Fener Rum Patrikhanesi tarafından bu göreve atandı.

ABD'deki yaklaşık1 yıllık görev süresi içinde neler olduğunu aktardık.

Başpiskoposluk internet sitesinde Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yıldönümünde, “Kıbrıs işgâlinin 45'inci yıldönümü”başlıklı bir açıklama yapılırken, Lambriniadis de Kıbrıs Amerikan Örgütleri Federasyonu'nun düzenlediği, “Kıbrıs'ın işgâli yıldönümü törenine”katıldı.

Daha geçenlerde kutladığımız, Milli Mücadele'nin başlangıcı olan 19 Mayıs'ın yıldönümünde aynen Yunanistan gibi, “Pontus soykırım”iftirasını andı.

Ve maalesef İstanbul'un fethinin yıldönümünde de yapacağını yaptı.

Şöyle ki;

Bir gün önce Başpiskoposluğun internet sitesinden, “Aziz Photios Tapınağı Konstantinopol'ün düşüşünü anıyor”başlıklı bir duyuru yayınlandı.

Duyuruda, anma etkinliklerinin koronavirüs salgını nedeniyle iptal edildiği, bunun yerine çevrimiçi bir sunum gerçekleştirileceği belirtilirken, Ayasofya için “Bizans'ın mücevheri”denildi.

Fener Rum Patrikhanesi kast edilerek, sunumun “Emperyal başkentin yüzyıllar boyu katedrali olan tarihi Kutsal Bilgelik Kilisesi'ne odaklanacağı”vurgulandı.

İstanbul'un fethi konusu da şöyle anlatıldı:

“Konstantinopol'ün düşüşünün yıllık anma töreni, Roma İmparatorluğu'nun başkentinin 29 Mayıs 1453'te -Aziz Büyük Konstantin tarafından 11 yüzyıl önce kurulmuş olan 'Şehirlerin Kraliçesi'ni sonunda ele geçiren- Osmanlıların eline düşüşünü hatırlamaktan ibaret değil. Bu ayrıca, dünya tarihindeki bu önemli olaydan ortaya çıkan Bizans kültürünün ve Helenik kültürünün de bir kutlanışıdır.”

Peki Lambriniadis, 29 Mayıs'ta ne yaptı?

Twitter hesabından, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un bir fotoğrafıyla birlikte şu mesajı paylaştı:

“En önemli olan şey, Hıristiyan Roma İmparatorluğu'nun mirasının, Ekümenik Patrik'in kutsal şahsında ve bugüne dek varlığını sürdüren Büyük Kilise'nin süregelen yardımcılarında vücut bulmuş olmasıdır.”

Fener Rum Patriği Bartholomeos'un, AKP iktidarı döneminde tüm dünyadaki Ortodoksların liderliği anlamına gelen “Ekümenik”unvanını kullandığını, ayrıca kendisine, “Konstantinopolis-Yeni Roma Başpiskoposu”dediğini hatırlatıp, soralım:

Lambriniadis'in bu mesajı, Lozan'a göre bir Türk kurumu olan Patrikhane'nin “Hıristiyan Roma İmparatorluğu'nun temsilcisi”, yani “Devlet içinde devlet”sayıldığının ilânı değil midir?

Silivri'deki Barış'lara, Hülya Kılınç'a ve Murat Ağırel'e kucak dolusu sevgiler.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

56 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi