Anasayfa

 

 

Bu kadar gündem yoğunluğu arasında geçtiğimiz günlerde bir de sigara haram mı, değil mi tartışmamız oldu.

Konuyu gündeme getiren Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'tı.

Başkan Erbaş, önce Ocak ayı ortalarında tüm birimlere gönderdiği bir resmi yazıyla, bu yıl hac ve umre organizasyonlarında sigara kullanmayan din görevlilerinin tercih edileceğini, sonraki aşamalarda ise sigara kullananların din görevliliği sınavlarına dahi alınmayacağını duyurdu.

Alınan kararla ilgili olarak, “Bu, Başkanlık tarafından bugüne kadar alınan en hayırlı kararlardan birisidir. Bunu çok önemsiyorum. Sigaranın pek çok ilim adamı ve alim tarafından haram olduğu söyleniyor. Şahsen benim de kanaatim bu yöndedir. Bizim bu noktada çok dikkatli olmamız, hassas davranmamız gerekiyor” diyen Erbaş, şöyle devam etti:

“Sigaranın nasıl bir tehlike olduğunu millete vaaz ve hutbelerde anlatmaya devam edeceğiz. Diyanet’e verilen en önemli vazife, toplumu din konusunda aydınlatmaktır. Milletimizi beş konuda korumamız gerekiyor. İnsanların aklını, nesli, canı, malı ve dini korumak. Şöyle bakıyorum, sigaranın cana, mala, nesle, akla ve dine zararı var, çünkü bir bağımlılık meydana getiriyor. Zararlı olan bağımlılıklardan insanların uzak olması gerekiyor, din bunu emrediyor. Dolayısıyla bizim en önemli vazifelerimizden birisi de insana zarar veren şeylerden insanı korumak. Bu açıdan sigarayla mücadele konusunu bir vazife addediyoruz.”

Erbaş, bu açıklamalardan yaklaşık 1 ay sonra da Erzincan'da din görevlileriyle yaptığı toplantıda, şunları söyledi:

“Dünyada ve ülkemizde yıllarca ‘haram’ denilmediği için dikkate alınmayan sigara bağımlılığından insanlığı kurtarmamız lazım. Sigara haramdır ve her birimiz sigaranın haram olduğunu milletimize anlatmalıyız.”

İşte bu sözlerden sonra Erbaş'ın bir konuda “haram” deme yetkisinin bulunup, bulunmadığı tartışıldı. Kimi alimler, İslâm'da nelerin haram sayıldığının belli olduğunu, dolayısıyla böyle karar veremeyeceğini savunurken, Hayrettin Kahraman gibi iktidara yakın isimler, Erbaş'a destek verdi. Hatta Karaman'ın 3 Ağustos 2007 tarihli şu yazısı hatırlatıldı:

“Sigaranın mekruh veya mübah olduğuna dair verilen fetvalar, bilgi eksikliğine dayanıyor. Sigaranın zararını bilen bir alimin ona mübah (serbest) veya mekruh demesi mümkün değildir... İslâm beş değeri korumayı hedeflemiştir: Akıl, din, mal, hayat ve nesil. Sigara sağlığa kesin olarak zarar verdiği için 'hayatı koruma' ilkesine aykırıdır. Sigaraya verilen para boşa değil, zarara verildiği için malı koruma ilkesine ters düşmektedir. Hem malı hem de hayatı korumayı beceremeyen bir akıl, vazifesini yapmamış sayılır. Sigara içenler, başkalarına ve çevreye ciddi zararlar vermektedirler. Bütün bunlar bilinirken, sigaraya haram demeyenin bilgisi eksiktir. Eksik bilgi ile fetva vermek ise sorumluluk getirir...”

-Eyvah Yan Yana Geldiler!..-

Gerek Karaman'ın bu satırları, gerekse de Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın son açıklamaları, bize birisini hatırlattı.

Kimi mi? Tabii ki, “FETÖ” lideri Fetullah Gülen'i.

Yıllar önce henüz “Terör örgütü lideri” değil, “Din alimi” sayıldığı dönemdeki bir sohbetinde Gülen, “Sineye saplanmış hançer” olarak nitelendirdiği sigara konusunda “Selef ulemasının” neden haram fetvası vermediğini açıklayıp, 4. Murad döneminde alınan tedbirleri övdükten sonra şunları anlattı:

“Kanaatimce, sigaranın mübah olduğuna dair fikir ortaya koyan alimler, o günkü şartlar altında onun değişik pek çok zararı hakkında malumat sahibi değillerdi. İhtimal onu çay ya da kahve gibi mahzuru olmayan meşru bir şey zannediyorlardı. Kur'an ve Sünnet'te konuyla alakalı sarih bir şekilde yasaklayıcı bir ayet ya da hadis olmadığını da ifade ederek, neticede kendi dönemleri itibarıyla sigaranın ne kadar zararlı bir alışkanlık olduğunu bilmedikleri/ bilemedikleri için bu istikamette bir kanaat izhar etmişlerdir. Halbuki bugün sigaranın binlerce zehir ihtiva ettiği, insan sağlığı üzerinde çok büyük tahribatlara sebebiyet verdiği bütün açıklığıyla anlaşılmıştır. Bundan dolayı çok rahatlıkla diyebiliriz ki, şayet geçmişte sigara mübah diyen o alimler, sigaranın bugün bilinen o dehşet verici zararlarına muttali olsalardı aynı hükmü vermezlerdi.”

Sigara kullanımını “Tedrici intihar”a benzeten Gülen'in devamındaki sözleri ise şöyle:

“İnsanın kendi canına kıyması kat'iyen haram olduğu gibi, sağlığına şöyle ya da böyle zarar vermesi de haramdır. Çünkü bedeni ona temlik edilmemiş bir emanet olarak korunması şartıyla verilmiştir. Aksi emanete hıyanettir. Canı korumak, dini, nesli, aklı ve malı korumak gibi, olmazsa olmaz bir yükümlülüktür. Bu açıdan sigara insan sağlığına zarar vermesi yönüyle haramdır. Sigaranın haram olması noktasında ayrıca zikredilebilecek önemli bir husus da onun büyük bir israf sebebi olmasıdır. Özetle ifade edecek olursak, sigara hem kullananın hem de aynı ortamı paylaşanların hem akıl hem de beden sağlığında geriye dönüşü imkansız büyük tahribatlar yapmakta, çirkin kokusuyla hem insanlara hem de ruhanilere eziyet vermekte, insanların hukukunun ihlal edilmesine yol açmakta ve büyük ölçüde çevre kirliliğine sebebiyet vermektedir. Evet bunların her biri tek başına sigara kullanmanın haram oluşuna ayrı bir menat teşkil ederler.”

Gülen ile Hayrettin Kahraman ve Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın görüşleri neredeyse kelimesi kelimesine aynı, değil mi?

Olabilir.

Sadece şuna dikkat çekmek istedik:

En ufak eleştiri veya farklı görüş, “FETÖ ile aynı cephede duruyorlar... FETÖ'ye hizmet ediyorlar” suçlamasına maruz bırakılırken, ya şimdi birileri de çıkıp, “Diyanet İşleri Başkanı, FETÖ'nün fetvasını dillendiriyor” derse?!.

Bir de; Keşke “Haram”a dair tek sıkıntımız sigara olsa!..

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

98 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi