ABD’DEN AFGAN EMRİVAKİSİ… Müyesser YILDIZ yazdı

ABD’den Afgan Emrivakisi… Türkiye’ye “Danışılmamış”… Ya Erdoğan’la Konuştularsa?!.

Tam 37 gün önce, 29 Haziran’da daha Afganlıların Türkiye’ye gelmesinin “A”sı akıllarda yokken, ABD cenahındaki bazı gelişmelerden hareketle, şuna dikkat çektim:

“Gerek Pentagon Sözcüsü Kirby gerekse Beyaz Saray Sözcüsü Psaki’nin konuyla ilgili açıklamaları, Irak’ın kuzeyinin uçuşa yasak bölge ilân edilmesinden sonra ABD’nin Saddam Hüseyin’e karşı eğittiği muhalifleri, aileleriyle birlikte Türkiye üzerinden önce Hint Okyanusu’ndaki Guam Adası’na, ardından ABD’ye götürmesi sürecini hatırlatmıyor mu?”

Ardından şunu sordum:

“İki ülke arasında yapılan görüşmelerde; ABD’nin, Afganistan’dan tahliye etmeyi planladığı ‘adamlarının’ durumu da gündeme geldi mi ve bunların ülkemize gelmesi gibi bir talepte bulunuldu mu?!.”

Bu satırların sebebi elbette ki, bir paranoya veya kehanet değildi!..

Sözde “dost”, özde “düşmanınızı” bilip, Türkiye’nin kendi yöneticileri eliyle düşürüldüğü büyük kapanın farkında olan herkesin kolaylıkla tahmin edeceği bir sonuçtu.

Yanılmış olmayı dilerdim. Maalesef öyle olmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkelerini terk edecek Afganların Türkiye dahil üçüncü ülkeler üzerinden ABD’ye göç başvurusunda bulunabileceğini duyurdu.

Ankara çok şaşırdı!..

Ankara’dan kastım; birincisi Dışişleri Bakanlığı. Bakanlık, “ABD'nin sorumsuz bir şekilde ve Türkiye'ye danışmadan aldığı bu kararı kabul etmediklerini” bildirip, “Ülkemizin yeni bir göç krizini üçüncü bir ülke adına üstlenecek kapasitesi bulunmamaktadır." dedi.

İkincisi; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun. O da ABD’nin bu kararına, “Türkiye kimsenin bekleme odası değildir, olmayacaktır." sözleriyle tepki gösterdi.

Tepkiler doğru ve haklı, ama yeni sorularım var:

- Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’ye danışmadan” diyor. Türkiye’ye danışılmamış olabilir, ama biliyoruz ki, 14 Haziran’daki Erdoğan-Biden görüşmesi baş başaydı. Yani tutanak tutulmadı. Ya Erdoğan’a danışıldı ve o kabul ettiyse?!.

-Gerçekten de ne Türkiye ne Erdoğan’a danışılmadı ise ABD, “Türkiye ne istesek yapmak zorunda” diye düşünmüş olabilir mi? Öyleyse, bu cüretin sebepleri ne, müsebbipleri kimdir?!.

-Suriyelilerle Avrupa’nın “bekleme odası” haline getirildikten sonra Afganlarla da ABD’nin “bekleme odası” olmayacağımızın garantisi nedir?!.

***

Müyesser Yıldız 37 gün önce aşağıda ki yazıyı kaleme almıştı..

 

ABD Afganistan’daki “Adamlarını” Nereye Taşıyacak?!

Tarih: 29/06/2021 | Yazar: Müyesser Yıldız

Konumuz, NATO ve ABD Afganistan’dan çekilirken Türkiye’nin burada kalmaya talip olması.

ABD istihbarat birimleri, “Askerlerinin Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte Afgan hükümetinin 6 ay sonra çökebileceği” uyarısında bulunuyor… ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley, 81 ilçe merkezinin Taliban’ın eline geçtiğini hatırlatıp, “iç savaş” senaryosundan söz ediyor…

Ancak Türkiye ABD ile Afganistan pazarlığını sürdürüyor.

“Pazarlık” dediğimize bakmayın; zaten Erdoğan-Biden 14 Haziran’da Brüksel’de anlaşmış, üç gün sonra da Beyaz Saray, Kabil Havalimanı konusunda “Mutabakata varıldı.” açıklamasını yapmıştı.

ABD’den gelen heyetle, “mali, lojistik, teknik ve güvenlik konularında verilecek desteğin” görüşüldüğü bildiriliyor. Başka bir konu veya ABD’nin herhangi bir talebi olup olmadığını ise bilmiyoruz.

Ne mi söylemek istiyoruz? ABD’nin gündeminde Afganistan’la ilgili bambaşka bir konunun olduğunu.

Anlatalım.

Geçen hafta AKP’li Akif Çağatay Kılıç başkanlığındaki TBMM Dışişleri Komisyonu Washington’da Senato, Yahudi Toplumu Başkanlar Konseyi ve Ticaret Odası nezdinde görüşmeler yaptı. Görüşmelerde sıklıkla kendilerine Türkiye’nin Afganistan’da kalıp kalmayacağına ilişkin sorular sorulduğunu belirten Kılıç, Kabil Hamid Karzai Havalimanı’nın güvenliği konusunda Türkiye ile ABD arasında teknik görüşmelerin devam ettiğini, bu konunun detayları hakkında bilgi sahibi olmadığını, ancak prensipte Türkiye’nin Afganistan’ın yanında olduğunu dile getirdiğini aktardı.

Heyetimiz oradayken ve Kılıç bunları söylerken, Beyaz Saray ile Pentagon’un Afgan konukları vardı. Bu konuklar, Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile Washington’a gitmeden önce Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış olan, Taliban ile müzakereleri yürüten Afganistan Barış ve Ulusal Uzlaşma Yüksek Kurulu Başkanı Abdullah Abdullah’dı.

İki Afgan liderin Pentagon temaslarıyla başlayalım. Ziyaret öncesinde Pentagon Sözcüsü John Kirby’e en çok Afganistan’daki Amerikan askerleri için tercüman olarak çalışan ve Özel Göçmen Vizesi [SIV] için başvuran, sayılarının 20 bin ila 100 bir arasında olduğu öne sürülen Afganların durumuna ilişkin sorular yöneltildi. Bu konudaki çalışmayı ağırlıklı olarak Dışişleri Bakanlığı’nın yürüttüğünü, ancak tüm kurumların çaba gösterdiğini kaydeden Kirby, sözkonusu kişilerin SIV sürecini tamamlayabilmeleri için başka bir yere gitmelerinin kolaylaştırılmasından söz edip, bunların hepsinin mi yoksa bir kısmının mı ABD’ye gideceğini bilmediklerini anlattı.

ABD askerlerinin çekilmesinden sonra bu tercümanların nasıl tahliye edileceği sorusu üzerine de Kirby, “Ulaşımı kolaylaştırmanın birçok yolu var… Bu, ABD için sıra dışı bir görev değil… Bu erkeklere, kadınlara ve ailelerine karşı bir yükümlülüğümüz olduğunu biliyoruz ve bu yükümlülüğü en iyi şekilde nasıl yerine getireceğimiz konusunda çalışıyoruz. Planlama devam ediyor; hem ulaşım açısından hem de potansiyel konumlar açısından birçok seçenek mevcut.” dedi.

ABD Savunma Bakanı Austin’ın, Cumhurbaşkanı Gani ve Ulusal Uzlaşma Yüksek Kurulu Başkanı Abdullah’la yaptığı görüşmeyi aktaralım. Kamuoyu önünde yapılan açıklamalarda Afganistan’dan tahliyesi planlanan insanların durumu gündeme gelmedi. Austin, Afgan hükümetiyle ortaklıklarının devam edeceğini, Afgan ordusuyla da ortak hedefleri doğrultusunda yeni ve farklı şekillerde çalışmaya devam edeceklerini vurgularken, Eşref Gani, Güvenlik ve özgürlükleri için en büyük fedakârlığı ödeyen 2 bin 448 Amerikalıyı saygıyla anıp, Afganistan’da hizmet veren 1 milyondan fazla üniformalı erkek-kadına teşekkürlerini sundu. Gani, yeni süreçle ilgili olarak ABD’nin sözlerine güvendiğini de ifade etti.

Biden ile iki Afgan Liderin görüşmesine gelince; Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, görüşmede Amerikan askerleri için tercüman olarak çalışan ve Özel Göçmen Vizesi (SIV) için başvuran Afganların durumunun da ele alınacağını belirtirken, söz konusu kişilerin hangi ülkeye ya da ülkelere yerleştirileceği ve süreç hakkında güvenlik endişesi nedeniyle daha fazla bilgi veremeyeceğini söyledi.

Iraklılar ve Suriyelilerden Sonra Onlar Mı?

Öncelikle şuna dikkat çekelim:

Gerek Pentagon Sözcüsü Kirby gerekse Beyaz Saray Sözcüsü Psaki’nin konuyla ilgili açıklamaları, Irak’ın kuzeyinin uçuşa yasak bölge ilân edilmesinden sonra ABD’nin Saddam Hüseyin’e karşı eğittiği muhalifleri, aileleriyle birlikte Türkiye üzerinden önce Hint Okyanusu’ndaki Guam Adası’na, ardından ABD’ye götürmesi sürecini hatırlatmıyor mu?

İkincisi; Suriye’de yaşananlar malûm. 2012’de ülkemize gelen mültecilerin sayısı 70 bine ulaştığında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Türkiye’nin sınırının 100 bin olduğunu” bildirdi, ama sadece iki ay sonra bu kritik eşik geçildi. Artık ülkemizde 4 milyon Suriyeli yaşıyor.

Dün AKP Merkez Yürütme Kurulu Toplantısı vardı. Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Suriyeli göçmenlere yardım konusunda AB Zirvesi’nde alınan kararlara tepki gösterirken, “Türkiye bu yükü çekiyor, ama Türkiye’nin bu yükü çekmesinin de bir sınırı var.” dedi.

Acaba bu yükün sınırı nedir; keşke açıklasalar da öğrensek!..

Şuraya geleceğiz; CIA rakamlarına göre ülkemizde halihazırda 3 milyon 675 bin 485 Suriyeli, 173 bin 250 Iraklı, 27 bin İranlı ve 116 bin 400 Afganlı var.

Geçmişte yaşananan bu tecrübelerden hareketle, ABD’deki gazetecilerin yetkililere sorduğu gibi biz de soralım:

İki ülke arasında yapılan görüşmelerde; ABD’nin, Afganistan’dan tahliye etmeyi planladığı “adamlarının” durumu da gündeme geldi mi ve bunların ülkemize gelmesi gibi bir talepte bulunuldu mu?!

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

79 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi