Anasayfa

BİR TARTIŞMA : “DERGAH DERGİSİ OTUZ YAŞINDA”

AKP Zeytinburnu Belediyesi 2020 kültür sanat yıllığı hazırladı. Burada şair Ali Ayçil, “Dergah Dergisi Otuz Yaşında” başlıklı yazdı.

Aynı çevreden yazar Ercan Yıldırım, bu yazıya sosyal medyadan kinayeli dokundurma yaptı:

-“Ali Ayçil'in Dergah ile ilgili yazısı enteresan… 

Cumhur İttifakı'nın ‘milli-yerli söylemi'nin Dergah'ın temel düşünce yapısı-teklifi olduğunu dile getiriyor. 

İlk sayının önsözündeki vurgu ve (Nurettin) Topçu merhumun hassasiyeti 2015'te hayata geçmiş!”

Yıldırım'ın bu dokundurmasına yanıt yazar Sibel Eraslan'dan geldi:

-“Yazı yanlış ve kolaycı olmuş… Dergah siyasi anlamda Anadolucu çizgisiyle ve Demirel siyasetine verdiği destekle önemli bir kulvar. Cumhur İttifakı'nın liderleri ise Demirel siyasetine ve Demirelci sağcılığa olumlu vurgu yapan liderler değil!”

Olay çıktı…

Dergah Yayınevi'nden Ezel Erverdi, Demirel çizgisinde hiçbir zaman olmadıklarını ifade ederek “kavga” çıkaran şu satırları paylaştı:

–“Sibel Hanım'la uzun yıllar önce tanıştık. Ali Ayçil ile Dergah Yayınları'na gelirdi. Eşimle özel hayatına dair ‘dertleri'ni paylaştı. Hikâyelerini derleyip iki kitap halinde yayımladık…”

Sibel Eraslan'ın yanıtı gecikmedi:

–“Müslüman Müslüman'ın elinden, belinden, dilinden emin olur inancıyla büyüdük. İlk fikir ayrılığında insanları mahremiyetleri üzerinden vurmaya kalkmayı ne ile açıklayacağız…”

Olay büyüdü…

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan da, “Bir Müslüman hanım yazarın izzet-i nefsiyle oynanmaz! Hele de bu şekilde! Edebiyat dünyamız böyle çirkinlik görmedi. Olmaz bu! Dergâh dergisi Sibel Eraslan'dan özür dilemeli” deyince bu konuyu yazmak kaçınılmaz oldu…

İKİ DÜŞÜNCE ADAMI

Dergâh dergisi 1918 yılında kuruldu.

İsim babası şair Yahya Kemal oldu.

Mondros Mütarekesi Osmanlı ruhunu paramparça etmişti: İstanbul işgal altındaydı. Maddi olanaksızlıkların boyutu açlık sınırına dayanmıştı. Vs.

Batı'ya olan sarsılmaz inancı liberalizm, emperyalizm yok etmişti.

Manevi ruha yaslanma ihtiyacı içindeki İstanbul münevverleri iki filozoftan derinden etkiledi:

Emile Durkheim (1858-1917)…

Toplumsal buhranların sebebini, maddiyatta değil, sosyal manevi /ahlak meselesinde aradı. Sorunların kaynağı bireysel değil, toplumsaldı.

Toplumsal bütünlüğü kurmanın yolu dayanışmadan (tesanütçülükten) geçiyordu. (Ki bu,“halkçılık” anlayışıydı.)

Parçalanmanın, kargaşanın temelini ahlâkta arayan, Batı pozitivizmi ile Doğu mistisizmini aynı potada eriterek “birlik-uzlaşma-uyum” hedefleyen İstanbul münevverleri, Durkheim düşüncesine dört elle sarıldı. (Toplumcu-halkçı Atatürk de 1930'lı yıllara kadar bunlardan biriydi.)

Henri Bergson (1859 – 1941)…

Durkheim “mektebinden” çıkma Bergson “hocasının” kuramına psikolojiyi/mistisizmi kattı.

-Sürekli oluş halindeki gerçeklik, akılcılıktan/maddecilikten çok sezgiyle/metafizikle anlaşılabilir…

Pek bilinen “Gülme” kitabından özetleyeyim görüşünü: “Gülme, maddenin yol açtığı katılıkların ruh tarafından giderilmesidir.”

Manevi ruh arayan Türk muhafazakârlarına Bergson “ilaç” gibi geldi. Bu teorinin “Türkiye temsilcisi” Cenevre'de psikoloji okumuş Mustafa Şekip (Tunç) oldu! Ismayıl Hakkı (Baltacıoğlu) ve daha sonra yolunu ayıracak Mehmet Emin (Erişirgil) gibi isimler “harekete” katıldı…

BİRİKİME YAZIK

Bugün zıt gibi gösterilen; Ahmet Hamdi (Tanpınar), Halide Edip (Adıvar), Ahmet Haşim, Nurullah Ata (Ataç), Köprülüzade Fuat, Falih Rıfkı (Atay), Hasan Ali (Yücel), Mustafa Nihat (Özen), Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Hilmi Ziya (Ülken) gibi yazarlar Dergâh'ta yazdı…

Dergâh, milli mücadeleyi destekledi. Bergson felsefesi emperyalizme karşı mücadele veren milli ruh iradesine uygundu.

O dönem… Bergson takipçisi Mustafa Şekip (Tunç) ve Mehmet Emin (Erişirgil) ile Durkheim yanlısı Ziya Gökalp arasında (bilim-bilimcilik veya milliyetçilik-Batılılaşma gibi) nitelikli tartışmalar yaşandı. Ki, Tunç ve Erişirgil eleştirilerini yazmak için Ziya Gökalp'in Malta hapsinden çıkıp ‘Küçük Mecmua'yı çıkarmasını yani, özgür olmasını ve yanıt verecek yayın organına sahip olmasını beklediler. Dünün kalem ahlâkı buydu!

Keza: pozitivist Suphi Ethem ile muhafazakâr Mehmet Ali Ayni arasında Bergson felsefesi üzerine kaliteli tartışma yapıldı; taraflar görüşlerini kitap yazarak sürdürdü…

Toparlarsam:

Hürriyet gazetesinde, “Baş davası ahlâk olan bir Müslüman sosyalist: Nurettin Topçu” makalesi yazdım. (11.5.2008)

Topçu'nun doçentlik tezi Bergson felsefesi idi.

Dergâh çizgisinin fikri mimarlarından biriydi. Bugün derginin başındaki öğrencisi Ezel Erverdi ne zaman Demirelci oldu, hiç anlamadım!

Hele… Mahremiyet üzerinden yapılan polemikleri üzüntüyle takip ettim. Nereden nereye savruldu ülke; düşünsel birikime yazık!

 

Soner YALÇIN

 

 

 
 
 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
ZAFER SARAÇ YAZDI
Her romanın mekânını ve karakterlerini sarmalayan bir arka planı olduğu düşünülürse hiç şüphesiz ki,
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

DUVARLAR EZDİ BENİ

Zaman, akan bir dere,

Damlalar süzdü beni.

Hüzün buladım yere,

Düğümler çözdü beni.

Devamını oku...

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


SEN DÖNÜNCEYE KADAR!
Çarşamba, 12 Mayıs 2021
...
DUVARLAR EZDİ BENİ
Cumartesi, 15 Mayıs 2021
...
EKONOMİ VE ANAYASA
Pazartesi, 10 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

48 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi