SÖYLEŞİ Aslı Zeynep Aydın sordu Mehmet Hayati Özkaya yanıtladı

“Yazarlarımızı ve şairlerimizi çok iyi tanımak ve anlamak, başımıza gelebilecek bir takım felâketlere karşı sağlam tedbirler almaktır”

- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?  M.Hayati Özkaya kimdir?

- Mehmet Hayati ÖZKAYA, 1959'da Van'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Adana'da, yükseköğrenimini Eskişehir'de tamamladı.1982 yılından itibaren çeşitli liselerde  edebiyat öğretmeni ve idareci olarak çalıştı. 1993-1995 yıllarında İtalya'nın Trieste  şehrinde Yabancı Diller Enstitüsü'nde Türkçe okutmanlığı yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Özkaya'nın Kıssa-i Aşk ve P.K. 546 İdealist Bir Neslin Hikâyesi adlı kitapları vardır.

- En sevdiğiniz Türk ve yabancı roman yazarları kimdir?

- “Kimdir?” yerine “kimler?” desek daha iyi olur ama bu sorunun cevabı öyle tahmin ediyorum ki her zaman eksik kalır. Neyse...  Aklıma ilk gelenlerden birkaçını söyleyeyim: Bizden; Peyami Safa, A. Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra... Onlardan yani yabancılardan; Dostoyevski, Panait Istrati, George Orwell

- Sizi en çok etkileyen roman hangisidir?

- İşte zor bir soru daha ama vakit kaybetmeden söyleyeyim; Tarık Buğra'nın Gençliğim Eyvah'ı

- Şu anda hangi kitabı okuyorsunuz?

- Kitapları desem ve çalışma masamın üzerindeki kitaplardan birkaçını sıralasam; Ümit Meriç'in Babam Cemil Meriç, Sevenlerinin Kalemiyle Peyami Safa, Beşir Ayvazoğlu'nun Saatler, Ruhlar ve Kediler…

- Okuduğunuz kitaplar genellikle hangi tür olur ve neden bu türü tercih edersiniz?

- Bu sıralar daha çok Türk ve dünya edebiyatındaki şairlerin ve yazarların hayat hikâyeleri, anıları, mektupları üzerinde bir çalışma yapıyorum. Bu çalışmalar Ayarsız  dergisinde “Bak Postacı Geliyor” başlığı altında bir yazı dizisi gibi yayınlanmakta

- M. Hayati Özkaya'ya en sevdiği Ömer Seyfettin öyküsünü sorsak?

- Pembe İncili Kaftan diyebilirim. Hikâye kahramanı Muhsin Çelebi'yi  tanırsanız siz de çok seversiniz zannediyorum.

- Türk genci, Ömer Seyfettin'le –kendisi  genelde öyküleriyle tanındığı için- çok erken yaşta tanışır. Sizce bu durum Ömer Seyfettin'in düşüncelerinin anlaşılmasını engelliyor mu?

- Türk çocuklarının ve gençlerinin Ömer Seyfettin'in hikâyeleriyle erken yaşlarda tanışması elbette sevindirici bir durumdur. Ancak “tanışmak” filli tek başına, bir kimseyi tanımak ve tanıtmak konusunda yeterli olmamaktadır. Olmadığını da zaten siz sorunuzla belirtiyorsunuz. “Ateşi Yeniden Yakmak” romanında da özelde Ömer Seyfettin ele alınarak aslında bu durumun üzerinde durulmaktadır. Çünkü “fikir ve kültür dünyamızın kutup yıldızları” diye adlandıracağımız yazarlarımızı ve şairlerimizi çok iyi tanımak ve anlamak bir çeşit başımıza gelebilecek bir takım felaketlere karşı sağlam tedbirler almaktır. Çünkü onlar müthiş öngörüleriyle toplumun birkaç adım önünde yürürler ve karşımıza çıkabilecek olan birtakım sosyal, siyasal, ekonomik problemleri bazen bir hikâyede, bazen bir tiyatro metninde, bir şiirde veya bir romanda çıkış yollarını da anlatarak dile getirirler. Kıssadan hisse çıkarmak bizim elimizde.

- Ateşi Yeniden Yakmak gerçek yaşamdan izler taşıyor mu? Her bir karakterin günlük yaşamımızda tanıdığımız insanlar kadar sıradan ancak karmaşık bir yaşamı var. Özellikle Dr.İlhan, gerçek bir kişiden esinlenilmiş gibi.

- Evet taşıyor. Özellikle Dr. İlhan bir kurgu kahramanı değil, yaşadığımız hayatın insanı. Yaşadığımız hayat bütün zıtlarıyla bizi çepeçevre sarmış, her birimiz bir köşede kendi hayat hikâyemizle nefes alıp vermekteyiz.

- Romanın 1998 yılında geçmesinin bir sebebi var mı? Roman o yılda mı yazılmaya başladı yoksa günümüzden özellikle o tarih mi seçildi?

- Sondan başlayarak cevap vereyim bu sorunuza. Evet, o tarih özellikle seçildi. Roman 1998'in Haziran'ında bitiyor. Aslında bitmiyor, bittiği yerden yeniden başlıyor. Dikkat ederseniz romanda biz, bir zaman çizgisinin üstünde yürürken bir anda dün hatırlıyor, bugünü yaşıyor ve yarını planlamaya çalışıyoruz. Romandaki kahramanların dramatik hikâyelerini onlarla birlikte yaşarken ülkemizin içinde bulunduğu garip sıkıntıların serüvenini de yaşıyorsunuz.

- Kitaplarınızdaki karakterler genelde sizden bir iz taşır mı yoksa kendinizden soyutlanmış karakterler mi yaratırsınız?

- Karakterleri ben ortaya çıkartıyorsam ister istemez benden de birtakım izler karakterlerin ruh ve beden dünyalarında arzı endam eder.

- Ateşi Yeniden Yakmak'ın ikincisi gelir mi? Ya da ufuktabaşka çalışmalar var mı?

- Bu sorunu cevabı yukarıda belirttiğim satır aralarında yer almakta. Ateşi Yeniden Yakmak

birden başlar sonsuza kadar gidebilir. Çünkü hikâye bizim hikâyemiz, Türk milletinin hikâyesi, ezelden ebede bir yolculuk gibi. İşi zamana bırakalım ve “bakalım Mevlam neyler, neylerse güzel eyler”

- Son olarak, Kitap Bozkurtlarına neler söylemek istersiniz?

- Ömer Seyfettin “kurt” sözcüğünün başa geldiği kelimeleri bir bir sıralamış:

“Kurtarmak

Kurtulmak

Kurtuluş

Kurtarıcı

Kelimeleri hep "Kurt" cevherinden çıkmıyor mu?” demişti.

Evet, sizler Kitap Bozkurtları da okuduklarınızla, yazdıklarınızla, yaptığınız araştırmalar ve sorup sorgulamalarınızla karanlıkları bir meşale gibi aydınlatacak; yarın başımıza gelebilecek birtakım felaketlerden bizi kurtaracak, kurtuluşumuzun yegâne kurtarıcıları olarak tarihe geçeceksiniz. Yolunuz ve bahtınız açık olsun! Sevgilerimle…

- Teşekkür ederiz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarın Biyografisi

Mehmet Hayati ÖZKAYA

Mehmet Hayati ÖZKAYA, 1959’da Van’da doğdu.  İlk ve orta öğrenimini Adana’da, yükseköğrenimini Eskişehir’de tamamladı. 1982 yılından itibaren çeşitli liselerde edebiyat öğretmeni ve idareci olarak çalıştı. 1993-1995 yıllarında İtalya’nın Trieste şehrinde Yabancı Diller Enstitüsü’nde Türkçe okutmanlığı yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Özkaya’nın Kıssa-i Aşk, P.K 546- İdealist Bir Neslin Hikâyesi- ve Ateşi Yeniden Yakmak adlı kitapları vardır.

An itibariyle ziyaretci sayısı:

202 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi