ATEŞİ YENİDEN YAKMAK - Sultan Bektaş ÇAKMAK

ATEŞİ YENİDEN YAKMAK

Sultan Bektaş ÇAKMAK

Bu yazı Ihlamur Dergisi 'nin Mayıs 2019 Sayısında yayımlandı.

Roman Münferit Kitapevinde iki eski dostun dertleşmesiyle başlıyor. Kahramanlardan Yusuf kitabın ana karakterlerinin başında geliyor ve olayın esas unsuru Ömer Seyfettin projesinin fikir babası. Yusuf karakteri umut vermesi açısından ve tecrübeli olmasıyla romanın isminin vücut bulmuş halidir. Karşısında ise Dr. İlhan, hemen hemen aynı tecrübelerden geçmesine rağmen romanın ismine muhalefet tarafı yansıtıyor. Dr. İlhan’ın eşi ve çocuğu olması onu Yusuf’a göre daha şanslı kılsa da o Yusuf’a göre daha karamsar. Dr. İlhan’ın eşi Nuray Yusuf’un da arkadaşı ve başarılı, çalışkan bir gazeteci.

Dr. İlhan eşine destek olmak yerine işini ve Ömer Seyfettin projesini kıskanıyor ve bu nedenle eşiyle sürekli sorun yaşıyor. Yusuf ile gece boyunca süren muhabbetlerinde bu durum sezdirilmiş. Nuray ile ilgili olumsuz durum okuyucuyu meraklandırıyor. Nuray ile ilgili beklenti büyük olsa da durumun karı koca geçimsizliği olduğu sonradan anlaşılıyor. Yusuf ise sevdiği Seher ile kavuşamamasına rağmen Ateşi Yeniden Yakmak konusunda Dr. İlhan’a göre daha azimlidir.

Dr. İlhan’ın yaşadıkları 80’li yıllardan kesitler sunmakta. Hapiste yatması, okuldaki maceraları o günlerin panoramasını çiziyor. Yusuf ise Münferit Kitapevinin nasıl hayatına girdiğini aydınlatıyor. Münferit isminin Ömer Seyfettin’den geldiğini belirterek Ömer Seyfettin ile ilgili bir merak oluşturuluyor. Bu iki dostun konuşmaları esnasında yapılan ikramlar, zamanın akışı oldukça doğal ve insanı içine çeken bir yanı var.

Yavaş yavaş romanın diğer kahramanı Ozan yani Ayas’tan bahsediliyor. Ozan’ın kendine Ayas ismini seçmesi de tesadüf değil. Ömer Seyfettin’e bağlanıyor. Böylelikle romanın ana omurgasını Ömer Seyfettin ve hikâyeleri oluşturmaya başlıyor. Romanın içerisinde Ömer Seyfettin ile ilgili bilgiler ve belgeler ustalıkla yerleştirilmiş. Bu kitapta Ömer Seyfettin ile ilgili birçok bilinmeyen yön okuyucuyu sıkmadan anlatılmış. Bu yüzden gençlere ve edebiyatseverlere okuma keyfi veriyor. Hem bilgi hem zevk açısından doyurucu hale geliyor. Romanda yer yer diğer edebi şahsiyetlerden de alıntılar yapılması roman yazarının Türk edebiyatı konusundaki bilgi birikimini yansıtmaktadır.

Romandaki diğer bir karakter ise Deniz, Ayas’ın sevgilisi ve ikisi de bu Ömer Seyfettin’in hikâyelerini oyunlaştırma projesine gönül vermiş kişiler. Birbirini seven iki insanın aynı şey için çalışınca ortaya güzel işler çıkabileceğini ortaya koyan bir örneği görüyoruz. Ara sıra Deniz, Ayas’a sitem etse de ona yardımcı olmaktan geri durmuyor. Deniz ve Ayas birlikte açtıkları Perde Sanat Atölyesi onların ortak sevdasıdır. Tiyatro, yönetmenlik, senaristlik, oyunculuk her birisini severek ve aşkla yapıyorlar.

Ayas, Ömer Seyfettin projesiyle o kadar iç içedir ki Ömer Seyfettin ona eşlik etmektedir. Ömer Seyfettin’in hayali Ayas’a yol gösterir ve destek olur. Bu durum romana ayrı bir soluk getirmiştir. Olağandışı gibi gözüken bu durum aslında bir yönüyle olağandır. İnsanlar bir şeye fazlaca odaklandıklarında bu gibi psikolojik durumlar yaşamaları normaldir. Günümüze ve Ömer Seyfettin yaşadığı zamanlara Ömer Seyfettin’in gözünden bakmamızı sağlamakla birlikte romanın olay örgüsüne güzel bir şekilde yerleştirilmiştir.

Romanda belgesel olarak ele alınan sadece Ömer Seyfettin değildir. 80’li yıllar da belgesel niteliğinde ele alınmıştır. Bu yıllar sadece ülkücüler açısından değil, karşı taraf açısından da gözler önüne getirilmiştir. Devrimci Abla’nın yaşadıkları o zamanın sol örgütlerinin günümüzde terör örgütü haline dönüştüklerini anlatmaktadır. Devrimci Abla ne kadar pişman olsa da olayların içinde yer almak zorunda kalıyor. Devrimci Abla Nuray’ın gazetesinde çalışan olarak romanın içerisine sokulmuş.

Romanda gazetenin patronu, Sabriye Teyze gibi karakterler de projeye destek verir. Aslında Ömer Seyfettin’in her kesim tarafından benimsendiğini buradan da anlayabiliriz.

Romanda dikkat çeken ve hoşa giden bir sahnede Dr. İlhan’ın oğlu için oyuncak almaya gittiği dükkânda bozkurtlu bir oyuncak araması ve bulamamasıydı. Bu sorunu hali hazırda ülkücü anne babalar olarak yaşamaktayız.

Roman hakkında söylenecek daha birçok söz var. Romanın sonunda kafamızda soru işaretleri bırakılmış. Ömer Seyfettin ile biten romanda Deniz- Ayas evlendi mi, Devrimci Abla’ya ne oldu, oyunlaştırılan hikayelere tepkiler nasıl oldu, proje nasıl tamamlandı, Yusuf ile Seher arasındaki ilişki bir yere vardı mı, Nuray- İlhan boşandı mı??? Tabi ki bu soru işaretlerini okuyucu kendi kafasında çözebilir. Yazar okuyucunun yorumuna bırakmış olabilir.

Romanın en önemli tarafı ise Ömer Seyfettin’in okullarda kuru bir bilgi, eser- yazar ezberletmekten öteye gitmediğini vurgulamasıdır. Ömer Seyfettin’i daha iyi anlamak zorunda olduğumuz zamanlarda yaşamaktayız. İçinde bulunduğumuz şartlarda Ömer Seyfettin gibi Ateşi Yeniden Yakmak zorundayız.  Ömer Seyfettin’in romana girip anlattığı esasında budur. Bizler onlar kadar çetin imtihanlardan geçmiyoruz belki ama kurbağa misali yavaş yavaş kaynatılıyoruz. Bunun farkına varıp o kazandan sıçrayarak çıkmamız gerek.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yazarın Biyografisi

Mehmet Hayati ÖZKAYA

Mehmet Hayati ÖZKAYA, 1959’da Van’da doğdu.  İlk ve orta öğrenimini Adana’da, yükseköğrenimini Eskişehir’de tamamladı. 1982 yılından itibaren çeşitli liselerde edebiyat öğretmeni ve idareci olarak çalıştı. 1993-1995 yıllarında İtalya’nın Trieste şehrinde Yabancı Diller Enstitüsü’nde Türkçe okutmanlığı yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Özkaya’nın Kıssa-i Aşk, P.K 546- İdealist Bir Neslin Hikâyesi- ve Ateşi Yeniden Yakmak adlı kitapları vardır.

An itibariyle ziyaretci sayısı:

424 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi