*World Weekly, Irak ve Suriye’de yakın zamanda bir dizi bozguna uğrayan cihat örgütü IŞİD’ in gidişatını inceledi.

Çeviri: Kaan Serhat Özkaya

Son birkaç haftada gelen haberler, Irak ve Suriye’de oldukça geniş bir bölgeyi kontrol eden acımasız bir cihat örgütü olan Irak Şam İslam Devleti(IŞİD)’ nin giderek birçok alanda zayıfladığını gösteriyor. Bu hafta, bir Birleşik Devletler üst düzey yetkilisi, 2014 yılında Obama yönetiminin IŞİD’ i gözetim altında tutmaya başlamasından itibaren örgüt mensubu insanların sayısının en düşük seviyeye indiğini beyan etti.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken, Salı günkü meclisteki konuşmasında, “Daesh’ in bir sene önce Irak ve Suriye’de kontrol ettiği toprakların %40’ ını geri aldık.” derken örgütü aşağılayıcı yaygın Arapça bir terim olan Daesh ‘i kullandı.

Pentagon yetkililerine göre, ABD hava saldırılarında 25 binden fazla IŞİD militanı öldürüldü ve ayrıca örgüt tarafından gasp edilmiş ve çalınmış milyonlarca dolar tahrip edildi. Tablada sandviç satarak geçinen bir Musul sakini Ayham Ali “Bu günlerde durum değişiyor ve Musul’da para sıkıntısı var.” şeklinde New York Times’ a konuştu.

Geçtiğimiz haftalarda öldürüldüğü rapor edilen IŞİD liderleri arasında ‘savaş bakanı’ Omar al-Shishani ve Abd al-Rahman Mustafa al-Qaduli de vardı. İkincisi IŞİD ideolojisinin şekillenmesinde büyük etkiye sahipti,  Suriye araştırmacısı Hassan Hassan, Birleşik Arap Emirlikleri tabanlı bir gazete olan “The National” da, kimyasal silah uzmanı Sleiman Daoud al-Afari’ nin Şubat ayında Amerikan özel kuvvetleri tarafından ele geçirildiğini yazdı.

IŞİD, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya uzanan alanda kendine binlerce asker çekmeye çalışırken, 12 Aralık’ta Arap gençleri üstünde yapılan yeni ankette militan örgütlere verilen desteğin giderek azaldığı gözlemlendi. Ankete katılan 3500 gencin %78’i IŞİD’ in çok fazla şiddete başvurmadığını söyleseler bile ona destek vermeyi reddettiler.

Son haftalarda, IŞİD bölgesel toprak kayıplarıyla karşılaştı. Iraklı güçler tarafından, içinde batı Anbar Vilayetindeki Ramadi ve Baiji ve Şengal’in de bulunduğu iki kuzey şehri yeniden ele geçirildi. Sınır boyunca, Suriye Hükümeti, yabancı askeri güçler ve Rus hava saldırılarının da yardımıyla IŞİD’ i Palmira antik kentinden dışarıya attı. Örgüt aynı zamanda da hasımların aralarında ateşkes imzalamalarına rağmen ağır çarpışmaların yaşandığı Kuzey Suriye’de aldıkları yenilgilerde çok zayiat verdi. Bütün gelişmeler IŞİD’ in aleyhine görünse de, asıl soruyu hatırlamak gerekir: Acaba biz bu cihatçı örgütün sonun başladığına tanıklık mı etmekteyiz yoksa bu bir sonun başlangıcı değilse, Winston Churchill’ in deyişiyle en azından başlangıcın sonu mu?

 

Siyasi Çözüme ‘Muhtaç’ Suriye

Türk sınırına yakın bir kasabayla ilgili durum, bir hak talebinde bulunmanın ne kadar zor olduğunu gösterdi. 7 Nisan’da Özgür Suriye Ordusunun sancağı altında IŞİD’ e büyük darbeler vuran, çeşitli isyanlar düzenlendi ve al-Rai ele geçirildi. Fakat sadece birkaç gün sonra bu kasaba IŞİD tarafından geri alındı ve Özgür Suriye Ordusunun bu başarısı pek de kalıcı olamadı. IHS Ortadoğu ve Kuzey Afrika analisti Columb Strack, The World Weekly’ e Al-Rai’de IŞİD’ in karşı taarruzunun, bölgedeki Türk destekli Sünni grupların haftalar süren zorlu kazanımlarını tersine çevirdiğini beyan etti. Buna ek olarak IŞİD’ in kasabayı başarılı bir şekilde almak için yeterli askeri gücü topladığı gerçeğini söylerken, Suriye ve Irak’taki çatışma bölgeleri son derece gerilmiş ve baskı altında iken Türk sınırlarına erişimin öneminin devam ettiğini belirtti.

Aynı zamanda bu hafta cihat örgütü, Filistin resmi yetkililerinin ve IŞİD yandaşı haber ajanslarının raporlarına göre, al-Kaide üyesi Jabhat al-Nusra ile yaptığı savaştan sonra Şam’ın güneyinde bulunan Yarmouk sığınmacı kampı üzerindeki kontrolünü genişletti. IŞİD’ in elinde tuttuğu kampın bir kısmında gazetecilik yapan Hassan ‘The Syria Direct’ in internet sitesine, en son çıkan çatışmaların fitilini, 15.cadde ve çevresi üzerindeki anlaşmazlıkların ateşlediğini söyledi. Ayrıca geçtiğimiz Salı günü, İngiltere merkezli İnsan Hakları için Suriye Gözlemevi(SOHR), Halep bölgesindeki köylerin çeşitli karşıt gruplar tarafından ele geçirildiğini bildirdi.

 

Beyrut’taki Lübnan Amerikan Üniversitesi siyaset bilimi doçent doktoru Imad Salamey için tüm bu gelişmeler, IŞİD’ e karşı mücadele etmedeki temel zorlukları gösteriyor. The World Weekly’ ye verdiği röportajda şunları söyledi: “IŞİD’ e saldırmak bir şeydir, fakat bölgeyi devralmak ve onu elinde tutmak başka bir şeydir.”

Bu durum, bugünlerde beşinci senesine giren, gidişatı boyunca içinde birçok kasabanın, tepebaşının ve ordunun sayısız defa el değiştirdiği Suriye savaşının asıl sorunudur. Askeri kazanımların sürdürülebilmesi için siyasi çözümlerin ön plana alınması gerektiğini söyleyen Dr. Salamey, Şii ve Sünni toplulukları arasındaki çözümlenmemiş gerilimin hem Suriye’de hem de Irak’ta mevcut olan çıkmazı daha da şiddetlendirdiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler özel delegesi Staffan de Mistura aracılığıyla gerçekleştirilen son barış görüşmeleri, önemli bir gelişme sağlanamadan ve görüşmelerde uzlaşmayı engelleyen çekişmeli konu ‘Başkan Beşşar el-Esad’ın kaderi’ çözüme kavuşturulamadan sonlandı. Bir sonraki görüşme 13 Nisan’da Cenevre’de BM delegesiyle karşıt güçlerin temsilcilerinin bir araya gelmesiyle başladı ve ardından iki gün sonra hükümet temsilcilerinin de katılması beklendi.   

Rejimin milletvekili seçimlerinde bölgeleri kontrolü altında tuttuğu gerçeği, görüşmelerin ilk gününde iki taraf arasındaki güven eksikliğini arttırdı. Ama yine de Suriye’nin ana muhalif grubunun sözcüsü Salim al-Muslat, Salı günü Reuters’ a verdiği açıklamada Başkan Esad’ın onun bir parçası olmadığı sürece BM’nin önderliğinde Suriyeli muhalifler tarafında kurulan Müzakere Yüksek Komitesinin(HNC) üyeliğini paylaşmaya hazır olduklarını belirtti. Şimdiye kadar Şam, başkanın kaderiyle ilgili tartışmaların dışında bırakıldı.  

 

IŞİD’ in Musul’dan Atılması

İlk bakışta Irak’taki durum, komşusu Suriye’deki kadar karışık görünmeyebilir fakat siyasi krizler, düşen petrol fiyatları ve geniş ölçekli yolsuzluklar IŞİD’ e karşı savaşmada ilerleme kaydetmeyi engelliyor.

Çarşamba günü, Başbakan Haider el-Abadi’nin önerdiği kabine listesini protesto etmek için bir geceliğine oturma eylemi düzenlenmesinin ardından Irak parlamentosunda büyük bir kavga patlak verdi. Perşembe günü milletvekilleri, meclis başkanı Salim el-Jubouri ve onun vekillerini görevden almak için oy kullandı ki bu da Bağdat’taki siyasi krizin derinleşmesine sebep oldu. El-Jubouri, yapılan oturumun anayasaya aykırı olduğunu ve yeterli çoğunluğun sağlanamadığını söyledi. Bundan önce Bağdat’ta, güçlü Şii vaiz Moqtada el-Sadr tarafından kışkırtılan geniş çaplı yolsuzluk karşıtı eylemler hükümetin IŞİD’ e karşı güvenliği sağlamak için sınırlara yerleştirdiği askeri birlikleri geri çekmesine yol açtı. Bununla birlikte geçtiğimiz hafta Irak güvenlik güçleri stratejik açıdan önem arz eden Anbar bölgesinde bulunan Hit’ in batı yakasının büyük çoğunluğunu geri aldı. Bu yılın başlarında, hükümet IŞİD’ e karşı savaşta en önemli yer olan Musul’un kalesini geri almayı hedefledikleri Fetih Operasyonlarının başlatıldığını duyurmuştu.

Bölgede IŞİD’ e karşı ABD tarafından kurulmuş ortakyönetimin resmi temsilci üyeleri iki şehrin tekrar ele geçirilmesi için bir zaman dilimi belirlerken, buna paralel olarak Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves Le Drian bu haftaki Irak ziyaretinde, Rakka ve Musul’ un 2016 yılı içinde düşürülmesi gerektiğini söyledi.

Fakat Irak’ın içinde ve dışında bulunan uzmanlar, Irak askeri güçlerinin büyük çıkarma için nasıl hazır hale gelecekleri hususundaki şüpheleri devam ediyor.

Irak meseleleriyle ilgili üç dilde haber yapan internet sitesi Niqash yazarı Iraklı Mustafa Habib  “En güçlü Irak askeri tugayı şuanda savaşmakla uğraştıkları Anbar’ da konuşlandırılmış, özellikle anti-terör güçlerinin bölgeye katılımı olmazsa oradaki hiçbir kasaba özgürlüğüne kavuşamayabilir.” dedi. The World Weekly’ e konuşan Habib, şimdiye kadar kuzeyde yapılan askeri operasyonlar, Irak hükümetinin IŞİD’ in en iyi korunan yerini kurtarmak için gerekli hazırlıkları yapmadığını ortaya çıkarttığını ifade etti.

Mustafa Habib ile aynı fikirde olan IHS analisti Columb Strack, hükümetin mevcut durum itibariyle Kuzey Irak’ta ileri üs ve ikmal noktası için yeterli alt yapıya sahip olmadığını söyledi. Strack’ ın The World Weekly’ ye verdiği demeçte güvenlik güçlerinin konumlarını korumak için Musul’un kenar mahallelerine kadar ilerlemeleri gerektiğini ve bunun da en azından altı ay sürebileceğini beyan etti.

Görünüşe göre, Strack; Musul’u özgür kılmak için gereken öncü adımının Al Qayyarah havaalanın ve Bağdat ile Musul’u birbirine bağlayan 1. Otoyolun korunması olduğunu ifade etti.

Habib, aynı zamanda Başbakan al-Abadi ile Ninova bölgesinin eski yöneticisi Atheel al-Nujaifi arasındaki görüş ayrılıklarının siyasi sorunlara delalet ettiğini söyledi. Ve ayrıca, Nujaifi’ nin Türkiye’de eğitilmiş Hashd Watan adlı askeri birliğe sahip olduğunu fakat Irak hükümeti şimdiye kadar bu birliğin askeri operasyonlara katılmasına izin vermediğini sözlerine ekledi.

Bölgeden IŞİD’ in tam manasıyla temizlenmesinin ardından büyük çoğunluğu Sünni Arap olan Musul’un özgürleştirilmesinde kimin görev alacağı sorusu büyük bir sorun teşkil ediyor. Şöyle ki planlanan özgürleştirmenin ardından Şii Halk Seferberlik Güçlerinin veya Kürt Peşmergesinin geniş çaplı katılımı bölgedeki mezhep çatışmasını ve gerilimi arttırabilecektir.       

Hilafetin Kaderi

Özellikle bu yıl büyük kayıplar veren, hâlâ da kayıpları artarak devam eden ve bölgeden aldığı destekleri giderek azalan IŞİD’ e karşı birçok cephede yapılan saldırılar onun zayıflamasına yol açıyor. Bunun da ötesinde, Musul’u yeniden ele geçirmek için önceden beyan edilmiş zaman aralığının hatalı olduğu kanıtlandığı şu sıralarda, bütün imkânlar daha önce görülmemiş boyutta seferber ediliyor. Ortadoğu analisti Strack: “ Biz Rakka, Musul ve Deir al-Zour gibi büyük şehir merkezlerinde halifeliğin tecrit altına aldığı değişime direnen küçük grupların önümüzdeki iki yıl içinde parçalandığını görmeyi umuyoruz. Onun bakış açısında, cihat örgütü muhtemelen alanı elinde tutma ve yönetme stratejisinden uzaklaşıp “temel altyapıyı ve ekonomik varlıkları hedef alan kırsal kökenli ayaklanmalar düzenlemeye” yönelecek. IŞİD’ in potansiyel hayatta kalma stratejilerini incelerken, Levant’ın sağladığı öngörülerden öteye bakmalıyız örneğin Libya meselesine. 2011 yılında Albay Muammer Kaddafi’nin ölümünün ardından istikrarsızlık içinde kalan Libya’ da, IŞİD 2015 yılı itibariyle içinde Kaddafi’nin eski memleketi olan Sirte’ i de alarak kendi konumunu sağlamlaştırdı. Şu an Libya’nın merkez kıyı şeridinin kabaca 250 kilometresini kontrol eden IŞİD, Libya’yı Irak ve Suriye’den sonra kendilerine en önemli merkez olarak görüyor. Şubat ayında BBC’ ye konuşan Misrata istihbarat başkanı İsmail Şükri, kıdemli IŞİD komutanlarının Suriye ve Irak’taki hava saldırıları sonrası Libya’ya geçtiklerini ve onların Libya’yı “güvenli bir cennet olarak” gördüklerini ifade etti.

Bu hafta ABD Başkanı Barack Obama, yabancı savaşçıların Libya’ya geçişinin artışı hakkında güvenlik yetkilileri ile yaptığı toplantı sonrası uyarıda bulundu: “Biz ve bizim yabancı ortaklarımız ve müttefiklerimiz, teröristlerin Suriye ve Irak’a ulaşmasını engellemekteyken, Libya’ya yönelen IŞİD savaşçılarının sayısında bir artış görmekteyiz.”

Fakat IŞİD’ in Libya’daki gerçek gücü tartışmaya açıktır. Mesela bu hafta Reuters’ dan Aidan Lewis ve Ahmed Elumami tarafından yayınlanan raporlar, IŞİD’ in yerel destekten yoksun olduğunu ve onun vahşi uygulamalarına karşı giderek kinin büyüdüğünü hatta bazı yerlerde IŞİD karşıtı ayaklanmalar da çıktığını gösterdi. Aynı zamanda örgüt Bingazi’de ve Sabratha’ nın batısında aldıkları yenilgilerden ötürü büyük oranda zayiat verdi.

Libya’da IŞİD’ e karşı yapılan uluslararası eylemlerin ivme kazanmasıyla beraber örgütün ülkeyi sadece sığınak olarak kullanmak istediği sorusu akıllara geliyor. Bununla birlikte, IŞİD’ e bağlı örgütler Afganistan ve Mısır gibi diğer yerlerde farklı seviyelerde yayılma ve genişleme başarısı gösterdi. Buna ilaveten IŞİD’ in Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdiği vahşi eylemlerden bile daha acımasız şeyler yapabildiklerini kanıtlayan ve halifeliğe biat ettiklerini deklare eden Nijerya kökenli terör örgütü Boko Haram’ ı da belirtmek gerekir.

Irak’a geri dönersek, Mustafa Habib kurtarılmış bölgelerde de sorunların bulunduğu söylerken su ve elektrik sıkıntısına ek olarak en büyük sorunun bölgenin güvenliğini garanti altına alacak yerel güvenlik güçleri eksikliği olduğunu söyledi ve ekledi: “Şuanda bölgede aşiretler arasında intikam çatışmaları gerçekleşiyor.”

Önümüzdeki ay Suriye ve Irak’ta IŞİD’ in sonunun başlangıcına tanıklık edip etmeyeceğimiz konusunda temel gösterge olacak. New York Times’a konuşan Musullu emekli mühendis Obaida Nama için örgütün çöküşünü tek bir şey müjdeler: “ IŞİD kendi sonunun başlangıcını hazırlarsa çöküş gerçekleşir.”

 

Not

Editörün notu: İmanın ilk şartı olan Şehadetin, kendilerine İslam Devleti diyen cihat örgütü tarafından bayraklarında resmetmeleri Müslümanlar için talihsiz bir durumdur. Ateşli IŞİD bayrağının üzerinde bulunan görüntü, İslam üzerinde bir tebliğ değildir.  

 

Asıl Kaynak : http://www.theworldweekly.com/reader/view/magazine/2016-04-14/is-end-of-the-beginning/7521

 

 

 

 

 

 

 

                          

 

 

 

Kaan Serhat Özkaya

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ERMENİ SOSLU SEVR YEMEĞİ
Pazartesi, 03 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

180 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi