Güncel

BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ HAREKETİ

Yeşiller Partisinin öncülüğünde Alman Partilerinin, asılsız Ermeni iddialarının onaylanması için Alman Federal Meclisine ortak bir önerge vermesi üzerine 617 Türk Aydının oluşturduğu BTM platformunun hazırladığı bir mektubu Alman Federal Cumhuriyeti Milletvekillerine gönderilmek üzere Kızılay Güven Parkta 18.5.2016 tarihinde “Almanya Ermenilerin Yalanına Kanma” adlı bir protesto ile  gerçekleştirdi. Alman Federal Cumhuriyeti Milletvekillerine gönderilen mektubunun metni aşaıdadır.
 
Pek Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,
Asılsız Ermeni iddialarının Federal Parlamentoda görüşülmesi için çalışmalar yapıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Uluslararası hukuk, barış, istikrar ve güvenlik açısından bazı bilgileri dikkatlerinize sunmak isteriz.  
Ermeni Meselesi Ne Zaman Başlamıştır, Gerçeği Nedir?
Ermenilerle Türklerin irtibatı 11. YY'da başlamış ve iki halk 19. YY sonuna kadar, kardeşçe ve huzur içinde yaşamıştır. Ermeni sorunu, 1774 Küçük Kaynarca ile 1878 Berlin Antlaşmalarına konan ve Osmanlı Devletinin içişlerine karışılmasına imkan veren "Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya, Ortodoks Ermenilerin koruyucusu olacak ve bu konuda Osmanlı reformlar yapacaktır" şeklindeki madde ile başlamıştır. Adı geçen bu devletler tarafından "Size Anadolu'da devlet kurduracağız vaadiyle" aldatılan Ermeniler teşkilatlanmaya başlamışlardır. Nitekim, 1885'de Ramgarvar, 1886 yılında Hınçak ve 1890 yılında Taşnaksutyun (şu anda Ermenistan'ı yöneten parti) silahlı isyan komiteleri kurulmuştur. İlki 1860'da Zeytun (Maraş)'da başlamış olan isyanlar, aralıksız olarak I. Dünya Savaşına (1914) kadar sürmüştür. 1914'de Osmanlı Devleti yedi cephede savaşırken, silahlı Ermeni çeteleri savunmasız kalan masum halka , (çocuk, kadın, yaşlı demeden) yaygın katliam ve etnik temizlik yapmaya ve devleti arkadan vurmaya başlamıştır. Askeri depolar basılmış, ordunun ikmal yolları ve telgraf hatları kesilmiştir. Bu dehşet karşısında sayıları 1,5 milyonu bulan vatandaşlar batıya göç etmişlerdir. Oluşturulan 160 bin silahlı Ermeni birliği ise, düşmanın saflarında yer almıştır. Ciddi bir güvenlik sorunu oluşturan bu sorunun çözümü için silahlı Ermeni çeteleri ile potansiyel isyancıların savaş alanından, devletin başka bir bölgesine taşınması öngörülmüştür. Savaş şartlarında yaşanan bu zorunlu göç sırasında acılar yaşanmış; Osmanlı Devleti her türlü tedbiri almasına rağmen, büyük kısmı salgın hastalıklar ve yol şartlarından, çok azı da intikam ve eşkıya saldırılarından dolayı ölümler meydana gelmiştir.
Savaş 1918'de sona erdiğinde, eski yerlerine dönen Ermeni silahlı isyancılar 1920'ye kadar çok daha büyük sayılara varan yaygın ve vahşiyane katliamlar yapmışlardır. Azerbaycan Türkleri ile birlikte bu sayının 2.565 bine ulaştığı hesaplanmıştır.   
Ermeni Tarafı Anlaşmaları Tanımıyor, Terörü Yeniden Başlatıyor
Son olarak Kazım Karabekir Paşanın komutasındaki askeri birlikle savaşarak yenilen Ermenilerle 1920 Gümrü ve Moskova, 1921 Kars ve nihayet 1923 Lozan Antlaşmaları ile bugünkü sınırlar çizilerek barış yapılmıştır. Buna rağmen, 50 yıl sonra Ermeni terör örgütü ASALA ortaya çıkmış, 1973-1985 arasında batılı 21 ülkenin 38 kentinde 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör saldırısı yapmıştır. Bu saldırılarda 44 vatandaşımız (diplomatlar ve yakınları ile siviller) ve 9 yabancı uyruklu kişi hayatını kaybetmiş; 133 yurttaşımız ile 66 yabancı da yaralanmıştır. Ülkemizin bütünlüğünü hedef alan bu bölücü terör eylemleri, 1984'de PKK'ya devredilmiştir.
Ermeni Terörü Durmuyor
Ermenistan, 1992'de Rus motorize alayı ile birlikte bir gece saldırısıyla Azerbaycan'ın Karabağ bölgesini işgal ederek, Hocalı kentinde vahşiyane katliamlar yapmıştır. Hocalı'da 613 kadın, çocuk ve yaşlı katledilirken, binlercesi esir edilmiş ve bir milyondan fazla Azerbaycan Türk'ü sürgün edilmiştir. Azerbaycan topraklarının %20'si halen Ermenistan'ın işgali altında bulunmaktadır.
1992'de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan, anlaşmalarla belirlenen sınırları tanımıyor.  Anayasasında, Türkiye Cumhuriyetinin 14 ilini "Batı Ermenistan" ve Ağrı dağını da devlet armasında sembol olarak göstermek suretiyle, Türkiye'den toprak talep ediyor. Uluslararası hukuku ve insan haklarını tanımayan Ermenistan bu saldırgan tutumuyla cezalandırılması gerekirken, bazı batı ülkeler tarafından destekleniyor.  
İki Asırlık Meselede, Son Çözüm Mercii Olan Hukuk Ne Diyor?
  1. Osmanlı Mahkemelerinde Yargılamalar: Zorunlu göç sırasında ihmal gösterdiği, saldırganlarla işbirliği yaptığı iddiasıyla  1397 görevli Divan-ı Harp'te yargılanarak 67'si idam, diğerleri çeşitli ağır cezalara çarptırılmıştır(1916). Katliamı planlayan bir devlet, kendi memurlarını böyle bir cezaya çarptırabilir mi?  
  2. İngiliz Kraliyet Başsavcısının kararı: İngiltere tarafından 1919'da uluslararası bir mahkeme kurularak  bir kısım İttihatçı ve aydınlar Malta'da toplandı; başına da İngiliz Kraliyet Başsavcısı Woods getirildi.  Savcı,  Osmanlı, İngiltere, ABD, Mısır ve Irak arşivlerini iki yıl araştırdı, sonunda soykırım yapıldığını dair delil bulamadığı için 29 Temmuz 1921'de takipsizlik kararı verdi. Bu karar çok önemlidir, itirazı da mümkün değildir. (Ek: 1)
  3. Avrupa Adalet Divanının kararı: Fransa'daki bir Ermeni derneği, "Avrupa Parlamentosu 'Türkiye soykırım yaptı' kararı aldığına göre, AB adaylık statüsü dondurulmalıdır." İddiasıyla dava açtı. Divan 29 Ekim 2004 tarihli kararında;  "Avrupa Parlamentosu (AP)'nun 1987 yılında aldığı Ermeni Soykırımı ile ilgili kararın siyasi olduğunu, bunun hukuki alanda hiçbir geçerliliği olmadığını" hükme bağlamıştır.
  4. Fransız Anayasa Mahkemesinin kararı: Patrick Deveciyan'ın hazırlayıp 2006 yılında Fransız parlamentosunda kabul edilen ve "Ermeni soykırımı yoktur" demeyi suç sayan kanun, Fransa Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.
  5. Uluslararası Adalet Divanını tehcirin soykırım sayılamayacağına ilişkin kararı: Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Hırvatistan'ın, 1999 yılında Yugoslavya Federal Cumhuriyeti aleyhine açılan davada; "...bir gruba mensup kişileri bulundukları yerden başka bir yere zor kullanarak da olsa, tehcir etmenin soykırım sayılamayacağına" karar vermiştir.
  6. AİHM Büyük Mahkemesinin kararı: AİHM Büyük mahkemesi Perinçek-İsviçre davası konusunda verdiği 15.10.2015 tarihli kararda;  "Hukuka ait konularda siyasetçilerin karar veremeyeceğine, düşünce hürriyetini kısıtlayamayacağına ve 1915'te yaşanan zorunlu göçünün soykırım olarak sayılamayacağına" hükmetmiştir.
Bu yargı kararlarına ve tarihi akışa rağmen hâlâ Türklerin suçlanması hukuka saygısızlıktır. Parlamento gibi siyasi kurumlar, kendilerini yargı yerine koyamazlar; hüküm yargınındır. İki asırdır aldatılan Ermeniler gerçeği kabul ederek düşmanlıktan vazgeçip, Türklerle eski devirlerdeki gibi dost olmanın yollarını aramalılar. Türk Milleti her zaman barışçı niyetini göstermektedir.
Federal Almanya Meclisinin Pek Muhterem Milletvekilleri;
Sizlerden, "Yargıya ait bir konuda biz siyasiler karar veremeyiz" diyerek, asılsız Ermeni iddialarını reddetmenizi bekliyoruz. Şimdiden anlayışınıza teşekkür ederiz.
Saygılarımızla.
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


ERMENİ SOSLU SEVR YEMEĞİ
Pazartesi, 03 Mayıs 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

218 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi